Mehmet FARAÇ

Artık 3 tane PKK var!..


Mehmet FARAÇ
8 Ekim 2011 Cumartesi 02:23
Başlığa bakıp sakın aldanmayın, aslında PKK çizgisinde eylemler yapan 6 birim var...
Terör örgütünün İran’daki kolu “Kürdistan Özgür Yaşam Partisi” PJAK’ı saymıyorum... Bu birim Tahran yönetiminin operasyon baskısı altında ayakta durmaya çalışıyor!..
Öcalan’ın Suriye’de yapılandırdığı ancak Şam yönetiminin baskısıyla iyice enterne olan “Demokratik Birlik Partisi”ni de (PYD) bir tarafa bırakın...
Çünkü 2010 yılının Temmuz ayı başında bu birimin en etkin olduğu Afrin, Haseki, Halep, Rakka ve Kamışlı kentlerinde eş zamanlı yapılan operasyonlarda, 10 militanın öldürülmesi 400’ünün de gözaltına alınması PYD’ye büyük darbe vurdu!..
Peşmergelerin baskısı altında artık varlığı bile anlaşılmayan Kuzey Irak’taki “Kürdistan Demokratik çözüm Partisi” PÇDK ise tabelasını bile duvarda tutmakta zorlanıyor!..
Ancak Türkiye’de artık giderek hareketlenen üç PKK var...
Asıl PKK, son 20 gün içinde yürütülen hava operasyonları nedeniyle hareket kabiliyetini ciddi oranda kaybediyor...
PKK’nın çatı örgütlenmesi KCK, ilk hava saldırısında 3, 24 Eylül’deki saldırıda ise 5 militanın öldüğünü duyursa da, Genelkurmay yetkilileri, Kandil Dağı çevresinde öldürülen terörist sayısının 100’ün üzerinde olduğunu açıklamıştı.
Örgüt, 11 Eylül’de Şemdinli’de polisle girdiği 4 saatlik çatışmanın dışında güvenlik güçleriyle artık karşı karşıya gelmemeye çalışıyor!..
Sınırın hem içinde hem de dışında barınma güçlüğü çeken militanlar genellikle yol kesme, kimlik kontrolü, taciz ateşi ve kırsaldaki karakollara yönelik baskınlarla varlığını korumaya çalışıyor.

Milis yapısı harekete geçti!..
PKK, “milis” diye nitelendirdiği sivil lojistik elamanlarını Öcalan’ın 1999’da yakalanmasının ardından örgütlemeye başladı.
Aslında örgüt kente inen teröristlerin saklanması ve lojistiğinin sağlanmasının yanı sıra istihbarat amaçlı kullanmak istediği bu birime en çok da Hizbullah’ın etkin olduğu 1990-1995 döneminde gereksinim duymuştu!
Çünkü kent birimi olmadığı için dinci örgütün 1990’lardaki taarruzuna etkili yanıt veremeyen PKK, çok sayıda  sempatizanı ve destekçisini Hizbullah’ın ya da onların deyimiyle “Hizb-ul kontra”nın Takarov ve satırla gerçekleştirdiği saldırılarda kaybetmişti.
Bir milis yapısına yönelik gereksinim işte PKK ile Hizbullah arasında neredeyse 600 kişinin öldüğü o çatışma döneminde yoğunlaşmıştı.
PKK “milis” yapısını uzun süre telafuz etmedi. Hatta ben 5 yıl önce bu yapıya yönelik yazılar yazmaya başladığımda, Genelkurmay’ın rahatsız olduğu gazete yönetimince bana iletilmişti.
Oysa bu sözcük daha sonraları bizzat dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt tarafından kullanıldı. Büyükanıt ilk kez Nisan 2007’deki basın toplantısında bu sözcüğe vurgu yaparken şöyle demişti:
“Milis güçleri ve işbirlikçilerinin etkisiz hale getirilmesi...”
PKK ise “milis” adını 2008 yılından itibaren kullanmaya başladı. Örgütün ajansı, 4 Temmuz 2009 tarihli haberinde, 1997’de tedavi için gittiği Erbil’de kaybolan İsmail Kayaş için “PKK’nın milis gücü olarak çalışan” demişti!
Ajans aynı tarihlerde, Mahmur Kampı’nda barınan destekçilerini de “milis” olarak adlandırmaya başlamış ve bunlardan 9’unun çeşitli dönemlerde öldüğünü duyurmuştu!
Son dönemde Kandil Dağı ve çevresindeki kamplara yoğunlaşan hava operasyonları işte bu “milis” yapısının etkinliğini arttırdı. Bu birime bağlı militanlar kentlerdeki eylemlerde daha aktif rol olmaya başladı.
Siirt ve Bitlis’teki polis okulu baskınları, Hakkari ve Yüksekova’da 10’a ulaşan cinayetler, Siirt’te 4 genç kızın 200 kurşunla öldürülmesi. Diyarbakır’da iki polisin sokakta şehit edilmesi ve son olarak Batman’da hamile bir anne ve kızının katledilmesi de milislerin eylemleri!

Şiddetin üçüncü ayağı!..
PKK’nın iki numaralı ismi Murat Karayılan son olarak önceki gün TAK yani “Kürdistan Özgürlük Şahinleri” diye adlandırılan grupla ilişkilerinin olmadığını söylese de, bu birim de 3.PKK gibi faaliyetlerine devam ediyor.
Aslında TAK hem eski PKK’lılardan hem de Batıya kaçmış milislerden oluşuyor. Zaten TAK’ın internet sitelerinde de, örgütün “eski PKK’lılardan oluştuğu” açıkça yazıyor.
Geçtiğimiz cumartesi günü Aydınlık’ta yayımlanan “TAK’ır TAK’ır TAK’iye” başlıklı yazımda da vurguladığım gibi, PKK’den ayrılarak (Partiya Welatparezen Demokraten Kürdistan- PWD) yani “Kürdistan Yurtsever Demokrat Parti”yi kuranlardan Hıdır Sarıkaya da, bu birimin Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Osman Öcalan tarafından 1 milyon dolarlık bütçeyle oluşturulduğunu açıklamıştı.
Kimilerinin “PKK’nın JİTEM’i”, kimilerinin ise “Kürt intikam tugayı” diye tanımladığı bu birim, Ankara’da bir araca yerleştirilen ve 3 kişinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırının ardından direkt Karayılan tarafından uyarılsa da, etkinliğini giderek artıracağa benziyor.
Evet, PKK’nın “vur ama üstlenme” taktiğini kullanan bu birimi sahiplenmesi tabi ki beklenemez!..
Ancak bu birimin PKK’dan bağımsız hareket etmesi de; örgütle en azından duygusal ve fikirsel bağı olmadığı anlamına gelmiyor!.. Çünkü PKK’den kopuk hareket eden tüm birimlerin tek çabası PKK’yı güçlendirmek!..
Yani anlayacağınız sınır dışındaki PJAK, PÇDK, ve PYD direkt olarak etkilemese de, PKK-TAK-Milis üçlüsü Kürt hareketini şiddet sarmalında sürüklemeye devam ediyor!..

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star