Mustafa GÜNEŞ

ASLAN, TİLKİ, KÜRTLER VE TÜRK DEVLETİ


Mustafa GÜNEŞ
23 Ağustos 2014 Cumartesi 12:17

Son günlerde Türk Devleti’nin “barış süreci”,Rojava olgusu,IŞİD ve Êzidiler karşısındaki  tavrı, bana,Mecit Dedem’in  çocukluğumda anlattığı  “tilkiyle aslan kardeşliği” masalını hatırlattı.Masal biraz uzun.Ancak  konumuzu çok iyi örneklediği için mümkün olduğunca kısaltarak anlatmaya çalışacağım.

Aslanla tilki arkadaş olmuşlar. Her gün beraberler, hani içtikleri ayrı gitmeyen türünden derler ya…

Bir gün dağın doruğuna doğru gezinti yaparlarken, derin bir yarığın önüne gelmişler. Yarık hem derin hem de epeyce geniştir. Tilki yarığı görür görmez ağlamaya, dövünmeye ve feryadı figana başlamış:

-Allah canımı alsaydı da buraya gelmeseydim! Nerden geldik buraya? Aaah ah. Çabuk dönelim buradan Aslan kardeşim! Bütün yaralarım depreşti!

Aslan, tilki kardeşindeki bu ani trajik değişimi görünce çok şaşırmış:

-Yahu n’oldu Tilki kardeşim? Neden birden bire feryada başladın?

-Sorma Aslan kardeş! Rahmetli babanla buraya bir kaç kere geldik. Bir gün bu uçuruma baktı.Birden bire gerildi.Ta oraya kadar geri çekildi,gözleri çakmak çakmak kükremeye başladı.Pençelerini kayalara vurdukça kayaları parçalıyordu.Kükremesi bütün dağda yankılanıyordu.Çekildiği yerden  gerildi  ,gerildi ve bir ok gibi fırlayarak bu uçurumun karşı tarafına atladı!Aaaah ah rahmetli yiğit kardaşam,ah!

Aslan uçuruma baktı, atlanacak gibi değildi. Ama madem o babanın oğluydu kendisi de yapabilirdi, diye geçirdi içinden. Biraz tereddütlü de olsa babasının oğlu olduğunu da göstermek zorundaydı. Tilkiye;

-Hele önce şu feryadı kes tilki kardeş. Üzülme. Ben de o babanın oğluyum. Ben de atlayabilirim.

Tilki;

-Oğlu olmasına oğlusun, amenna! Ama onun hali başkaydı. Boş ver yürü gidelim. Aşağıya inersek sakinleşirim. Atlamaya kalkıp kendine yazık etme!

Ama aslan hiçbir şey yapmadan çekip gitmeyi aslanlığına yediremezdi. O da tıpkı babası gibi geriye çekildi. Kükremeye ve pençeleriyle kayaları kazımaya başladı. Bir yandan da tilkiye dönerek;

-Nasıl kardeşim? Babamın yaptığı gibi oluyor mu? Gözlerim çakmak çakmak oldu mu? Benim de sesim bu dağlarda yankılanıyor mu? Pençelerim babam kadar kaya yırtıyor mu?

Tilki aslanı süzdü;

-Vallah ne yalan söyleyeyim, olmasına oluyor da onun hali başkaydı. Beni dinlersen gel vazgeç bu işten. Sen benim hem arkadaşım, hem de kardeşimin oğlusun. Bana emanetsin. Başına bir şey gelsin istemem.

Tilkinin bu tavrına iyice sinirlenip öfkelenen aslan kükremesini daha da arttırarak bir ok gibi fırlayıp karşıya doğru atladı.

Ancak yarmayı kurtaramadı ve göğsüyle karşı kayaya çarparak uçurumun dibine düştü.

Tilki bir yandan

-Vah, kardeşim, ah kardeşim! Sana atlama demedim mi? Diye çığlıklar atarken, diğer yandan dağın eteğinden aşağı doğru inip aslanın yanına geldi.

Aslan ölmemişti. Ama beli kırılmış. Sırtından arka ayaklarına kadar tamamen felç durumdaydı ve inliyordu. Ama kollarını hala oynatabiliyordu.

Tilki yanına geldi. Felç olduğundan emin oluncaya kadar feryat figanını sürdürdü. Emin olduktan sonra aniden sesini kesti ve hiçbir şey söylemeden aslanın kıçından ısırıp yemeye başladı.

Aslan şaşırdı.

-Ne yapıyorsun tilki kardeş?

-Kusura bakma kardeş. Nasılsa öleceksin. Henüz etin soğumamışken ve öteki yırtıcılar öğrenip üşüşmeden bari kendimi doyurayım dedim.

Aslan düştüğü oyunu anlamış, ancak kıpırdayamıyordu. Birden düşündü. Eğer onu önüne getirtebilirse belki bir pençeyle işini bitirebilirdi.

Yumuşak ve ikna edici bir sesle;

-Haklısın kardeşim. Dünyanın kanunu böyle… Nasılsa ölüyorum. Ama göğüs etim hem daha yumuşak, hem daha sıcak, hem de daha yağlı. Bari lezzetini yitirmeden gel önce buradan başla!

Tilki işinin erbabı, rahat ve emin bir sesle;

-Sağ olasın aslan kardeş! Hiç kendine kahretme. Senin rahmetli babanı da aynen burada böyle kıçından yemiştim.

KISSADAN HİSSE

Bu barış süreci, IŞİD saldırıları ve Rojava Gerçeği başladığından beri bu fıkra aklımdan çıkmıyor.

Bu devlet, tarih boyunca pek çok “Kürt Liderini” tıpkı tilki kardeş gibi aynı oyunlarla halletmişti.

Canpolat Ali Bey, Kör Mir Muhammed, Bedirhan Bey, Yezdan Şir ,Şêyh Ubeydullah,Miralay Cibranlı Halid ve diğerleri aklıma geliyor da…

 

23.8.2014

Mustafa Güneş/URFA

 

 

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık