Adalet YILDIRIM

BAHÇE SANATI (2)


Adalet YILDIRIM
10 Ağustos 2012 Cuma 12:32

ESKİ MISIR BAHÇE SANATI

Bu yazımda bilinen en eski ugarlıklardan biri olan eski Mısır Bahçe Sanatı’nı sizlere tanıtmaya çalışacam. Eski Mısır birçok kişide büyük merek uyandırır. Bu gizemlerle dolu eski uygarlık piramitleriyle, mumyaylarıyla, hiyeroglif (resim yazısı), firavunlarıyla (mısır kralların ünvanı) ve daha birçok özelliklerinden dolayı insanların hep ilgisini çekti ve çekmeyede devam ediyor. Yukarda yazdığımız özelliklerden dolayı eski Mısır uygarlığı Hollywood’un da birçok filmine konu olmuştur.

Eski Mısır’ın Bahçe Sanatı’na geçmeden önce isterseniz önce bir Mısır’ı ve ona yaşam veren Nil Nehri’ni tanıyalım. Mısır kıta olarak kısmen Asya, kısmen de Afrika kıtasında yer alır. Mısır, doğu ve batıda çöller,  güneyde çavlanlar

(Irmak ve çayların yüksekten aktığı yere verilen ad.) ve dağlarla, kuzeydeyse Akdeniz’le korunuyor. Bu coğrafi özellik sayesinde Mısırlılar, oldukça erken bir dönemde yaklaşık üçbin yıl kadar yaşayacak bir uygarlık kurmayı başardılar.

Bir önceki yazımda Mezopotamiya’da kurulan uygarlıkların bahçe sanatında bahsetmiştim. Mezopotamya bulunduğu coğrafi konumdan dolayı işgallere maruz kalıyordu. Kurduğu görkemli uygarlıklar bu yüzden uzun sürmüyordu ve gelen işgalciler tarafından çoğu kez ya yok ediliyor, ya da işgalcilerin kültürüne karışıyor ve ne yazı ki zamanla önemini yetiriyordu. İşte bu nedenlede Babilin Asma Bahçeleri,Mısırlıların Piramitleri gibi günümüze ulaşamadı.

Ha bu arada hazır piramitlerden bahsetmişken onlara değinmeden geçemiyeceğim. Bilindiği gibi pramitler Mısırlıların kralarına yaptıkları anıt mezarlardır. Mısırlılarda din yaşamın merkezindeydi ve ölümden soraki yaşama inandıkları için kralları öldükleri zaman onları önce mumyalayıp sonra dünyada ihtiyaç duydukları birçok eşya ve servetleriyle birlikte bu görkemli pramitlere gömülüyorlardı. Piramit hangi firavun için yapılmışsa yılda iki defa güneş o firavunun mezarı bulunduğu odaya giriyordu; biri firavunun doğduğu gün, diğerde firavunun tahta çıktığı gün. Bu piramitlerin yapılmasının bir diğer nedeni de eski Mısırlıların taptıkları Güneş tanırıs Ra’yı temsil ettiği ve Mısırlıların bu piramitlerin cennete çıkılan bir merdive sanmalarıydı.

Bu piramitlerden en ünlüleri, Mısır’ın Gize kentinde bulunan piramitlerdir. Hani birçok filmde, belgeselde ve turistlerin hatıra fotoğrafların arka fonunda bulunan şu üç piramit var ya, işte onlardan Keops Piramidi olan ve dünyanın yedi harikası listesinde yer alan bu piramitin en büyük özelliği, listede bulunan diğer altı eserin günümüzda sadece yazıtlar ve resimlerde olmasına karşın Keops Piramidi hala ilk gün gibi dimdik sapa sağlam ayakta olmasıdır.

Bu piramit Firavun Khufu ( Keops) tarafında M.Ö. 2560 yılında yapıldığı ve yapımının 20 yıldan fazla sürdüğü sanılmaktadır. Keops Piramidi yapıldığında 145,75 metre yüksekliğideydi. Bu özelliğiylede piramit yapıldığından itibaren 43 yüzyıl boyunca dünyanın en yüksek yapısı olark kayıtlara geçmiştir.

Evet; şimdi gelelim Nil’e; Yunan Tarihçi Herodotos (Herodotos’un Tarihi) adlı kitabında Nil’in Mısır için önemini şu sözlerle ifade etmiştir ‘Mısır Nehrin armağanıdır, Mısır Nil’dir’ demiştir.

Şimdi Nil Nehri’ni biraz tanıyalım. Nil 6648 kilometre uzunluğuyla dünyanın en uzun nehridir.  Bu nehir üç koldan gelen nehirlerle oluşur.  Bu kolların ilki Etopya Dağları’nda doğan Atbara, ikincisi Mavi Nil ve üçüncüsü de Ekvator Afrika’sındaki Albert ve Victoria göllerinden gelen Beyaz Nil denilen nehirlerin birleşimi sonucu oluşur.

Nil Mısır’da büyük bir S-kavisi yapar ve kurak Mısır çöllerine yaşam verir.  Mısır’a çok az yağmur yağardı ve Mısırlıların tek su kaynağı Nil Nehriydi. Hani bir söz vardırya ‘su; yaşamdır, medeniyettir’ diye.. İşte bu söz tam Nil ve Mısır için söylenmiş sanki.. Eski Mısırlılara yaşamı da, medeniyeti de bahşeden Nil Nehriydi. Nil Nehri eski Mısırlıların bütün yaşamlarına yön verirdi. Başta üretimleri olmak üzere, astronomi, geometri, matematik, din, mimari ve tabiki bahçe sanatına..

Şimdi Eski Mısırlıların Nil Nehri kıyılarına inşa ettikleri piramitlerin bahçelerin değinelim. Eski Mısır’da bahçe formaldı (Resmi, usule uygun ) ve simetrik (iki şeyin birbirine benzemesi ve uyumu) düzende yapılmıştı. Dört köşeli planlı olan bahçeler koruma ve iklim şartları nedeniyle yüksek duvarlarla çevrilmiş, giriş küçük bir kapı ile sağlanmıştı. Bahçenin ortasında ya da iki ucunda dikdörtgen veye T harfi şeklinde havuzlar yapılmıştı. Bahçede bitkiler formal biçimde yer almış olup bahçenin etrafı da yine belirli aralıklaral dikilmiş ağaçlarla çevrilmişti.

Bu bahçelerin en önemli örneği, M.Ö 1502-1407 yılları arasında eski Mısır Kraliçesi Hattshepsut tarafında yaptırılan Dair-el-Bahri Tapınağı’nın bahçesidir. Bu bahçenin hemen hemen bütün elemanları simetrik olarak tasarlanmıştır. Bu tasarım şekli daha sonra başta Yunan ve daha sonra Roma mimarisini etkilemiştir. Simetrik tasarım fikir olarak güç ve ihtişamı simgelediği için birçok mimari yapıda kullanılmıştır.

Eski Mısırın Bahçe Sanatı’nda bahsetmişken, Nilüfer  (Lotus) çiçeğinden bahis etmesek olmaz. Nilüfer çiçeğin ana vatanı Mısır yani Nil Nehridir. Bu çiçek bir su bitkisidir. Nilüfer çiçeğin günümüzde dünya geneline yayılmış yaklaşık 50 türü bulunmaktadır. Eski Mısırlılar başta olmak üzere, birçok doğu kültürü ve inancı Nilüfer çiçeğini kutsal kabul etmiştir. Diğer uygarlıklara sırası geldiğinde değinecem. Ama şimdi Nilüfer çiçeğin eski Mısır kültürüne ve inançlarına etkisine kısaca bir bakalım. Eski Mısırlılar Nilüfer çiçeğine ‘nanufar;  çiçeklerin en güzelli’ derleridi. Bu çiçeğe büyük saygı duyarlardı. Çünkü Nilüfer çiçeği eski Mısırlar için aydınlanmayı, ölümsüzlüğü, alemin yaratılışını ve kutsalığı sembolize ederdi. Nilüfer çiçeğin bütün bu sembolerinden dolayı eski Mısırlılar resmini Firavun II. Ramses’in mezarına işlemişler.

Eski Mısırlıların yaşamları; sanatlarıyla, edebiyatlarıyla, diniyle, bilimiyle, mimari yapılarıyla ve kültürüyle kısaca herşeyi iç içe yaşayan bir topluluktu. Bu size eski Mısırların sadece kendilerini dine ve ilme verip yaşamayı ve eğlenmeyi bilmedikleri gibi bir izlenim vermesin. Aksine Eski Mısırlar yaşamayı da eğlenmeyi de çok iyi biliyorlardı ve seviyorlardı. Bunu nerden mi anlıyoruz?  Piramitlerin duvarlarına Hiyeroglif yazılarında en çok resim ettikleri konuların başında eğlence ve şölen sahneleri geliyordu da oradan anlıyoruz.

Ayrıca Eski Mısırlı bir şairin Papirüs’a (kağıt) yazdığı şu dizede de yarını çok dert etmedikleri anlaşılıyor.

Yarınından ürkerek yatağa girme sakın

Düşünme ertesi gün nasıl geçecek diye

İnsan bilemez yarın neler getirecektir

Tanrı’nın elindedir yarının gerçekleri.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star