Mehmet FARAÇ

Ateşin düştüğü yer!..


Mehmet FARAÇ
14 Ekim 2011 Cuma 23:23
PKK’nın eylemlere başladığı 15 Ağustos 1984'ten 2009 yılının Mart ayına kadar geçen sürede, 29 bin 639 teröristin öldürüldüğü ileri sürülüyor!..
Aradan geçen üç yılda öldürülenlerle birlikte PKK'nın kaybının 34 bini aştığı tahmin ediliyor!..
İşte o terör ateşi bu kez, PKK şiddetinin tohumlarının atıldığı bir coğrafyanın tam merkezine düştü!..
Tam 30 yıldır ülkenin her bölgesinde, yüreklere düşen alevin bir parçasıydı o!..
O ateş; şiddet sarmalının gökyüzünde bir azrail gibi dolaşan deviniminin ibretlik sonucuydu!..
Şiddetin geri dönüşünün yaşandığı köy, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın da dünyaya geldiği Urfa'nın Halfeti ilçesine bağlı Ömerli köyüydü!..
PKK'lılar bu köyü eski adıyla "Amara"olarak tanımlıyorlar...
Uzun yıllardır sanki lanetlenmişçesine gözden uzak tutulan bu köy, özellikle son beş yıldır Öcalan'ın 4 Nisan'daki doğum günleri nedeniyle hareketleniyordu!..
Köye akın eden PKK yandaşları, Öcalan'ın evindeki ekmeği ve bahçesindeki toprağı bile adeta kutsallaştırarak talan ediyorlardı!..
Evin çevresinden yükselen çığlıklar genellikle Öcalan'a bağlılığı yansıtıyordu!..
Ancak tam orada; yani Ömerli'de, PKK'nın eylemlere başladığı 1984'ten bu yana ilk kez sloganlara acı ağıtlar da yapıştı!..
Çünkü şiddeti doğuran gücün toprağına, önceki gün ilk kez bir PKK'lının cenazesi indirildi!..

Bumerang!..
4 Ekim'de, Diyarbakır- Bingöl karayolunda sürücülere örgüt propagandası yaparken öldürülen teröristlerden "Hasan Engin" kod adlı Müslüm Göçer, Öcalan'ın doğduğu Ömerli köyünde dünyaya gelmişti!..
Köy girişinde, PKK'yı simgeleyen flamalara sarılı tabutu omuzlayan yaklaşık bin kişilik kitle, Öcalan lehine Türkçe ve Kürtçe slogan atarak yürüdü!..
Televizyonlarda hem şehit cenazelerini hem de öldürülen teröristlerin görüntülerini belki herkesten çok daha farklı bir gözle izleyen Ömerli halkı, bu kez tam ortalarına düşen ateşe oldukça yakından tanıklık ettiler!..
BDP milletvekili İbrahim Binici ve Abdullah Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan'ın da katıldığı cenaze töreninden geriye terörün çığlığa dönüşmesi kaldı!..
Ömerli'de yüksek öğrenim gören çok az gençten biri olan Göçer, köylüsü Öcalan'ın izinden gitmeye karar vermişti!..
Ne ilginçtir ki, tıpkı Öcalan gibi "tapu kadastro" üzerine eğitim görmek için Erzincan'da yaşarken gözaltına alınmış, 11 ay cezaevinde kaldıktan sonra PKK'ya katılmıştı!..
PKK'nın eyleme başlamasından itibaren Öcalan'ın çok sayıda hemşehrisinin çatışmalarda ölmüş olması ihtimali çok yüksektir!..
Ancak ilk kez bir köylüsü onun yaktığı terör ateşiyle, onun doğduğu topraklarda mezara düştü!..
Şiddet bir bumerang gibi, Öcalan'ın doğduğu toprakların  tam merkezine geri dönmüştü!.. Hem de bir tabutun içinde!..

Merhametin gözyaşları!..

Karşımızda, başlarına takke, cami önlerine ise kutu koyup para toplayan sıradan din istismarcıları yok!..
Anadolu kentlerinde yaşanan "yeşil sermaye"vurgunundan da belli ki, öyle çetrefilli bir mekanizma da bulunmuyor karşımızda!..
Çünkü dinin siyasallaştırılmasıyla geliştirilen tezgahın çarkları tanıdıktır; inanç-siyaset-rant!..
Bu kez gurbete düşmüş inançlı kesimleri camilerde ve cemaat merkezlerinde din istismarıyla sömüren ve sırtını siyasete dayamış geniş çaplı bir organizasyon var karşımızda!..
25 Nisan 2007'de, Almanya'da Deniz Feneri ile ilgili başlatılan operasyon işte bu organizasyonun ulaştığı boyutları gözler önüne sermişti.
İddiaya göre Alman savcı "Asıl failler Türkiye'de"demiş ve  Deniz Feneri'nin topladığı 41 milyon Euro'nun 17 milyon Euro'sunun Türkiye'ye gönderildiğini söylemişti!..
Üstelik bu lojistik tezgahta, devletin kritik birimlerindeki kimi bürokratların kuryelik yaptığı da ortaya çıkmıştı!..
Savcıya göre takkeli kuryelerin taşıdığı bu paranın 8 milyon Euro'su Türkiye'deki Deniz Feneri'ne aktarılmış gerisi ise ne hikmetse kaybolmuştu!..
Yani merhameti insafsızca sömürenler; arkalarında gurbetteki tere bulaşmış gözyaşından başka iz bırakmamıştı...

Köstebek mi vicdan mı?..

Tablo bu kadar net işte!.. Gurbetteki inançlı insanların kandırılarak tüm birikimlerinin talan edilmesi kadar, toplanan milyonlarca euronun kaybolması da vahim!..

AKP istediği kadar Deniz Feneri ile organik bağı olmadığını iddia etsin...
Hükümet yandaşı medya istediği kadar Deniz Feneri vurgunu ve arkasındaki karanlık işbirliğini örtbas etmeye çalışsın!..
Zanlıların korunmasına yönelik çabalar, gurbetçi Müslümanların vicdanlarını 4 yıldır yaralamaya devam ediyor...
Şimdi de, Almanya-Ankara hattındaki bağnazlık tezgahında bir köstebek vakası çıktı ortaya!..
AKP hükümetinin çok önemli bir ismi Beşir Atalay, Deniz Feneri soruşturmasıyla ilgili bazı arama kararlarını yandaşlarına sızdırmakla suçlanıyor!..
AKP'liler kendilerini "muhafazakar demokrat"diye tanımlıyorlar ya; bu tanımlama bile kul hakkı yiyenlerin üzerine acilen gidilmesini gerektiriyor...
Annesinin mezarında gözyaşı döken Başbakan Erdoğan, muhafazakarlığın yareğindeki kanamayı da bir an önce durdurmak zorundadır!...
Erdoğan; merhamete çamur bulaştıran tezgahı salt inancı gereği bile olsa, acilen dağıtmakla yükümlüdür... Hem de ucu nereye uzanırsa uzansın!..
Çünkü Hz. Ömer'in adaleti bunu emrediyor!.. Aksine köstebek-vicdan ikilimine sıkışarak, "benim hırsızım iyidir" diyenler haklı çıkar ki; o din açısından daha da vahimdir!..

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık