Mustafa GÜNEŞ

BALYOZ DAVASINDA MUTLU SON


Mustafa GÜNEŞ
9 Nisan 2015 Perşembe 17:17

         Balyoz Davası”, toptan ve tek kalemde “berat”la sonuçlandı. Böylece 5 yıllık sosyal gerilim son buldu, herkes mutlu, herkes huzura erdi.

        Hükümet mutlu; çünkü askeri kesimden darbe geleneğini kaldıracağım diye başlattığı seferberlik kontrolden çıkmış, generalinden ast subayına kadar yüzlerce insan darbeci diye görevinden alınmış tutuklanmıştı. Bir kaç generalin yargılanması ile halledilecek bir konu çığırından çıkmış, içinden çıkılmaz bir hal almıştı.

        Bu kararla hem saplandığı bu berbat durumdan, hem de bütün kirli ve pis işlerini havale ettiği “Cemaat”ten de kurtulma fırsatı yakalanmış, günah keçisi olarak çöle salınma imkanı elde etmiştir.

        Muhalefet mutlu; çünkü avukatlığını üstlendiği davalıların berat etmesiyle ne kadar haklı oldukları (!) anlaşıldı. Buradan aldıkları gazla iktidara gelme hayalleri bile kurabilirler(!).

        Askeri kesim mutlu; çünkü üzerilerine atılan darbecilik suçundan yargı önünde temize çıktılar. Böylece ele geçiren darbe planlarının orduda değil, uzayda hazırlanıp “harekât odalarına” ışınlandığı anlaşılmış oldu.

Yargı kesimi mutlu; çünkü kolay gibi başlattıkları operasyon ve yargılama, yüzlerce insanın tutuklanmasıyla başlarına sarmış, kurtulmanın yollarını aramaya başlamışlardı. Nihayet Anayasa Mahkemesi durumu ele alıp, toptan hallederek yargının yerle bir olan imajının toparlanmasına yardımcı olmuştur.

Sakın,

-”Yargımızda ‘adalet imajı’ var mıydı ki ?” Gibi şeytani sorular sormayın.

        İşin aslı adaletin ve hukukun tarafı olması gereken yargımız, kuruluşundan beri kendini devletin tarafı ve korumasıyla görevli bilmiş; devlet-yurttaş çelişkisinde geleneksel olarak devletin yanında yer aldığı için karar vermekte hiç bir tereddüt geçirmezken, iş devletin değişik organları arasındaki çelişkiye gelince şaşırıp kalmış, inisiyatifini elden kaçırmıştır.

        OYSA BAL GİBİ DARBE PLANIYDI

        Gerçek şu ki,5 yıldır genişletildikçe genişletilen akıl almaz yargılama karmaşasından böyle bir sonuçtan başka sonuç beklenemezdi. Eğer Cemaat denen ahtapot eline geçirdiği devlet yetkisini doksan yılın kini ve öfkesiyle karıştırmayıp birkaç üst komuta generaliyle sınırlasaydı bunun bal gibi bir darbe planı olduğu anlaşılacaktı.

        Aklı eren her kes bilir ki, askeri kesimde emir ve komutasız bir taburenin yeri bile değiştirtemez. Darbe planı ciddi bir konu… Kuşkusuz darbeler ta Osmanlıdan İttihatçılara, oradan da Cumhuriyet’e kadar geleneksel olarak her zaman üst komuta konseyi tarafından verilen emirle yapılır. Alt kademedeki subay ve astsubaylar da kendilerine verilen emri olağan bir uygulama gibi yerine getirirler.

        Üstelik ordunun geçmişinde darbeler rutin görevler sayıldığından, kanunsuz emir gibi algılanması da söz konusu değildi.

Ama öyle yapmadılar. Yüzlerce insanı içine kattılar. Er ve erbaşlara kadar tutuklamalarla binlerce sayfalık iddianame ve belge karmaşası yaratarak olayı içinden çıkılmaz hale getirip kamu vicdanında da büyük isyanlara sebep oldular.

                GENE KCK VE KÜRTLER ÖZEL EVLAT

        Muhalefetinden tüm sivil toplum kuruluşlarına ve vatandaşla kadar birden bire herkes darbe davaları ve tutuklamalarla uğraştı. Her kafadan bir ses yükseldi. Karşıtı, yandaşı, herkes darbe davalarıyla oturup kalkarken binlerce Kürt evlerinden alınarak tutuklandı.

        Telaffuz edilen rakam 8 bin civarıydı. Hiçbir aktif eylemde bulunmamış, elinde veya evinde bir tek silah yakalanmamış binlerce insan “terör örgütü üyesi” veya “yardım ve yataklık” suçlamasıyla içeri alınıp haklarında 10-20-30 yıllara varan davalar açıldı.

        Binlercesi hüküm giydi. Davları temizde onandı, binlercesi hala içeride. Kimileri 5 yıllarını tamamladığı için tutuksuz yargılanmak için tahliye edildi, ancak haklarındaki davalar sürmekte.

        Ceza evleri dolduğu için yeni ceza evlerinin inşaatına başlandı.

        300-400 yüz darbe tutuklusu için Türkiye’yi ayağa kaldırıp avukatlığa soyunan muhalefet, bu konuda tek kelime, tek beyanat vermedi.

        Oysa bu operasyonların da başrol oyuncusu Hükümet ve ”Cemaat”ti. Burada da binlerce hukuksuzluk, keyfilik, belge üretme veya telefon kayıtlarıyla oynama vardı.

        Çünkü “Cemaat” coşmuştu bir kere ve yüz yıldır bekleyip özlemini çektiği “devlet yetkisini” eline geçirmiş, hıncını ve kinini kusup özlemini gideriyordu. Üstelik bunu herkes gördüğü halde, nasılsa Kürt’türler deyip oralı olmamayı tercih ediyordu. Hatta büyük çoğunluk “bilenen nedenlerle”   içten içe seviniyordu bile...

        Darbe Davalarında hukuk savaşçısı kesilen Anayasa Mahkemesi, konu Kürtler olunca “görmedim, duymadım, bilmiyorum” u oynuyordu.

        Canları sağ olsun.

Kürtler yüzlerce yıldır bedel ödedi. Bütün vahşetlere rağmen  kökleri kazınamadıysa, KCK davaları ile de ne tükenecek, ne yılacak, ne de kökleri kazınacak.

        Bunlar da atlatılacak ve gene bu ülkenin temel problemi olarak orada öylece var olacak ve bu ırkçı devletin başının belası olmaya devam edecektirler.T ki ırkçılığı tarihin çöplüğüne gömünceye kadar.

        Üstelik daha da güçlenmiş olarak…

        Bu Kürt deyimini dedem çok kullanırdı:

        “Serê ku heft seri ne êşandi, bıla dı bın axêde be” (*)

 

(*)  Yedi baş ağrıtmamış baş ,yerin dibine girsin !

       

 

        9.4.2015

        Mustafa Güneş/URFA

 

       

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık