Mehmet FARAÇ

Cittaslow!..


Mehmet FARAÇ
10 Ekim 2011 Pazartesi 17:33
Yavaş ve de sessizce!.. Adım adım!.. Hissettirmeden, fark ettirmeden, ürkütmeden ve çevreyi uyandırmadan!.. Yani özetle, derinden ve de damardan!.. Onlar tam 20 yıl boyunca işte böylesine; gizemi adeta gölgelerinde koruyarak çalıştılar!.. Bir kaplumbağanın hızında, bir kaplanın çevikliğinde ve karanlığı kıskandıracak ölçüde sinsice ilerlediler!.. Yalnızca adı bilinen liderlerini bir kamyonun kasasındaki özel bölmede, kentten kente hissettirmeden taşıyabildiler!.. Yavaş ve sessizce seyahat ettiler, hiç dikkat çekmeden bütün hedeflerine kolaylıkla ulaşabildiler!.. Kaçırılan kurbanlarını buzdolabının içinde gizleyebilecek kadar sinsi bir lojistik yapı kurarak ilerlediler!.. Hedef kişileri, gözleri bağlı konuldukları yer altı hücrelerinde günlerce hatta aylarca sessizce sorguladılar!.. Çığlık; yeraltında ve de korkunun susturucu takılmış yüzünde, ölümün beyaz rengine bürünse de, onlar öfkelerini bile duyurmadılar!.. Hiç konuşmadılar... Hiçbir iletişim aracına güvenmediler ve suskunluklarını yalnızca kağıtların yumuşaklığına yüklediler!.. Telefon yerine, polis baskınında kolay yutulabilsin diye pelur kağıtlarıyla haberleştiler!.. Toprağa gömülen öfke!.. Öldürmeyi, sindirmeyi ve ürkütmeyi yaşamın bir parçası sayanlar, yarattıkları dehşetin üzerine ürkütücü temeller de attılar!.. Hücre evlerinin bodrum katlarını “mezar” sessizliğine sahne yaptılar!.. Konutlarının altını mezar evlere dönüştürürken kazma kürek sesini bile komşularına duyurmadılar!.. Güneydoğu’da binlerce kişiyi “ajan” diye fişlediklerinde de  gürültülerini kimselere hissettirmediler!.. En hassas istihbarat birimi gibi gerektiğinde kör gerektiğinde sağır oldular!.. Ölüm bile sessizce geliyordu onlardan!.. Hedeflerini saatler boyu adeta parmak ucunda yürüyerek izlediler, kalabalığın ortasında pervasızca vurdular ve ölüm bölgelerinden bir hayalet gibi kaçabildiler!.. Susturucu takılı silahlarından mermiler savururken dehşeti kimsenin kulağına çarpmadılar!.. Barut kokusunu yavaşça gökyüzüne savurup ortadan kayboldular!.. 20 yıllık eylem tarihine rağmen güçlükle deşifre edilmelerinin tek nedeni sığındıkları o ürkütücü gizem değildi!.. Nasıl olduysa, gürültü patırtı yapmadan sükunetin tam ortasında, korkunun çığlığı olabildiler!. Takarov tabancalarını imza olarak kullandılar, inanılmaz bir disiplinin merkezinde, askeri düzeni hiç yitirmediler!.. Ve en önemlisi, yüzlerce eylemi ya güvenlik birimlerinin  sağırlığında ya da kendilerinin dilsizliğinde rahatça gizleyebildiler!.. Gizliliğin uykusunda!.. Her şeyi, ama aklınıza gelebilecek her şeyi tam 20 yıl boyunca en yakınlarına bile çaktırmadan yaptılar!.. Yani onlar eylemlerini her zaman sakince ve yavaşça sergilediler... Sessizce büyüdüler, sessizce kaçırdılar, sessizce sorguladılar ve yine sessizce öldürdüler!.. 1990-2000 yılları arasında yalnızca Güneydoğu’yu değil, “Hicret” aşamasıyla göç ettikleri Batıyı da adam kaçırarak, cinayet işleyerek cehenneme çeviren Hizbullahçılar işte bıkmadan usanmadan böyle çalıştılar!.. Ve görüldü ki onlar, saklanırken bile yaşamın en yavaş ve en sessiz yürüdüğü; gözden ırak, akla gelmeyen coğrafyaları seçtiler!.. Yavaş kentin sessizliği!.. Veysi Kavan da işte bu taktiklerle kanlı eylemler yapan Hizbullah’ın yüzlerce tetikçisinden biriydi... Ancak Kavan’la ilgili iddialar diğer örneklerinden çok daha dehşet vericiydi!.. O gözü kara tetikçi, kimi kaynaklara göre 100 kimilerine göre ise tam 156 cinayete katılmakla suçlanıyordu!.. Karıştığı eylemlerden biri de, eski HEP milletvekili Mehmet Sincar’ın 1993’te Mardin’de öldürülmesiydi!.. Kavan, 2000 yılında Hizbullah’a yönelik düzenlenen tarihin en büyük operasyonunda gözaltına alınmış ve Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmıştı... O, mahkemede katıldığı onlarca cinayeti ve suç ortaklarını tüm detaylarıyla anlatmaktan da kaçınmamıştı!.. Ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Kavan, 6 yıl 4 ay cezaevinde yattıktan sonra Yargıtay’ın mahkeme kararını bozması sonrası geçen yıl serbest bırakılmıştı!.. Kış uykusunun yeri!.. Hakkında Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yakalama kararı bulunan Veysi Kavan önceki gün nerede ele geçirildi biliyor musunuz?.. Hizbullah’ın örgütlenme ve eylem stratejisine, yani yavaş ve sessiz taktiğine en uygun coğrafyada!.. İtalya’daki “Cittaslow Uluslararası Koordinasyon Komitesi”nce Türkiye’de tek “Cittaslow” yani “Yavaş ve sessiz şehir” seçilen Seferihisar’da!.. Bir dönem 20 bin kişilik tetikçi, 100 bin kişilik de sempatizan kadrosu olan Hizbullah’ı tanımıyorsanız eğer bu haber size çok sıradan gelebilir!.. Ancak hiçbir zaman unutmayın ki; dehşet içeren eylemlerin ve ibret verici ölümlerin girdabında; gizliliğin en sessiz figürü olan bu örgütün attığı hiçbir adım tesadüf olamaz!.. Tıpkı Kavan’ın “Kış uykusu” için seçtiği yer gibi!.. Sahi, ne diyorlardı İzmir’in güzel beldesi Seferihisar’a?.. “Cittaslow!..” Yani sessiz ve yavaş şehir!.. Siz yine de bu yazıyı okurken çok dikkatli olun; özellikle yavaşça ve sessizce!..

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star