Duygu SUCUKA

Cemaat Mağdurları


Duygu SUCUKA
22 Aralık 2014 Pazartesi 02:39

Çok değil, bir yıl öncesine kadar iktidarın bir parçası olan Gülen Cemaati, şimdilerde iktidarla savaş halinde. Sahada maç yapan iki takım, bir de onları tribünlerden izleyen, her iki tarafın da taraftarı olmayan bir kesim. Hiç olmadığı kadar doludizgin giden bir kavga var ortada.

En büyük kinler çok yakınken ayrı düşenler arasında yaşanır. Buradan bakınca, kısa süre öncesine kadar çok yakın siyasi müttefik olan ve Türkiye’nin kaderini 10 yılı aşkın bir süre birlikte çizdikten sonra ters düşen AKP iktidarı ile Gülen Cemaati arasındaki kin dalgası her geçen gün büyüyor. Bu da toplumun her kesimini olumsuz etkiliyor.

Konuya tarafsız bir yorumdan sonra Cemaat mağdurlarına dikkat çekmek istiyorum.

Dönüp bir iki yıl ya da birkaç yıl öncesine bakmak lazım. Cemaat’in yaptığı birçok kıyım işlemlerinin arasında, devlet kurumlarında, kendinden olmayanlara uyguladığı tecrit, tenzil, disiplin cezası, işten çıkarmalar gibi vakalar da söz konusuydu.  Bir de Özel Yetkili Mahkemeler (ÖYM) vardı. Yargı bağımsızlığı ÖYM’lerle bağımlı hale getirilmek istenmişti. ÖYM’lerle ilgili teknik değerlendirmeleri hukukçulara bırakalım çünkü konumuz bu değil, bu yazıda söz konusu olan bu mahkemelerin yarattığı mağduriyetlerdir.

Daha önceleri Askeri Mahkemeler vardı, Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) vardı. Bu mahkemeler AB uyum yasaları kapsamında kaldırıldı. Özel Yetkili Mahkemeler ise kaldırılan o mahkemelerden pek farklı değildi. ÖYM’lerin oluşturulmasında asıl amaç askeri otoriteyi zayıflatmaktı. Bir yerde hesap döndü ve bu Özel Yetkili Mahkemeler kapatıldı. Ancak o mahkemelerde görülmekte olan davalar düşmedi. Sahte delillerle, salt telefon dinlemeleriyle yargılama yapıyorsunuz, bu olmaz dendi. Hatta telefon dinlemeleri tek başına delil sayılamaz diye de kanun çıkarıldı. 

Özel Yetkililerde yargılanan vatandaşın mağduriyeti kimsenin umurunda değil. Büyük çoğunluk da bunun farkında değil. O vatandaş ÖYM’lerin feshiyle normal mahkemelere düşüyor.

Bizde davalar çok uzun sürer. Yıllarca bitmez. Vatandaşın ÖYM’lerde sonuçlanamayan davası, sivil mahkemelere düşüp bir de süreç uzayıp gidince o vatandaş çok başlıkta mağdur durumunda kalıyor.

Bunları sıralayacak olursak:

- ÖYM sanığı olup (bazen) sadece telefon dinlemeleriyle yargılanıyor.

- ÖYM’de süren dava bir türlü bitmiyor.

- Dava bitecek diye beklerken ÖYM’lerin kapatılması ve davanın sivil mahkemelere devretmesi işi iki kez uzatıyor.

- Sivil mahkemelerin yükü çok fazla, netice alınması uzadıkça uzuyor.

Bir başka detay; ÖYM’ler 2014 yılının ilk yarısında (Mart 2014) kapatıldı. Sivil mahkemelere devreden davalar, adli tatil başlangıcına yakın düştüğü için doğrudan sonbahara ertelendi. Sonbaharda bakılması beklenen davalar önce sıraya girecek, sonra hakim konuya hakim olacak, sonra yargılama başlayacak. Bir de yoğunluğu çok fazla olan sivil mahkemelerin yükü, ÖYM’lerden gelen davalarla iki kez ağırlaştığı için tüm davalar hep birlikte ağır vites gitmek durumunda kalacak. Nihayetinde bugün yaşanan budur.

Bir dönem Cemaat mağduru olan kamu çalışanları şimdi iktidar mağduru durumuna girdiler. ÖYM’lerin kapatılması bile onları mağdur etti. Neden mi? Çünkü o mahkemeler kapatılırken o mağdurlar için bir düzeltme düşünülmedi. ÖYM’ler düştüyse baktıkları davalar neden düşmedi ya da en kısa sürede sonlandırılmadı?

Daha da ötesinde bir sicil affı bile düşünülmedi.

Bazı kamu çalışanları, Cemaat istedi diye horlandı, dışlandı, ceza yedi, tenzil aldı, siciliyle oynandı, sürüldü ya da işten çıkarıldı.

Bunlar da çalınan hayatlar değil mi?

Çalınan hayatları geri vermek mümkün mü?

Devlet ne için var?

Vatandaşının haksızlık, adaletsizlik, mağduriyet yaşamaması için değil mi?

Ey yönetenler, bu insanların mağduriyetini görmek, ÖYM davalarının bir an evvel sonlandırılması için duyarlı olmak durumundasınız.

17.12.2014


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık