Veysel KASAR

Çocuklarımız için…


Veysel KASAR
2 Temmuz 2011 Cumartesi 10:48
Yaz mevsiminde herkesin ayrı bir gündemi var. Kimi tatil telaşında, kimi akraba ziyareti derdinde, kimi toplantı ve sempozyum peşinde…
Şüphesiz, kişiye, işe ve imkâna göre bunlar önemli gündemlerdir.

Tatil sosyal bir ihtiyaçtır, akraba ziyareti örfümüz ve dinimizce kutsal bir vazifedir. Mesleki toplantılar da insanları eğitir.
         Yazın bir gündemi daha var: Kur’an kursları. Kur’an bizi yaratan Rabbimizin kelamıdır. Onu okumak ibadet ve zikirdir. Allah kelamını ibadet niyeti ile okumanın her bir kelimesine, birden 700 misline kadar sevap verildiğini, Peygamberimiz müjdelemiştir.  Bir Müslüman için Kur’an bu anlamda da, tam bir rahmet ve berekettir.
Kur’an okuyan insan  bu muhteşem ibadetin dünyevi bazı güzelliklerine  dünyada iken de kavuşur. Nice ihtiyarlar tanırım, tek yaptıkları iş, namaz kılmak, Kur’an okumaktır; ama yüzleri pırıl pırıl, dinç, çevik, dimdik ayaktadırlar. Büyük şehirlerin stresinde hasta olanların, köylerin asude atmosferinde Kur’an okumak ve ibadetlerini yerine getirmekle, daha uzun yıllar yaşadıklarına şahit olmuşuzdur.
Kur’an okumanın bir çok faydalı sonuçlarına rağmen her ibadet gibi, Kur’an da Allah emrettiği ve ibadet olduğu için okunmalıdır. Çünkü ibadetlerin faydalarına bizzat niyet edilmez, onlar özellikle istenmezler. İbadetlerle birlikte ortaya çıkan dünyevi sonuçları, Allah’ın lutuf ve ihsanı olarak görmek gerekir. Aksi halde ibadetin ruhu incinir, uhrevi sevabı kısmen zayi olur.
Bugünlerde camilerde, vakıf ve derneklerde tatlı bir heyecan var. Küçük büyük, genç ihtiyar, kadın erkek binlerce insan Kur’an öğrenme hevesi ile dolup taşıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın din görevlilerini yaz kurslarına seferber ettiğini görmekteyiz. Hatta bazı müftülükler, yaz kursları için camilerde İmam Hatip Lisesi, ya da İlahiyat Fakültesi öğrencilerini de çalıştırıyor.
Yaz Kurslarının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Memuriyete başladığım 92-94 yıllarında bir vakıf salonunda yaz kursu açmıştık.  70-80 kişi takip etmişti. Onlara bir koli dolusu küçük roman dağıtmıştım. Kursa devam eden bu çocuklar, şimdi kocaman adam olmuş; umulmadık yerde karşıma çıkıyor, “Hocam kurstan” tanışıyoruz, diyerek tatlı sürprizler yapıyorlar. Allah hepsine yar ve yardımcı olsun.
Bir yakınım anlatmıştı. Dünyaca mühim mühim bir makamı işgal etmiş bir devlet memuru, küçüklüğünde bir yaz mevsiminde iki aylık kursa katılmış. Şimdi emeklilik hayatı yaşıyan bu zat, bir imam gördüğü zaman, halâ kurstaki saygının tesirini hissettiğini ifade ediyormuş. Demek ki, 70-80 yıllık bir ömürde, bazı insanların dini gerçekler ile yüzleştiği tek nokta, camide ya da bir salondaki kurs olabiliyor. Öyle ise bu zamanları çok iyi değerlendirmek gerekir.
Kur’anı öğrenmek büyük bir iştir. Çünkü Kur’an Arş ile ferşi (yerler ile gökleri) birbirine bağlayan bir zincir ve Allah’ın bir ipidir. Rahmet, bereket, ilahi güzellik ve vahiy gökten gelmiştir. Semavi ve ilahi olanlar biz arzlılara o canipten gönderilmiştir. İlahi olan ile ilişkimizi Kur’an kurmaktadır.
 Kur’an’ın var olması, ihtiyar dünyamızı, feza boşluğunda, çekim kanunundan daha fazla korumaktadır. İnsanları Kur’an’ın ilahi hakikatlerine yönelten eserler ve çalışmalar da bu cümledendir. O halde yaz kursları Allah’la ilişkiyi kuran ilk ve en önemli adımdır.
Dünyevi işlerimiz için binlerce adım atıyoruz; harcama yapıyoruz; çocuklarımız için nice sıkıntılara katlanıyoruz. Elbette onlar en güzeline layıktırlar. Ancak, bu gayretler din ve iman olmadığında çoğu zaman büyük bir bela ve musibete dönüşüp; anne babaların maddi dünyasını da zulmetlere boğabiliyor. Hem bu hüsrandan hem de ilahi huzurda, “Babam bana Kur’an öğretmedi” şikayetine maruz kalmamak için  “göz nuru” yavrularımıza  Kur’an öğretmek ve yolunu göstermek kârlı bir iş değil mi?

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık