Bir Toplum Uyuyorsa...


31 Mart 2013 Pazar 00:36

Konumuz hırsızlık

Hırsızlık şekil ve yöntemleri sonradan öğrenildiğine göre,

Bu davranışlar doğuştan getirilmemektedir.

O halde insanlar neden bu tür davranışlara yönelmektedirler?

İşsizlik, Açlık, Lüks içinde yaşayanların yaşantılarına özenme,

Öyle yaşamak için amacına götüren her yolu mubah sayma,

Tembellik, Şeytanın ve kötü düşüncesinin tahrikine uymak,

Lüks içinde yaşayanların haksız kazandığına inanmak,

Haset düşüncesi (Onlar neden lüks içinde yaşıyorlar?

Ben neden bu şekilde yaşayamıyorum düşüncesi?) ,

Çekilen sıkıntı ve zorluklardan en kısa zamanda,

En kestirme yoldan kurtulma düşüncesi,

İnanç zayıflığı,

Allah, Cennet, Cehennem inancının olmaması,

Gibi sebepler insanları bu yanlış davranışa sevk edebilir.

 

İslam dini hırsızlığı büyük günahlardan saymıştır.

Başlıca Hırsızlık çeşitleri

Başkasına ait bir malı (şeyi) çalmak.

Bir malı ölçerken, tartarken eksik ölçüp tartmak, eksik vermek.

Devlete ait bir malı kendi çıkarı için özel işinde kullanmak.

Alışverişte hile yapıp müşteriyi kandırmak.

Toplumun ihtiyaç duyduğu malı piyasadan çekmek, pahalanmasına sebep olmak; sonra yüksek fiyatla satmak (Malın değerinin yükselmesi için piyasadan mal çekmek, stokçuluk).

Rüşvet, adam kayırma, makam ve mevkiini, otoritesini kullanarak, Başkalarının malına konmak ve haksızlık yapmak.

Tefecilik ve Gasp ( hazine arazilerini yağmalamak).

Olarak sıralanabilir.

 

Herkesin hırsız olduğu bir ülke de,

Şehrin birisinde gece olunca,

İnsanlar maymuncuklarını ve

Fenerlerini yanına alır ve

Komsusunun evini soymaya gidermiş.

Gün doğarken geri döndüklerinde yüklerini alırlarmış.

Ama her seferinde kendi evlerini de soyulmuş bulurlarmış.

 

Ülkede kimse kaybetmezmiş,

Çünkü herkes birbirinden çalar ve

Bu dolaşım son kişi ilk kişiden çalana kadar sürermiş.

 

Bir gün, nasıl olmuşsa,

Dürüst bir adam ortaya çıkmış.

Gece olduğunda, çanta ve

Fenerle dışarı çıkmaktansa evinde kalıp çalışmayı tercih edermiş.

Hırsızlar geldiğinde evde ışık yandığını görüp soymak için içeri girmezlermiş.

Ve bu durum bir süre devam edince,

Ahali bir konunun açıklığa kavuşmasını istemiş:

 

“Çalmadan yaşamak senin tercihin,

Ama başkalarını bir şey yapmaktan alıkoymaya hakkın yok.” demişler.

 

Bunun üzerine dürüst adam,

Geceleri evinden çıkar,

Fakat hiçbir şey çalmaz,

Döndüğü zaman evini hep soyulmuş bulurmuş.

Adamın bir haftadan daha az bir sürede,

Yiyecek tek bir şeyi kalmamış ve ülkeyi terk etmek zorunda kalmış.

 

Daha iyi soygun yaparak zenginleşenler kendileri için soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya başlamışlar.

Zengin fakir ayrımı giderek çoğalmış.

 

Zenginler mallarını korumak için polis teşkilatı ve hapishaneler kurmuşlar ve kendi mallarının çalınmasını yasa dışı ilan etmişler.

 

Ancak yoksulların mallarını çalmak hala serbestmiş.

Bir süre geçtikten sonra,

Artık kimse soymaktan ve soyulmaktan söz etmez olmuş.

Çünkü yoksulların çoğu ya açlıktan ölmüş ya da ülkeyi terk etmişler. Zenginler ve maaşlı soyguncular ise soyacak kimse kalmadığı için servetlerini yitirmeye başlamışlar.

 

Sonunda zenginler eski düzeni yeniden sağlamak için dürüst adamı başa getirmeye karar vermişler.

 

Ancak dürüst adamın evine gittiklerinde sadece yerde yazılı bir kâğıt varmış.

 

Kâğıtta şunlar yazıyormuş:

“Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa her şey için çok geç olmuş demektir...””

 

Sözün Özü

 

“Milyonla çalan mesned-i izzette serefraz

Birkaç kuruşu mürtekibin cayı kürektir.”

Ziya Paşa

(Milyonları çalanlar yüksek mevkilerdedir.

Birkaç kuruş çalanın gittiği yer kürektir.)

 

Bu şehir tanıdık gibi geldi ama ben tam çıkaramadım umarım siz bu konuda yardımcı olursunuz bana.

 

Saygılarımla…

 

İbrahim Halil Okuyan

İnşaat Yüksek Mühendisi

29.Mart.2013 Şanlıurfa

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık