Naci İPEK

BİR UPİSAŞ’ımız VARDI…


Naci İPEK
6 Kasım 2011 Pazar 16:35
Geçtiğimiz Perşembe, SEMBOL’ün sol üst kısmında (SANKO DEVLEŞTİ, UPİSAŞ TASFİYE EDİLİYOR) manşeti yer almıştı…
Haberi yüreğim burkularak, hüzünlenerek, 35 yıl evveline giderek okudum… Okuduktan sonra, hafızamda kalan hatıraları, umut döküntülerini bir ibret ve tarihe not düşme babında yazayım; dedim…
Doğru hatırlıyorsam, 1970’li yılların ortalarında, bazı mütebbislerin girişimleri ile bir anonim şirket kuruldu.
İsmi de, çoğumuzun hafızasında kaldığı gibi UPİSAŞ konuldu. Şirket anonim ortaklık şeklinde idi… Halka duyuruldu, getirisinden, erdeminden, geleceğinden, faydalarından, dahası işsizliğe çare olacağından bahsedildi. Vatandaş ikna oldu, inandı, kıyıda, köşede, yastık altında, yerli tabirle körlük/kefenliklerini getirip şirkete ortak oldu. Herkeste bir değil, bin umut vardı. Urfa’mızda pamuk işleyecek kapsamlı bir fabrika kurulacak, Urfa işçisi Urfa’da üretilen pamuğu işleyecekti. Böylece de Urfa’da gerçek anlamda bir fabrika bacası yükselmiş olacaktı. İleriki yıllarda ise, üretilen iplik, genişletilecek fabrikada dokunarak, kumaş olacak, komplike bir tesis oluşturulacaktı.
Arazi alındı, bina inşaatı bitti. Makineler Polonya’dan, en son teknoloji ürünü olarak getirilip monte edildi.
Hepimiz kendi ölçü ve görüş açımızdan umutlu/sevinçli idik…
Fabrikayı monte eden Polonyalıların şefi, bana sık sık uğrar fotokopi çektirirdi. Zira, o zaman fotokopi makinesi başka yerde yoktu, ilk defa Urfa’ya ben getirmiştim… İsmini hatırlayamadığım Polonyalı Şefle, konuşabildiği Türkçesi ile dost olduk… Gittikçe ilerlettiği Türkçesi ile bazen fabrika hakkında kendisinden bilgi alırdım ve de sevinirdim… Neticede montaj bitti… Kontrol üretimine başlanıldı. Hatta ilk üretimden bana örnek getirerek (-Gör ve sevin…) dedi. Üretimin ilk etap denemeleri de bitti, fabrika teslim edildi.
Urfa’dan ayrılacağı gün kendisini öğle yemeğine aldım. Yemekte, (-Fabrikamız nasıl?...) sorusunu sorunca yüzü bir dalgalandı, ufkunu olumsuz bulutların kapladığını hissettim. Sorumu tekrarladığımda ise (-Fabrika iyi, iyi… Hem son teknoloji…
Türkiye’de böylesi yok… Ama, fabrika ve makineler çalıştırılabilir mi, bilemem?…
Eğer, bir buçuk, iki yıl kurduğum ve tavsiye ettiğim düzende çalıştırılabilirse, sonu iyi gider. Ama, ben bu işten umutlu değilim…
Her iş başında olan idareye hakim olmak istiyor, ben bilirim diyor. Kısaca anlaşma değil, rekabet var. Daha kötüsü işlere uzmanlar getirilmiyor. Muhasebe basit bir şekilde yürütülüyor. Alım politikası yok, maliyet hesaplanmıyor, pazarlama stratejileri yok ve daha neler neler…) diyerek dert yandı…
Yemeğin tadı da bu vesile ile kaçtı.
Vedalaşırken noktayı koydu: (-İki sene bu haliyle bu işletme iş yapamaz, biter!..) diyerek ayrıldık..
Nitekim de, öyle oldu… Galiba ikinci yıldı. Ceylanpınar, ürettiği pamuğu satışa çıkardı. UPİSAŞ’a, Urfa fabrikasıdır diye tolerans tanınarak verildi. Verildi ama, bildiğim kadarı ile, UPİSAŞ’ta iç anlaşmazlık tırmanıyor/tırmandırılıyordu. Ya o yıl, yada ertesi yıl, şirket Ceylanpınar işletmesinden aldığı pamuğu, anlaşmaya riayet etmeyerek, çekemedi. Banka teminatı, çiftliğe gelir kaydedildi. Ondan sonra da koca şirkette çöküş başladı. Hisse değerleri düşmeye, küçük ortaklar paylarını alıcının insafına bırakarak satmaya başladılar.
Netice mi?
UPİSAŞ’ın bugünkü durumu…
Çoğu ortakların birbirine itimatları da kalmadı.
Olan oldu, umutlar söndü, koca fabrika kapandı. İşçilerin, alacaklıların davaları yıllar boyu sürdü. Güzelim, zamanın en modern makineleri, acınmadan çürümeğe terk edildi. Sonrada, hurdacıya satıldı; zannedersem…
Ve… Netice’de kara oldu.
Bu ve bundan önceki bazı girişimlerin fiyasko ile neticelenmesi kötü örnek oldu. Urfa’da kolektif çalışmayı, şirketleşerek iş yapmayı önledi.
Son örnek Özel İdare önderliğinde, Ticaret Odasının da ortak olduğu Urfa Fıstık İşletme Tesisi oldu.
Evet, aynı zaman diliminde, daha geniş imkânlarla kurulan UPİSAŞ battı Gaziantep’teki SANKO Dünya markası oldu.
UPİSAŞ’ımız bir Roman, hatta bir doktora tezi de olabilir. Üniversitemizden bunu bekliyoruz. Hatalar, veballer, ihtiraslar böylece gün ışığına çıkar, genç nesiller ders alırlar. Ama, acı gerçek odur ki, kötü örnek oldu.
Dert bir mi?
Hangisine yanalım?
Sırası geldikçe, fırsat düştükçe bir şeyler yazıyoruz.



YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık