Şeyhmus İDRİSOĞLU

BEDİRHAN BEY İSYANI


Şeyhmus İDRİSOĞLU
2 Eylül 2012 Pazar 18:24

1802 Yılında Cizre’de doğan, Bedir Han Bey soyunun Selahaddin-i Eyubi ile birleştiğini iddia edenler vardır. Bazı kaynaklara göre de, Halid bin Velid’in soyundan geldiğini iddia edilen bilgiler vardır.

Bedir Han Beyin Cizre Emir’i olan babası Abdullah Han öldükten sonra. Ağabeyi Salih Bey hâkimiyeti devraldı. Çok dindar olan Salih Bey dünya işlerinden uğraşmamak için görevini Bedir han beye devretti. Böylece Bedir Han Bey genç yaşta Kürdistan beyi oldu.

Bedir Han Bey döneminde, Osmanlının başında, Sultan 2. Mahmut vardı. Sultan Mahmut Sultan Selim dönemindeki yarı otonom durumundaki Kürt beyliklerine sıcak bakmıyordu. 2. Mahmut Kürt liderlerini tanımadığını ortaya koymuş ve onların yerine Kürtlerin başına Türk memurlar atamıştır. Buna rağmen Kürtlerden sürekli asker ve vergi talep ediyordu. Osmanlıya asker ve vergi vermek istemeyen Kürtler sık sık isyan ediyorlardı.

Bu yüzden Osmanlı Bedir Han Beyle ilişkiler kurmayıp cezalandırmak istiyordu. 1838 yılında başına buyruk Bedir Han Beye bir ders vermek için ordularını gönderip Cizre yi abluka altına aldırdı. Ve Bedir Han Bey teslim olmak zorunda kaldı, yetkilerini kısıtladıktan sonra, serbest bırakıldı.

Kürt beyleri içersinde Bedir Han Bey örgütçü, zeki oluşuyla bilinir. Kolay kolay bir araya gelip tek bir bey etrafında toplanmayan Kürt beylerini kendi liderliğindeki beylik etrafında toplanmayı başardı. Osmanlıya karşı Van beyi Mahmut Bey ve kardeşi Abdullah beyi bu birliğe katmaya ikna etti. Hedef Osmanlıya karşı ayaklanmak Kürdistan’ı kurmaktı.

1840 yılında Bedir Han Bey önderliğinde ittifaka giren Kürt beyleri Viranşehir Sincan, Siverek, Diyarbakır, Siirt, Urmiye, Sablah, Musul ve Ravendiz, Osmanlının elinde olan yerleri, Bedir Han Bey kendi egemenliği altına aldı. Bedir Han Bey bu işgalin bir gün büyük devletlerden tepki geleceğini bildiğinden, devlet gibi davranıp ordusunu güçlendirmek için Avrupa’dan  askeri alanda uzmanlar getirip, savaş teknolojileri konusunda eğitim görmelerini sağladı.

Bedir Han Beyin, kişiliği, zekâsı, ihtirasıyla ve idealist bir lider oluşu, Van gölünde gemi yapmasına kadar götürdü. Ordusunu güçlendirmek için her yola başvurduğunu gören Kürdistanlılar Botana akın ettiler ve Kürt ordusu inanılmayacak kadar büyüdü. Ve ülkeye adaleti getirdi.

Tarih 1842yi gösterdiği zaman Bedir Han Bey Kürdistan’daki tüm Kürt beylerini hâkimiyeti altına alıp onlarla ‘’kutsal ittifak’’ adı altında bir anlaşma imzaladı, Kürt beyleri boyun eğmek zorunda kalmıştı. Çünkü hiç biri, Barut ve silah imal eden fabrikalar kuracak, Van gölünde gemi yapacak kadar güçlü değillerdi.

Bedir Han Bey en sonunda 1842 de bağımsızlığını ilan etti. Para bastırıp Cizre’yi başkent ilan etti. Kaynakların hemen hemen hepsinin hem fikir olduğu konu, zamanın en büyük devletlerin de olmayan zenginlik ve huzuru getirdiler

Bedir Han  adeta devlet kurmuştu Şeyhülislam’ı, askeri kumandanları Hazine-i hassa nazırı, yardımcıları o denli güçlüydü ki Osmanlı’dan gelen elçileri bile görüşmeden geri gönderiyor, Sultanı tanımadığını söyleyebiliyordu. Emir bu cüretkar tavırlarının Osmanlı’lar tarafından tepkiyle karşılanacağını biliyordu. ‘‘Erken elde edilen başarı, insanı kararsız ve macera perest yapar’’ Bacon…

Osmanlı bu arada baş durmadı. Bölgedeki misyonerleri, o güne kadar dostça yaşamış Nesturiler harekete geçirdiler. O güne kadar barış içinde yaşayan Nesturiler Bedir Han Bey zararlı çıkacağını bile bile, ayaklanan Nesturilere karşı katliama girişti ve taş üstünde taş bırakmadı..

Daha önce 1838’de Kürtler, Osmanlı’ya karşı savaşırken, Nesturiler Bedir Han Bey’e destek verdiler. Kürtlerin egemenliğinde yaşayan Nesturilere Osmanlı ve Avrupa misyonerler kışkırtmalarına geldiler ve Bedir han 2. saldırıyı 100.000 kişilik ordusuyla 20.000 Nesturi’yi katletti. Osmanlı istediğini yapmıştı, Osmanlı ve Batının tepkisi gecikmedi, İngilizler, Fransızlar ve Ruslar Osmanlı’ya baskı yapıp Bedir han Bey’in cezalandırılmasını istediler. Peki çok zeki olan Bedir han Bey bunları hesaplayamamışmıydı, ne olursa olsun Nesturi katliamı hataydı. Osmanlı büyük bir savaş için cesaret edemiyor ama Bedir han Beyi de Avrupa’nın baskısıyla tutuklayıp Kürt Devletinin oluşumunu dağıtmak istiyordu teslim olmayı ret eden Bedir han Osmanlıyla da savaşmaya can atıyordu Kaymakam Ahmet Beyin ifadesine göre Bedir han Bey ‘’üzerine gelinirse savaşa hazır olduğunu’’ söyleyip beklemiştir

Bedir hanın ikna yoluyla teslim olmayacağını gören Osmanlı, Mısır meselesini halletmiş Osmanlı büyük bir ordu kurup iki koldan 35.000 kişiden oluşan tam teşkilatlı ordu harekete geçti. 35.000 kişilik düzenli orduya 15.000 kişilik ordusuyla karşılık verdi. Bölgenin dağlık olması sebebiyle Bedir Han Bey kuvvetleri galip geldi, bu yolla galip gelemeyeceğini anlayan Osmanlı kuvvetleri, başka yollar aramaya başladılar. Tam bu sırada Kürtlerin tipik hastalığı ihanetçilik devreye giriyor. Bedir Han isyanı istediği gibi giderken. Cizre’yi savunması için görevlendirdiği Yezdan şer, Müşir Osman Paşa’nın vaatlerine kanarak saf değiştirip halkına ihanet etti. Bürü tüs’ten süre gelen ihanet geleneği Kürtlerde de kendini gösteriyordu. Bedir han Bey bu ihaneti ömür boyu unutmayacaktı. Onun yanında kimse Yezdan şer ismini ağzına almayacaktı. Yezdan şer’in ihanet etmesindeki neden kıskançlık, hırs, benlik Kürtlerin hastalığından olmalı.(Bedir han Bey, kendiside 1838 yılında bir Kürt Beyi olan Sait Beye ihanet etmiş Osmanlıya yakalatmıştı)

Bedir Han uğradığı ihanetin şokunu üzerinden atarak harekâta geçti. Cizre’yi tekrar almak için ordusunu seferber etti. Çok geçmeden Cizre’yi geri aldı. Ama fazla sürmeyecekti yorgun düşen orduya Kolera hastalığı bulaştı, Osman Paşa Cizre’yi kuşatıp Bedir Han’ın başkenti bırakıp kaçmasına zorladı. Bedir Han Ewrax kalesine sığındı

Ewrax kalesi 4 gün süren kuşatma sonucu düştü Bedir Hana da teslim olması halinde canına, malına ve ailesine dokunulmayacak sözü verildi. 28 Temmuz 1847’de teslim oldu. Önce İstanbul sonra Girit’e sürgün edildi. Bedir Han Bey ölmeden önce çocuklarını çağırıp vasiyetini söyledi. ‘‘Hepiniz evleriniz de Kürtçe konuşun, eğer onlarla Kürtçe konuşmazsanız Kürtçeyi unutursuzunuz, Kürtçeyi unutursanız Kürdistan’ı unutan benim evladım değildir.’’

SONUÇ

Mir Bedirhan, hiç şüphesiz, Kürt tarihinin en renkli ve önemli şahsiyetlerinden biridir. Onun bu önemi, sadece Kürt tarihindeki ilk ulusal başkaldırıya önderlik etmesinden değil, aynı zamanda Kürt tarihinde eşine az rastlanır biçimde büyük bir alanı hâkimiyeti altına alması ve hükmettiği bölgede her anlamda birliği sağlayabilmesinden de kaynaklanıyor.

Bedirhan Hareketi kimilerinin iddia ettiği gibi feodal nitelikli bir hareket değildir. Bu ayaklanmayı diğer aşiret liderlerinin kendi konumlarını güçlendirmek için çıkardıkları ayaklanmalardan ayrı tutmamız gerekir. Çünkü bu tür ayaklanmalarda, aşiret liderleri, diğer komşu aşiretleri kendisine rakip olarak görür ve öncelikle bunlarla mücadeleye girer. Oysa Bedirhan’ın ayaklanmasında bunun tam tersi bir durum söz konusudur. Bildiğimiz gibi, Bedirhan’ın ayaklanmadan önce yaptığı ilk iş, diğer aşiret liderleriyle bir “Kutsal İttifak” imzalamasıdır. Bu da gösteriyor ki, Bedirhan Bey hareketi aşiretler üstü (ulusal) bir hareketti. Evet, Bedirhan bir aşiret lideriydi; fakat onun salt bu özelliği, yürütmüş olduğu hareketi feodal nitelikli olarak açıklamamıza yeterli kanıt oluşturmaz.

Bedirhan ayaklanmasının tam da tüm dünyada ulusal başkaldırıların ortaya çıktığı bir dönemde cereyan etmesi bir tesadüf değildir. Bu bağlamda, bu ayaklanmayı, öncesindeki feodal Kürt beylerinin çıkardığı ayaklanmalarla bir tutmak yanlıştır. Bedirhan ayaklanması tam manasıyla bir ulusal kurtuluş mücadelesidir.

Bedirhan Bey, öldükten sonra, geride bıraktığı ailesi de boş durmamıştır. Torunları, Bedirhan’ın vasiyetini yerine getirdi mi bilinmez; ama en azından birinci kuşak torunları için bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Zira 1898′de Kahire’de çıkan ilk Kürtçe gazete “Kürdistan”ı, Bedir han Bey’in oğlu Abdurrahman çıkarmıştır. Yine

Bedirhan’ın torunlarından Celadet Ali Bedir han (Emin Ali Bey’in oğlu) ilk Kürtçe Latin alfabesini çıkarmıştır.

Günümüzde yaşayan Bedir haniler, garip bir şekilde, kendilerinin bu soya mensup olduklarını saklamaktadırlar.

Halen yaşayan ünlü Bedir haniler arasında, eski Dışişleri Bakanlarından Emre Gönensay’ı ve “Yaşayan tarih” lakaplı tarihçi Cemal Kutay’ı sayabiliriz.

 

 


YORUMLAR
  • yorum2016-10-10 17:59:09Bülent

    Yazdiklarinin hic bir tutarliliktari yoktur. Yazdigin zat büyük bir Beydir ve Osmanli tarihinin önemli sahsiyetlerindedir. Ama tek gayesi, kendi hükümdarligini kurmakti. Yani bir fasitdir. Dine cok deger veren bir müslümanda olsa, kökeni zanedildigi gibi degil yahudilige dayanir. Süryanileri daha dogrusu Kürt süryanileri katletmis ve kendi halkina ve irkina ihanet etmis bir beydir. Kendini okadar yüce görüyorduki, kendi hutbelerini okutmustur...cok eksik bilgileriniz var..Bunlari arsiflerden ..

  • yorum2016-07-24 10:59:29qqq qqq

    ''Tam bu sırada Kürtlerin tipik hastalığı ihanetçilik devreye giriyor.''
    Seninde tam bu sırada hangi tarafta oldugun devreye gidiyor ayrımcı

  • yorum2016-03-04 19:50:51Emir Azizan

    Hilvan Çermiş Köyünde Hasan Ve Hamit Zengin Cizre Emirinin Torunlarıdır

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star