Duygu SUCUKA

Çözüm Süreci Düğüm Düğüm


Duygu SUCUKA
11 Eylül 2015 Cuma 17:41

Çözüm süreci denilen şey neydi?

2009 yılında ilk ortaya atıldığında açılım denmişti.

 

2009 yılının 10 Eylülünde, yani tam 6 sene önce bugün yazdığım bir yazıda konuyla ilgili görüşlerimi şu şekilde belirtmişim:

 

[Kürt açılımı ile ilgili;

Hükümet Kürt açılımı adını verdiği kapalı kutuyla yola çıktığı zaman

tüm toplum merak etti, bu kutunun içinde ne var diye. Ama

hala hiç kimse bir şey anlamadı bu işten. Bu açılım nedir, Hükümet

ser veriyor, sır vermiyor.

……………………

………..

…… 

Şimdi aklıselim düşünmek lazım. Eğer açılım diye diye sır gibi

sakladığınız başlıklar bölgenin ekonomik ve sosyal yaşantısına dönük

iyileştirmeler ise bunlar zaten devletin görevidir ve şimdiye kadar

iyileştirme yapılmamışsa oturup öz eleştiri yapılmalıdır. Ve Kürt hareketinin

beklentileri de bu değildir zaten. Onların beklentisinin Anayasal

değişiklikler olduğunu sıradan vatandaş kadar bu ülkeyi yönetenler

de çok iyi bilmektedir. Hükümet bunu yaparsa siyasi anlamda

kazanan taraf olmayacaktır, yapmazsa karşılaşacağı zorluklar oldukça

çetin olacaktır. Yani iki ucu da sorunlu bir değnek.

(Sorunlar ve Çözümler – Duygu Sucuka – sf. 199) ]

 

Daha o zamanlar söylemeye çalışmıştım bu işten geri dönüş yaparsanız eskisinden daha kötü sonuçlar doğurabilir diye.

 

*****

Açılım yol almaya devam ederken bir yerde adı çözüm süreci oldu. Yine konuya dair, 21 Mart 2013 günü, (görkemli Diyarbakır Nevruz kutlamaları günü) yazdığım “Bu ülkenin vatandaşı olabilmek” başlıklı yazımda şunları dile getirmişim:

 

[Yıllardır hepimiz, Türküyle-Kürdüyle-Arabıyla, bu ülkenin tüm vatandaşları terör bitsin, çocuklarımız şehit olmasın, anneler ağlamasın diyoruz. Bu umutla belki, herkes sustu, bu süreç denilen gidişatı izlemeye başladı. Neyin ne olduğunu zaman gösterecek elbette ama bugünkü Nevruz bayramında yapılan açıklamalara göre gördüğümüz tek şey terör örgütü mensuplarının sınır dışına çıkacağı mesajları oldu. Hani silahsızlanma olacaktı, hani PKK silah bırakacaktı. Sınır dışına çıkmak… Bunu kim garanti edebilir ki? İçeride kaç kişi var, kaçı çıkacak, silahlar ne olacak, vs. Belirsizlikler belirlenemeyecek kadar çok.  

Diyarbakır Nevruz mitinginin ertesinde bizim basın manşet atıyor: Silahlara Veda…

Nerede o veda? O meydandan gelen öyle bir söz mü vardı ki? Silahlı unsurlar sınır dışına çıksın diyor o mesaj. Tarih; 21 Mart 2013.

Varsayalım ki çıktılar, sınır dışı oldular. Bu durum PKK’nın güçlenmesini desteklemekten öte bir işe yaramaz. Bugüne kadar yapılan en büyük saldırılar sınır ötesinden gelmedi mi? Sınır karakollarına yüzlerce gruplar halinde sınır ötesinden saldırmadılar mı? Her şeye rağmen iyi niyetli beklentilerle terörün bitmesini desteklemeye devam ediyor bu halk.]

 

O tarihlerde işin takibinin yapılması bir yana, bir sevda kapladı her yanı. Artık çözüm sürecindeyiz, her şey güllük gülistanlık, ülkede şenlik var, bundan sonra terör yok algısı yaratıldı. Ve terör örgütünün istediği tavizler sonuna kadar verildi.

 

Bu süreç içerisinde terör, terörist kelimesi, pkk gibi kavramların kullanılması psikolojik anlamda adeta yasaklandı, vatandaş bu kelimeleri kullanmaktan bile tedirginlik duymaya başladı.

 

*****

Süreç siyasi otoritenin lehine idi çünkü pkk eylemsizlik içindeydi, şehitler yoktu, vicdanlar dingin, kamuoyu sessizdi

Yine süreç pkk’nın lehine idi çünkü ne yapıp ne ettiği bilinse bile çözüm süreci şartnamesine uyuldu, göz yumuldu, görmezden gelindi.

İlerleyen dönemde konuyu tekrar köşemde işlemiş, “Otorite boşluğu, Kuzey Irak, Güneydoğu” başlıklı, Temmuz 2013 tarihli yazımda şu görüşlere yer vermişim:

[Çözüm süreci başlatıldı ve bu süreçte PKK’nın sınır dışına çekilme eylemi gündeme geldi. Bu arada güvenlik güçlerinin bu çekilmelere müdahale etmeden, sınırdan çıkışları görmeze gelerek beklemesi söz konusu oldu. Burada merak konusu bir detay; PKK’nın ne kadar çekilip çekilmediği kayda nasıl geçiyor acaba? Çekiliyor beklentisi içinde içeride daha da güçleniyor olabilir mi? Yani Güneydoğu’da otorite boşluğuna gidecek bir tehlike yok mu burada?

……………………..

………….

Bir süredir Güneydoğu’dan gelen haberler, esrarın ham maddesi olan Hint kenevirinin en çok yetiştirildiği bölge olan Diyarbakır’ın Lice, Hazro, Kocaköy ilçelerindeki uyuşturucu operasyonlarında, tonlarca uyuşturucu maddesinin imha edildiği yönünde idi. Güneydoğu’da, bilhassa Diyarbakır civarında bu kadar esrar ham maddesi yetiştirilebilmesinin nedeni, “Güneydoğu’da bir otorite boşluğu mu var?” sorusunu akla getiriyor.] 

Devam eden zaman diliminde, pkk çeşitli merkezlerde özerklik ilan ettiğini açıkladı. Kürt siyasetçiler, HDP belediyeleri de bu açıklamaları desteklediler. Yol kesmeler, kimlik sormalar, güvenlik güçlerinin ulaşımını engellemek için hendek kazmalar, yeniden çatışmalı ortam… çok sayıda şehit haberleri aniden ülkeyi gerdi.

 

Ve bugün her şey tersine döndü. Çözüm süreci bitti açıklamalarının ardından Devlet Güneydoğu’da kaybettiği otoritesini toplamaya, terör cephesiyle yaptığı anlaşmada aldatıldığını belirterek yeniden terörle savaşmaya başladı.

 

Bu noktaya gelineceğini, daha bu işin başındayken, açılım dendiğinde, çözüm süreci dendiğinde görebilmek gerekirdi.

 

10.09.2015

duygusucuka@hotmail.com


YORUMLAR
  • yorum2015-09-18 20:58:32Mustafa Ozen

    Tesukur ederim duygu ve düşüncelerimize katılıyorum selamlar

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star