Başkanın konutu sığınma konutu olsun!


3 Ocak 2012 Salı 04:09
 
Mahkeme çıkışı adliye önünde yaşanan arbedeler, ertelenen hukukun yansımalarıdır. Eğer hukuk kişinin hakkını koruyamazsa, mağduriyetin öfkesi kişisel şiddet haline dönüşüyor.
Kişisel hukuk normları, kısasa kısas gibi eğilimler toplumsal hukukun yerine geçmeye başlar.
 
Adli makamlardaki davalar yıllarca sürüyor. Gözaltı süresinin uzun olması ciddi insan hakları ihlalini doğuruyor. Hak ve adaletin terazisi güçlüye doğru kayabiliyor. Hani derler ya Allah düşürmesin, Allah kurtarsın! Çok doğru…
Adli sürecin sonuca ulaşmasındaki arızalar nedeniyle, toplum kendi hukukunu oluşturuyor. Bu yüzden adliye önlerinde, kolluk küvetlerinin gözü önünde şiddetin her türü yaşanıyor. Devletin hukuku yetersiz kalınca kişinin hukuku işliyor. Önceki köşe yazımda bahsettiğim kadının yaşadığı çaresizliğe şahit olmaktan öteye gidemedim.
Eşinden sürekli şiddet gören, evden atılan, darp edilmiş kadınla, Şanlıurfa Baro Başkanı Av. İrfan Güven ve Baronun Kadın Hakları Komisyon Başkanı Av. Güzide Kahraman’ın, bizzat ilgilendiği, davadan çıkan sonuç hayal kırıklığı yaşattı. Şiddet nedeniyle karakolluk olunmuş, evden atılmış kadına devlet sahip çıkamıyor. Adli sürecin işleyişindeki hantallık, ( aile mahkemesine tek hâkimin bakması) kurumlar arasındaki işbirliğinin yetersizliği, en önemlisi bu süreç dâhilinde bile kadının kalacak yerinin ( sığınma evi ) olmaması 4320 sayılı yasanın uygulanmasını zorlaştırıyor.
Hayatıyla ilgili belirsizlik, travma yaşanan kadın ve çocukların kalacak güvenli mekanın olmayışı bireyleri kanıksanmış şiddetle yaşamaya mecbur bırakıyor. Şiddet ortamında büyüyen çocukların da şiddete meyilli birey olacakları aşikârdır.
 Geriye tek yol kalıyor her şeye rağmen kocandır döverde severde evde yaşananlar dışarı yansımamalı… Yansısa ne olacak ki, gerisin geri evine dönmek zorundasın. Bu duruma maruz kalan aile bireyleri mantıklı düşünecekleri ortam olmadığından dolayı şiddete şiddetle cevap vermeye meyillidirler. Özellikle çocukların bu dönemlerde yaşadıkları travmalar nedeniyle ruh sağlıkları bozulmaktadır.  Ailenin uzman yardımıyla hayatını yeniden yapılandırması için koşullar oluşturulmalıdır.
Bu nedenle yerel yönetimler sığınma evi açma sorumluluğundan kaçma lüksüne sahip değiller. Şanlıurfa barosunun konuya duyarlılığı, yanında yargının, emniyetin ve belediyenin de sorumluluk taşıdığı unutulmamalıdır.  Son yıllarda artan intihar girişimleri, kadın cinayetlerine neden olan faktörleri görmezden gelemeyiz.
Benim ve benim gibi bu konulara müdahil olanlara sesleniyorum. Bu şehirde sığınma evi açılana kadar kalınacak en güvenli yer Ş.Urfa Belediye Başkanlığı konutudur. Mağdur olan kadınlar çocuklarıyla beraber kamuya ait ve güvenli olan bu konutta misafir edilmelidir.
Yok, başka çaresi çözüm bekleniyorsa yasal mevzuat yerel yönetimlere sığınma evi açma sorumluluğunu vermişse, bu iş kişilerin keyfiyetine temennisine bırakılamaz.
 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık