Şeyhmus İDRİSOĞLU

BABALAR GÜNÜ NEYİMİZE


Şeyhmus İDRİSOĞLU
21 Haziran 2011 Salı 17:32
Dünyada bir babalar günü daha kutlandı. Ben de sabah uyandığımda kızım Zerya beni öperek “babacığım babalar günün kutlu olsun” deyince dünyalar benim oldu, güzel bir duyguydu benim için. Aslında “mutluluğun resmini” çizemem lakin bu anı deklanşöre basıp arşivlenebilirdi.
“Babalar günü dünyada kutlanıyor” diye başladım yazıma. Dünyada, bu sabah kaç hanede coşkuyla, kaç hanede acı ve gözyaşıyla karşılandı, babalar günü. Belki de pek çok hanede bu gün bilinmeden çoğu kimse haberdar olunmadan geldi geçti. Fransa, İngiltere, İsviçre ya da Amerika’daki babalar günü kutlamalarıyla Afrika ve üçüncü dünya ülkelerindeki babalar günü kutlamaları arasındaki uçurum, bu günün kutlanmasındaki trajik ironiyi anlamak için yeterlidir sanırım.
Ayrıca; Buralarda babalar, anneler ya da sevgililer günü gibi özel günlerin hiçbir anlamı olmadığını hepimiz biliyoruz. Kaçımız kaç kez özel bir günde bir şeyler alıp babamızın huzuruna çıkmışız. Uğrayanlar çok, lakin kaçımız bunu anlamlandırıyoruz.
Ülkemiz şartlarına baktığımızdaysa, çoğunluğu yoksul olan halkın, babalar gününü nasıl kutlayacaklarını, eş ve çocukların babalarına küçük bir hediye alamamanın ezikliğiyle belki de göz göze gelmekten bile kaçınarak kutlamaya çalıştıklarını biliyoruz..
Yıllardır süregelen bu kirli savaşta babalarını kaybeden çocukların hangi duygularla babalar gününü kutladıklarını bilen varsa söylesin.
Hangi taraftan olursa olsunlar babaları katledilen, baba sevgisinden yoksun bırakılan çocukların hüznünü biri anlatsın.
Bir kısmı acılı anneleriyle birlikte babalarının mezarına gidip birer fatiha okuyarak az da olsa teselli bulduklarını biliyoruz. Ama hiç birimiz neden ve niçinlerini soramıyoruz. ,
Kimileri bu teselliyle avunurken, kimi evlere ateş düştüğünü; çünkü babalarının bir mezarının bile olmadığını, kimisinin cesetlerinin bile çok görülüp yok edildiğini düşündükçe kahrolmamak mümkün mü? Neticede insan duyguların temsilcisidir.
Bir de bölgemizde katledilen, daha baharına gelmeden intikam alırcasına infaz edilen çocuklar... Onların babaları geldi aklıma. Sabah uyandıklarında yanaklarına öpücük kondurarak, kendi ana dileriyle, ”Bawémın Rojbava te piroz be” ( baba, babalar günün kutlu olsun) demelerini hayal etmişlerdir.
Ama onlar yoktu artık, zalimin zulmü neticesinde vahşîce ciğerlerinden koparılıp alınmalarının acısını ancak yaşayanlar bilir.
3 yaşındaki Fatih Tekin, 7 yaşındaki Enes Ata, 1Oyaşındaki Abdullah Duran
8yaşındaki İsmail Erek, 17 yaşındaki Mahzun Mızrak, 18 yaşındaki Mehmet Akbulut ve daha bilinmeyenler.
Ve daha onlar gibi nice çocuğun babasının gizli gizli ağlayışını hissetmeye çalıştım. Sırf tüketimi tetikleyip ekonomiyi canlandırma uğruna, bunca insanın acısına saygısız davranan bir ülkede yaşamanın duyarlı insanları aşağılamakla eş olduğunu ve bu tip günlerin sunîliğinden utanmamız gerektiğini düşünüyorum.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık