Adalet YILDIRIM

Bize de Çılgın Proje


Adalet YILDIRIM
3 Mayıs 2011 Salı 13:26
Bildiğiniz gibi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın aylar önce konuşulan, ancak genel seçime sayılı günler kala açıklama gereği duyduğu ve ‘Kanal İstanbul’ adını verdiği ‘Çılgın Projesi’ni duymayanımız kalmadı sanırım.
Bu yazımda, çılgın projenin ne muhalefet tepkilerini, ne gündem değiştirme çabasına yönelik olmasını, ne dış kamuoyuna yansıma şeklini ve ne de 1936 tarihli Montrö Antlaşması’nı by-pass edişinden bahsedeceğiz.
Olaya mesleki açıdan yani mimar, şehir planlamacısı ve çevre mühendisi gözüyle irdelemeye çalışacağız. Yani bu devasa kanal yapılırken, İstanbul’un ekolojik ve kentsel dokusu nasıl etkilenir buna bakacağız.
25 metre derinliğinde, 45-50 kilometre uzunluğunda olacağı ön görülen bu yapay kanalın, İstanbul’a kazandıracakları, siyasi atmosferin verdiği ortamla çok konuşuldu, ama kaybettirecekleri hakkında konuşulanlar ise nedense kamuoyuna ya hiç yansıtılmadı, ya da çok cılız bir şekilde yansıtıldı.
Kanal İstanbul Projesi’nin mimarlarından eski Ulaştırma Bakanı Binail Yıldırım, her ne kadar ‘Güzergah için 4 alternatif var’ şeklinde bir açıklama yapsa da, bir süre önce Akit Gazetesi’nin ‘ifşa ettiği’ harita ise kanalın güzergahı konusunda kesin olmamakla birlikte bizlere bir fikir vermektedir. Ama kesin olan bir şey var ise o da ‘Çılgın Proje’nin İstanbul Boğazı’nın batısında yer alacağıdır.
Karadeniz kıyısından başlayan, Silivri’den Alipaşa’ya kadar uzanan güzergahı takip etmesi beklenen projenin, İstanbul’un ekolojik yapısını nasıl etkileyeceği konusunda bakın bazı uzmanlar ne demiş.
İstanbul Üniversitesi Çevre ve Yer Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Halil Özler ‘’Terkos Gölü kuruyacaktır. Yer altı tatlı suları tuzlanacaktır. Bunların yanı sıra bilindiği gibi İstanbul I. derece deprem kuşağında. I. derece deprem kuşağı ne demek; tektonik çukurlar ve aktif kırık hatları yanındaki bölgelerdir. Buralarda meydana gelen depremler büyük ölçüde can ve mal kaybına neden olabilir.’’
İstanbul Şehir Plancıları Odası Başkanı Tayfun Kahraman da, ‘’Proje çılgın mı, evet çılgın proje ve dünyayı ilgilendiriyor. Lozan’ı yeniden yazmak gerekiyor.’’
İstanbul Serbest Mimarlar Derneği Başkanı Oğuz Öztunç’ta ‘’Elimizde plan yok. Nerden geçeceği ne olduğu hakkında elimizde bilgi yok. Dolayısıyla söylemden öte gidemeyiz.’’
Görüldüğü gibi konunun uzmanları, hem belirsizliğe, hem projenin İstanbul’un ekolojik dengesine vereceği zararı, hem de maliyetin yüksekliğine vurgu yapıyor.
Evet, çılgın projenin maliyeti 10 milyar dolardan başladı, bugün gelinen tahmini rakam ise 50 milyar dolara ulaştı. Güzergahı, maliyeti ve tam olarak kaç senede tamamlanacağı kesin olmayan bu denli büyük bir proje, birkaç büyük inşaat şirketi dışında uzmanlar tarafından pek destek görmedi.
İstanbul I. derece deprem kuşağında, bu hayali proje yerine neden evler depreme karşı sağlamlaştırmıyor. 200 binin üzerinde gecekondusu olduğu söylenen İstanbul’un bu sorunundan kurtulmak için harcanmıyor. Ayrıca çılgın projeyle birlikte İstanbul’a olan göç, daha da artmayacak mı?
Ama bunları düşünen kim. Baksanıza Başbakan Erdoğan, yeniden tek başına iktidar olabilmek için kendi vaatlerinin dışında tüm siyasi rakiplerinin vaatlerini hayali olarak nitelendiriyor ve hızını alamayarak, İzmir için de bir ‘Çılgın Projesi’ olduğunu söylüyor.
Bizde seçmen olarak, Diyarbakır’a, Şanlıurfa’ya, Van’a, Mardin’e, Batman’a da birer çılgın proje istiyoruz.
Her neyse gernHererçekleşmesi mümkün ve reel projeler üzerine buluşma dileğiyle.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık