Bermal MELİK

Avrupa Birliğinde Son Durum


Bermal MELİK
12 Aralık 2011 Pazartesi 00:01
2011 yılının son ayına girdik. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi, bu yılın bilançosu da ‘tatsız’. Gerek Avrupa birliğinde gerekse AB-Türkiye ilişkilerinde manzara pek iç açıcı değil. Önce İrlanda ve Portekiz’de, ardından Yunanistan, İtalya ve İspanya’da hükümet değişikliklerine yol açan mali krizin, nereye varacağını kestirmek zor. Avrupa Birliği son yıllardaki mali krizden dolayı etrafını görecek durumda değil.Bu da Türkiye için, 2012 yılının da farklı geçmeyeceğinin mesajını net bir biçimde vermektedir. Avrupa'nın bir türlü, kesin bir dizi karar alıp, yaşanan krizin üstesinden gelememesi, ülkemizdeki kronik AB karşıtlarını çok memnun ediyor. Bu da, son derece doğal. Asıl yeni olan, bu değerlendirmelerin, hem AB yanlıları, hem de hükümet ve bürokratik çevrelerde de duyulmaya başlanmasıdır. "İyi ki bizi tam üyeliğe kabul etmemişler. Adamların şu hallerine bakın, perişanlar." diyenlerden, "Ne işimiz var AB'de, girip de ne yapacağız?" gibi, derin analizler (!) yapanlara kadar, hemen her kesimden yorumlar duyuluyor. Hele giderek yıldızı parlayan Türkiye'nin, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika'da yeni pazarlar bulduğuna dikkat çekenler, Avrupa' ya artık ihtiyaç duymadığımızı dahi söyleyebiliyorlar. Ülkemizin artık yeni seçenekler bulabildiğini, alternatif ülkelerin Orta Asya'dan Uzak Doğu'ya kadar uzandığını, Rusya'dan tüm İslam dünyasına kadar, önümüzün açık olduğunu söyleyenler yanılıyorlar. Geriye dönüp baktığımızda, Avrupa Birliği’nin nice krizler yaşadığını görürüz. Her defasında da, bu krizlerden çıkmasını bilmiştir. Örnekleri saymakla bitmez. Bu defa da göreceğiz. AB bu krizden gereken dersleri çıkaracak, gerekiyorsa para birliğindeki çürük elmaları ayıklayacak ve bir süre sonra kendine çeki düzen verecektir. Avrupa Birliği’nin dağılacağını ileri sürenleri hayal kırıklığına uğratacaktır. Böylesine kârlı bir mekanizmanın dağılmasına kimse izin vermez. Tüm bu kargaşa içinde, AB’nin gündeminde genişleme konusunun, dolayısıyla Türkiye’nin üyeliğinin yakın zamanda yer bulma ihtimali olmadığını, hatırlatmaya herhalde gerek yok... Ama bu umudun tükenmesini gerektirmiyor. Bu duruma bakıp, özellikle Türkiye açısından temel kararlara varmak son derece hatalı olur. Bu bağlamda,  demokrasi açığımızın kapatılmasının tek yolunun da, hala Avrupa Birliği’nden geçtiğini unutmamak gerekir. 2012 yılı için değil ama daha ileri yıllarda, sorunlarını çözen ve Türkiye ile müzakerelere hız vermiş daha güçlü bir AB bulacağız.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık