Ercan AKKAR

CEZAEVİ Mİ, ÖLÜM EVİ Mİ?


Ercan AKKAR
23 Ekim 2012 Salı 14:42

Mamak, Diyarbakır, Metris, Urfa, Bayrampaşa, Pozantı, Van, Ankara, Ulucanlar, İmralı, Zincirbozan, Yasıada ve Sinop cezaevleri…

 

Bunlar sadece birkaçı… Listeyi daha da uzatabiliriz. Ama ve lakin bunu yapmaya bile hiç gerek yok. Çünkü ülkedeki, 377 cezaevinin neredeyse tamamında işkence, baskı, insanlık onurunu ayaklar altına alan muameleler hiçbir dönem eksik olmadı ve olmuyor da…

 

Birçok cezaevinde işkenceler, idamlar, öldürmeler, sindirmeler, tacizler, tecavüzler tarihteki yerini aldı ve bugün de aynı anlayış hakim olur ise bunu yapılanlar da tarihteki yerini alacaktır. Ve unutulmamalıdır ki, bu utancı yaşatanlar, hep yaptıkları kötülükle anılacaktır.

 

Oysa ki, suçu her ne olursa olsun cezaevlerine düşenler, devletin koruması altında olmalı ve topluma yeniden entegre edilebilmesi için sağlıklı ve insan onuruna yakışan ortamlarda korunmalıdır.

 

Şöyle bir geriye baktığımızda, birçok cezaevinde yaşananlar, bugün için bizlere ders olmalı ve bu dersleri iyi algılayıp aynı hatalara düşmemeliyiz. Ama durum öyle mi? Gelin şöyle dünden bugüne bakalım…

 

Mesela; 27 Mayıs 1961 cunta darbesini yapanlar, İmralı’da Adnan Menderes’i idam etti. Ve bu kara leke, Türkiye’yi, Başbakanı’nı asan ülke listesine soktu.

 

Mesela, Devrimci hareketin öncü isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972’de aynı cuntacı zihniyet tarafından Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde apar topar idam edildi. Ama Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ruhlarını ve bıraktıklarını yok edemedi.

 

Mesela; 1980’lere geldiğinde, aynı cuntacı zihniyet, aynı anlayış yine sahneye çıktı. Yapılan askeri darbenin ardından bu kez başta Diyarbakır Cezaevi olmak üzere neredeyse tüm cezaevleri işkence haneye döndü. Fakat Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan direnişin yansımalarının önüne geçilemedi.

 

Mesela; üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen, F Tipi cezaevlerine geçişi protesto etmek amacıyla 20 cezaevinde başlatılan açlık grevlerini bastırmak için, yapılan sözde ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ sonucu, 32 mahkumun, vahşice katledilmesi ve yargılananların zaman aşımıyla kurtulmaları birer yüz karası olarak önümüzde duruyor.

 

Mesela; günümüzde Van'dan İstanbul'a mahkum, sevki yapan cezaevi aracının Kayseri yakınlarında yanması sonucu araçtan inemeyen 5 mahkumun cayır cayır yanması…

 

Mesela, Van’da yaşanan depremde, görevlilerin canlarını kurtarmak için kaçmaları ve dört duvar arasında kalan mahkumların ise ölüme terk edilmesi…

 

Mesela; geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’ın Merkez Bağlar ilçesinde bulunan ve işkence ve direnişlerin kalesi olarak görülen E Tipi Cezaevi’nde 7 tutuklunun toplu bir şekilde intihara teşebbüs etmesi…

 

Mesela; Şanlıurfa Cezaevi’nde çıkan yangında 13 kişinin yanarak feci şekilde can vermesi ve ardından özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi olmak üzere birçok cezaevinden ard arda yangın ve isyan haberlerinin ortaya çıkması…

 

Mesela; Adana’nın Pozantı Cezaevi’nde çocuk mahkumların insanlık dışı bir şekilde tecavüzlere maruz kalması ve olayın üzerine gidilmesi yerine çocuk mahkumların cezalandırılarak, sürgün edilmesi…

 

Ve mesela; 40 günü aşkın bir süreden bu yana 60’ın üzerinde cezaevinde, 600’ü aşkın ve de aralarında Kürt siyasetçilerinde bulunduğu mahkumların, süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlamaları…

 

Evet, aslında baştan bu yana gelmek istediğim ve dikkat çekmek istediğim nokta buydu. Günlerdir insanlar bedenlerini ölüme yatırmış durumda… Ve çok kritik günler de başladı. Kimi açlık grevcilerinde, ciddi sağlık sorunları baş gösteriyor. Eğer önüne geçilemezse yakında ölümlerin olması da kaçınılmaz olacaktır.

 

Bu konuda bugüne kadar ne cezaevlerinden sorumlu bakandan, ne de icranın başından bir açıklama gelmedi. Medya ise sağırları oynuyor.

 

İşin ciddiyetinde olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki sivil toplum örgütleri ise konuya dikkat çekmek için sürekli açıklamalarda bulunuyor. Son olarak Diyarbakır’daki 225 sivil toplum örgütü de konuya dikkat için açıklama yaptı.

 

Bu kez açıklama yapanların arasında, sürekli açıklama yapan siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin yanı sıra, her siyasi görüşten hatta AK Parti’den milletvekili aday adayı olanlar dahi vardı. Bu da işin ne denli ciddi olduğunu bir kez daha gösteriyor.

 

Umarım, konunun muhatapları da işin ciddiyetine varır ve biran önce ölümler olmadan açlık grevini diyalog içinde çözerler. Yoksa yukarda verdiğim kara listeye onlar da girer ve tarih onları da bugün anılanlar gibi anar.

 

Sevgiyle kalın.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star