Şeyhmus İDRİSOĞLU

BİZ ÇOÇUKKEN


Şeyhmus İDRİSOĞLU
25 Ekim 2012 Perşembe 20:26

 

Biz çocukken toprağa çizerdik hayallerimizi. O zamanlar daha duvara ağaç gövdelerine işlemeyi aklımızdan geçirmezdik. Bakarsınız beklenmeyen bir yağmur yağdı, silerdi toprakta ki hayallerimizi.

Kışın kardan adam yapardık burnuna havuç yerine kömür takar, eline evden annemizden habersiz ama emaneten aldığımız  “Halep Süpürgesi” adını verdiğimiz süpürgeyi kollarına takardık. Atkı boyun bağı nedir biz bilmezdik. Çünkü bizim ki yoktu. Eski çul çaputtan, bezlerle hazırladığımız paçavraları takardık, üşümesin diye. Oysa biz üşürdük ve kimse bizim üşüdüğümüzü kendine dert etmezdi.

Sonra bir bakardık güneş doğmuş yaptığımız kardan adam erimiş, kardan adamla birlikte hayallerimiz umutlarımız da yok olmuş. Burnu bir yere, Halep süpürgesi bir yere, paçavra atkı bir yere düşmüş umutlarımız gibi. Ama bizdeki soğuk algınlığı öyle kolay kolay geçmezdi. Üstüne üstlük azarlanırdık “ senin neyine kardan adam yapmak”

Sonra bahar gelir, dağlarda koşar, oyunlar oynar, dağ çiçekleri toplayıp başımıza taç yapardık kadim tarihi yaşatırdık kendi bedenimizde. Duymuştuk bir yerlerden kralların başına taç taktıklarını.  Güneş başımızda soldurunca tacımız gibi hayallerimiz de karışırdı toprağa.

Karıncaları seyre dalardık. O küçük canlılara özenirdik hayata nasıl tutunduklarını, çok zeki ve çalışkanlıklarını kıskanır onlar gibi olmanın hayallerini kurarken, aniden çıkan fırtınayla birlikte o küçük bedenleri toprakla birlikte bir yerden bir yere nasıl savrulduğunu üzülerek izler umutlarımızda karıncayla birlikte kaybederdik.

Uğur böcekleriyle oynardık, bize uğur getirsin diye. Uç böcek uç diye parmaklarımızın arasında gezdirir sonra kayar parmaklarımızdan uğurumuz ve umutlarımızla birlikte uçar giderdi. Kelebeklerin peşinden koşardık yorulmadan bıkmadan. Yorgunluğumuz çocuksu terlemelerimiz alıp giderdi kelebeklerin kanatları gibi renkli düşlerimizi.

Bir iki kız arkadaş bulunca evcilik oynardık. Evden aşırdığımız naylon tabak ve bardakları gazeteden serdiğimiz soframıza dizerdik ince uzun çöplerden kaşık çatal çakıl taşlarından pirinç pilavı, ağaçlardan kopardığımız yapraklardan sebze yemeği, lağım suyunun geçtiği arklardan içme suyunu sofraya dizerdik. Sonra mahallenin zalim deli ibo’su gelir, tekmeler dağıtırdı her tarafı, bizi kovalardı.   Gücümüz yetmezdi, güzel hayallerimiz kendini bilmeyen birinin pervasız davranışları ile umutlarımızda yıkılır giderdi.

Yağmur, hayallerimizi sildi.

Güneş kardan adamımızı eritti, tacımızı soldurdu.

Rüzgâr bizlere inat karıncaları savurdu gözümüzün önünde.

Bizler çocukken öğrendik zalimle, doğayla, savaşmayı, barışmayı hayata kalmak için

Küçükken olanlar oldu. Ancak geldiğimiz çağda artık kendimizi tanımış ve gücü erki elinde bulunduranlara karşı tavır koymayı, direnmeyi, tepki koymayı öğrendik. Bizler bunları daha çocukken öğrendik;  zalimle, doğayla, savaşmayı, barışmayı hayata kalmak için ölümüne mücadele etmeyi, çünkü biz 78 kuşağıydık.

Büyüdükçe bizden korkmaya başladılar. Tutukladılar, işkencelerden geçirdiler, cezaevine atılar, öldürdüler, hayallerimizi, umutlarımızı, beklentilerimizi yok ettiler ama bizleri asla yıldıramadılar. Çünkü direnmenin yaşamak olduğunu onlarda biliyorlardı. . Yine biz ayaktayız yine biz bu ülkedeyiz, bu ülkeyi cennete çevirme hayalini gerçekleştirmek üzereyiz, kimse engellemeyecek bunu biliyoruz.

Bizlere ne doğanın nede zalimlerin gücü yetmeyince çocuklarımıza yöneldiler.

Çocuklarımıza slogan yazsın diye verdiğimiz boya fırçalarını ellerinden alıp, odalarını duvarlarına çizgi film kahramanlarının resimlerini yapmalarını istediler. Fırça darbeleriyle hayallerini yok etiler. Bizleri düşman bellettiler çocuklarımıza.

Çocuklarımıza dağ çiçeklerinden taç yapmasın diye plastik çiçeklerden taç yaptırdılar.

Emek vermeden her şeyi halledeceklerini dayattılar minicik beyinlerine hayal ve umut beslemesin istediler. Ama yine yanıldılar çocuklarımız büyüdü farkına vardı böyle gitmez dediler,  bu ülkeyi daha yaşanır hale getirmek için aldıkları bayrağı taşıyacaklarına ant içtiler onlara inat.

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık