Osman GEREM

BİR MÜNKER'İ GÖRDÜĞÜNÜZ ZAMAN.


Osman GEREM
23 Eylül 2012 Pazar 05:06

BİR MÜNKER’İ GÖRDÜĞÜNÜZ ZAMAN.

 

Hz.Ebu Said el Hudri (R.A.)’den rivayet olundu. Dedi ki, Hz. Peygamber (S.A.S.) ’ in (mealen) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz bir münkerin (yapılmakta olduğunu) gördüğü zaman onu eli ile değiştirsin. Eğer. (buna) gücü yetmezse dili ile (değiştirsin) .Eğer (buna da) gücü yetmezse kalbi ile (nefret etsin) Bu ise imanın en zayıf (derecesi)dir.” hadis-i Şerifi İmam-ı Müslim rivayet etmiştir.

 

Yüce Dinimiz İslam, hem dünya hayatı ve hem de ahiret hayatı ile ilgili olan bütün prensipleri insanoğlunun hayrı doğrultusunda kayıt altına almıştır. Yapılmasını istediği her emirde ve yasak kıldığı her nehiyde insanın menfaati yönünde hakikatler mevcuttur.

 

Mesela namaza baktığımız zaman, Müslüman’ın iç âlemi ile dış âlemini maddi manevi olarak billurlaştıran özellikleri içerdiğini ve yine bir içki mikrobunu incelediğimizde insanın bütün hayatını tahrip edecek bir kuvvete sahip bulunduğunu müşahede ederiz. Öyleyse, Yüce Rabbimiz’in yeryüzündeki halifeleri konumunda olan biz Müslümanların, dinimizin yüce hakikatlerini bütün imkânlarımızı seferber ederek adap ve usulüne göre insanlara anlatmamız lazımdır.

 

Hz. Resulullah (S.A.S.) bu hadis-i şerifte Müslümanların, yapılmakta olan bir münkeri gördüklerinde takip edecekleri yolun nasıl olması gerektiğini izah buyurmaktadırlar. Aslında

Bu görevi fertlerden ziyade devletlerin yapması gerekir. Velâkin, Cenab-ı Allah’ın yasaklamış olduğu içki, kumar, zina, faiz ve bunlara benzer birçok münker, bugün İslam coğrafyası üzerinde bulunan birçok devletin himayesi altında yapılmakta iken, elbetteki Müslümanların da hayati önem arzeden, münkeri nehyetme görevini ihmal etmemeleri gerekir.

 

Cenab-ı Hakk’ın da Kur’an-ı Mübin’in de “Sizden hayra çağıran iyiliği emredip kötülüğü men’eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”(ali imran s a 104) ve yine “Siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz, iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allah’a inanırsınız.”(ali imran s a 110) mealiyle buyurmuş olduğu gibi bu iş, hayrı mucip kılan çok faydalı bir hizmettir.

 

Yalnız şunu da unutmamak gerekir ki; Peygamberlerin mesleği olan tebligat görevini ifa eden Müslümanların bu işi kitap ve sünnet hudutları içerisinde ve hastayı tedavi etmeye çalışan bir doktor maharetiyle adabına uygun olarak yapmaları gerekir. Aksi halde kaş yapayım derken, onunla beraber gözlere de zarar verilecek olunursa daha da zararlı bir iş yapılmış olacaktır.

 

Bu hadis, münkerin, kötülük ve fenalıkların nasıl değiştirileceği konusunda temel teşkil edici bir özelliğe sahiptir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, iyiliği emir ve kötülükten nehiy görevi, her Müslüman mükellefi kapsayıcı niteliktedir. Bu hadisin ifadesinden ve görevleri sıralayış tarzından, bunu bir kere daha açıkça anlamış oluyoruz. İslam âlimleri, genel anlamda olmak üzere, kötülükleri el ile değiştirmenin yöneticilerin, dil ile değiştirmenin âlimlerin; kalb ile değiştirmenin de bunlara güç yetiremeyen zayıfların, avamın görevi olduğunu söylerler.

Böylece, her seviyedeki Müslüman’a düşen vazifenin bulunduğu ortaya çıkmış olur. Bununla beraber, her seviyedeki insan, bunların hangisine güç yetirirse onu yerine getirir denilmiştir.

 

Müslümanlar, bu görevleri yerine getirecek bir yapıyı kurmak zorundadırlar. Çünkü İslami hassasiyetlere sahip bir yönetim kadrosunu, doğruyu ve yanlışı, iyiyi ve kötüyü öğretip öğütleyecek ilim erbabını ve bu hususlarda duyarlı bir halkı yetiştirmedikçe, vazifelerini yapmış sayılmazlar.

 

İyiliği emir ve kötülükten nehiy vazifesini yapacak olanların, bunlara öncelikle kendilerinin uyması, sözlerinin tesirli olması açısından önemli ve gereklidir.  Bu niteliklere sahip olmayanlar, önce kendilerine emir ve nehiyde bulunur, sonra da başkalarından bunu isterler. Böylece iki vazifeyi birden yerine getirmiş olurlar.

 

Hadisten Öğrendiklerimiz

 

  1. Ma’rufu emir ve münkerden nehiy vazifesini yerine getirecek bir yönetimi teşekkül ettirmek, bu vazifeyi ifa edecek âlimler yetiştirmek ve bir cemaat oluşturmak Müslümanlar üzerine farz-ı kifayedir.
  2. Hangi vasıtayla mümkünse ve hangisine güç yeterse münkeri, kötülükleri onunla önlemek her Müslüman’ın üzerine vecibedir.
  3. Toplumdaki kötülükleri önlemede, genel anlamda olmak üzere, el ile yani fiilen engel olmak yöneticilerin; dil ile yani tebliğ, öğretim, ikaz ve nasihatle engel olmak âlimlerin; kalben buğz etmek, kötülükten nefret etmek ve tiksinmek suretiyle karşı gelmek de halkın görevidir.
  4. İyiliği emir ve kötülüklerden nehiy, İslam ümmetinin müşterek sorumluluğudur.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık