Osman GEREM

ÇİVİ


Osman GEREM
14 Ağustos 2012 Salı 09:47

Bir zamanlar çok öfkeli ve hırçın bir çocuk vardı. Çocuk, sonradan üzülse de kolayca öfkelenip hırçın davranışlar göstermekten kendini alamıyordu.

Bir gün, yaptığı bir hırçınlığın ardından öfkesi yatışıp üzüntü hissetmeye başladığında, babası bir torba çivi verdi çocuğa. Ve ne zaman sinirlenip hırçınlık yapar ise, bu çivilerden birini arka bahçedeki çitlere çakmasını söyledi.

Çocuk, ilk gün otuz yedi çivi çaktı. Daha sonraki günlerde çakılan çivi sayısı git gide azaldı. Çocuk, öfkesine hakim olmanın arka bahçeye gidip çivi çakmaktan daha kolay olduğu zaman la fark etmişti.

Sonun da çocuk öfkesine hakim olur hala geldi. Gidip durumu babasına sevinç içinde anlattı. Babası, bu defa, kendisini tutabildiği her gün için çivilerden bir tanesini çitlerden sökmesini istedi oğlundan.

 

Günler, haftalar geçti ve sonunda çocuk babasına çivilerin bittiği haberini verdi. Bunun üzerine babası: “Aferin oğlum!İyi iş becerdin ve öfkene hakim olmayı başardın” dedi ve çocuğun elinden tutup onu çitlerin yanına götürdü.Eliyle çitlerdeki delikleri göstererek:

 

“Ama şu çitler deki delikleri görüyor musun? İşte o çitler bir daha asla aynı olmayacaklar” diye ekledi. “Öfkelenip de kötü sözler söylediğin veya kötü hareketler sergilendiğin zaman, insanların kalplerinde işte bu çitlerde gördüğün gibi delikler açmış olursun. Ardından özür de dilesen, o yaranın izi orada kalır. Onun için, özür diler hallederim diye düşünmek yerine, sonradan. özür dilemek zorunda kalacağın hareketler yapmamaya çalışmalısın.”

 

kim bilir hırsımızı kırmak için kimleri kırmışız onurlanmaz  kalpler iyileşmez

yaralar bırakmışız. göz açıp kapayana kader değer mı? bu fani dünyada.

 

Abdullah bin Mes’ud (r.a) anlatır.

Rasülullah (S.A.v.):

“Aranızda pehlivan kime dersiniz?” diye sordu. (Orada bulunanlar,) “Kendisini erkeklerin yenemediği kimseyi (Pehlivan sayarız.)” cevabını verdiler.

Hz. Peygamber (s.a.v): “Hayır, gerçek pehlivan rakibini yere çalan değildir. Lakin pehlivan kızgınlık anında kendisin tutan (öfkelendiğinde nefsine hakim olan) kimsedir.” Buyurdular .  Gazap, (öfke,kızgınlık), ruhsal bir durumdur. İnsanın heyecanlanmasına, sözlü yada fiili taşkınlık yapmasına yol açar. Öfkeli kimselerde şuurda bunalım olduğu gibi organizmada da şiddetli bunalımlar ve değişimler görülür. Yüz kızarır, nefes sıklaşır, kaşlar çatılır, yumruklar ve dişler sıkılır, tükrük bezlerinin salgıları artar ki “Öfkeden ağzı köpürürdü.” Sözü buradan gelir. Öfke, deprem gibidir. Hem vücudu çökertir hem de ruhu hasta eder. Depremin birkaç saniyede yaptığı tahribat aylarca onarılmadığı gibi, kısa bir süre öfkelenmenin vücudumuzda ve ruhumuzdaki olumsuz etkisi ve sarsıntısı da uzun süre devam eder. Öfke sinirlerimizi gerer, tansiyonumuzu yükseltir, bizi deliye döndürür. Beyin kanamasına, ölüme kadar götürür. Bazen öfkelenip bir sözle kırdığımız bir kalbi, bin sözle tamir edemeyiz.

Hırçınlaşmanın sebeplerinden biride bilgisizliktir. Kendi kendini ifade edememe üstün olduğunu kaba kuvvetle göstermek. alçak gönüllü tahammülü erdemli

bir toplumda yaşamak dileğiyle.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık