Ceviz


27 Şubat 2012 Pazartesi 03:31
“Hikmetinden Sual Olunmaz”
Allah’ın her şeyi bir Sebep ve Hikmete göre yarattığını;
Sebepsiz hiçbir şeyi var etmediğini,
Fakat biz insanların bu sebep ve hikmetlerin hepsine künhüyle
(bir şeyin özünü, aslını anlamak)
Vakıf olamayacağımızı belirten bir “Atasözü”.

"Allah Hiçbir Şeyi Boşa Yaratmamıştır" (Ali İmran-191);
"...Yaptığından Sorulmaz..." (Enbiya-23) gibi ayetlerde bu duruma işaret ederler.

Bununla beraber insanların değer verdikleri bazı düşünürlerin Açıklamalarının "Allah’ın Hikmeti” ’ni yansıttığına inanılır.
Mühim bir kimse bilinmeyen bir konuda gerçekten can alıcı bir ifadede bulunduğu zaman insanlar,
"Demek ki Allah’ın Hikmeti, Muradı böyleymiş.." derler.

Hoca bir gün tarlada dolaşmış. 
Koca kabakların incecik fidanlarda yetiştiği ve küçücük cevizlerin ise koca ağaçlarda yetiştiğini düşünüp hayret etmiş.
Rabbim demiş: 
Bu koca ağaçta küçücük meyve ve incecik fidanda koca sebze bu terslik?
Bunu düşündükten sonra ceviz ağacının altında uzanmış.
Bu arada bir Ceviz ağaçtan hocanın başına düşmez mi? 
Hoca bunu görünce şöyle düşünmüş:
Çok şükür ki ağaçtaki Cevizdir.

Eğer Kabak olsaydı, Vay halime!

Hz. Süleyman'ın sarayına kuşluk vakti saf bir adam telaşla girer. Nöbetçilere, hayati bir mesele için Hz. Süleyman'la görüşeceğini söyler ve hemen huzura alınır.
Hz. Süleyman benzi sararmış, korkudan titreyen adama sorar:
Hayrola ne var?

Neden böyle korku içindesin?
Derdin nedir?
Adam telaş içinde:
Bu sabah pazara gittiğimde karşıma “Azrail” çıktı.

Bana hışımla baktı ve hemen uzaklaştı.
Anladım ki, benim canımı almaya kararlı.
Peki, ne yapmamı istiyorsun?
Adam yalvarır:
Ey canlar koruyucusu, mazlumlar sığınağı Süleyman!

Sen her şeye muktedirsin.
Kurt, Kuş, Dağ, Taş Senin Emrinde.
Rüzgârına emret de beni buradan ta Hindistan'a iletsin.
O zaman Azrail belki beni bulamaz.
Böylece canımı kurtarmış olurum.
Medet senden!
Hz. Süleyman, adamın haline acır.

Rüzgârı çağırır ve:
Bu adamı hemen alıp Hindistan'a bırak!

Emrini verir.
Rüzgâr bu;

Bir eser,
Bir kükrer,
Adamı alır ve bir anda Hindistan'da uzak bir adaya götürür.
Öğleye doğru Hz. Süleyman, divanı toplayarak gelenlerle görüşmeye başlar.
Bir de ne görsün,
Azrail da topluluğun içine karışmış, divanda oturmaktadır.
Hemen yanına çağırır:
Ey Azrail!

Bugün kuşluk vakti o adama neden hışımla baktın?
Neden o zavallıyı korkuttun?
Azrail cevap verir:
Ey Dünyanın Ulu Sultanı!

Ben, o adama öfkeyle, hışımla bakmadım, hayretle baktım.
O yanlış anladı.
Onu, burada görünce şaşırdım.
Çünkü Allah bana o adamın canını bu akşam Hindistan'da almamı emretmişti.
Ben de adamı pazarda görünce düşündüm ki,
Bu adamın yüz kanadı olsa, bu akşam Hindistan'da olamaz.
Bu nasıl iştir, diye hayretlere düştüm.
İşte ona bakışımın sebebi bu idi.
“Hikmetinden Sual Olunmaz” idi.
Sözün Özü
İnsanlar ihtiraslarına kapılarak “Yoksulluktan ve Ölümden” korkarlar. Hâlbuki bütün Dünya işlerimizi “Ölüm Gerçeğini” kabullenip,
“Göz Önünde” bulundurarak yapmalıyız.
Kimden, Neyi Kaçırıyoruz?
Allah'tan kaçabileceğini düşünmek büyük bir “Cahillik” değil midir?
“Mesnevi ”den

Saygılarımla

İbrahim Halil Okuyan
İnşaat Yüksek Mühendisi
26.Şubat.2012 Şanlıurfa

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık