Bermal MELİK

ÇÖZÜM SÜRECİ YENİDEN MÜMKÜN


Bermal MELİK
5 Ağustos 2015 Çarşamba 11:35

Büyük umutlar beslediğimiz,  önemsediğimiz  2,5 yıllık çözüm süreci rafa kalktı.7 Haziran seçimlerinden sonra yaşanan olaylar ve Suruç’ta patlayan bomba ile süreç farklı bir boyuta taşındı.Bölge savaş moduna girdi. Ve korkulan oldu. Ateşkes bozuldu.

PKK de  kendisi için ateşkesin anlamını yitirdiğini açıkladı.

Ne oldu da süreç bu aşamaya geldi?

Şimdi süreç içerisine baktığımızda sürecin bu aşamaya gelmesinde her iki tarafın da önemli hatalarından bahsetmek mümkün. 2,5 yıldır devam eden süreçte devletin de; hükümetin de hataları var, PKK ‘ nin de hataları var. Devlet temel bazı adımları atmakta gecikti, bazı hakları pazarlık konusu haline getirdi; izleme heyeti gibi bazı mekanizmaları kurmadı.  Dolmabahçe Mutabakatı'nı tanımadığını ilan etti. Seçim nedeniyle çözüm sürecini parantez içine aldı .Bu da süreci iyice tıkadı.

Aslında 7 Haziran seçim sonuçları yüzde on baraj projesini boşa çıkartmıştı.HDP yüzde 13 alarak ise Türkiyeleşme projesinin ilk adımı atılmıştı.Bu adım çözüm sürecinin önünü açan demokratik sürecin başlama sinyaliydi.Fakat çözüm sürecinin tarafı olan AK Parti Hükümeti tek başına iktidara gelemediği için, hem  AK Parti hem de çözüm süreci darbe aldı.

Yapılan hatalarla birlikte esasen her  iki tarafın da  bir yanılgıya düştüğünün altını çizmek gerekir.

Nedir bu yanılgı?

Abdullah Öcalan bu süreçte en çok dinlenilmesi gereken taraf iken ,Öcalan  dinlenilmedi ve  projesi tam kavranılanamadı.

Kürt cephesi ise Abdullah Öcalan’ın Türkiyeleşme projesini ve sürecini anlayamamış ve gereken mesajı almamıştır.

Bu anlamda iki tarafta önemli bir yanılgıya düşmüşlerdir.

Türkiyelileşme projesi Öcalan'ın projesidir.. Öcalan bu projeyi dile getirirken HDP ve içerisinde yer alan siyasal partilerin çok dar bir bölgeye ve çok dar bir söyleme sıkıştığı, hem bölge düzeyinde hem de söylem düzeyinde kendilerini genişletmesi gerektiğini söylemişti. Ben Öcalan'ın bu tercihinin bu politik değişikliğinin taktik bir değişiklikten ziyade stratejik bir değişiklik olduğunu düşünüyorum. Öcalan HDP' nin Türkiyelileşmesini istiyordu  ve buna uygun da bir proje ortaya koydu. Ancak uygulamada farklı kesimlere açılma noktasında tam anlamıyla başarılamadı.

 Abdullah Öcalan’ın Newroz da verdiği “Türkiye de silahlı mücadele dönemi kapanmıştır.” mesajını Kandil de tam okuyamamıştır

Hükümet ise PKK eylemlere devam ettiği müddetçe tedbirlerin ve operasyonların süreceğini ifade etti.Başbakan Davutoğlu’nun  “Silahlı unsurlar silahı bırakana, Türkiye’yi terk edene kadar bu süreç devam edecektir.” beyanatı, çatışmaların uzun bir süre süreceği ve büyük kırılmalar yaşanacağının göstergesidir.Başbakan Davutoğlu’nun bu mesajı tıkanmadır, tekrardır.Bu sonuçtan çok soruna ve çözümsüzlüğe dönüşecektir.Bu PKK’ yi silahsızlandırmaya değil  silahlandırmaya yöneltecektir..Bu teslim almadır.PKK’ nin 30 yıldır deneyimi vardır, teslim olmamıştır, tam tersi daha güçlü şekilde çıkmıştır.Bu üslup, bu dil bırakılmalı.Abdullah Öcalan’ın demokratikleşme süreci, Demokratik Cumhuriyet tezi üzerinde yeniden görüşülmeli..

Çünkü Kürt-Türk ittifakı dışında başka çözüm yoktur.Birlikte yaşam dışında başka bir yol gözükmemektedir.Bu olmadığı takdirde Kürt-Türk  düşmanlığı  daha tırmanacak, bu da beraberinde ölümleri getirecektir.

Hükümet eskiden “Kürt sorununa evet, PKK ye hayır “ tezini savunurdu.Şimdi İse “PKK ye hayır, Öcalan’a evet “ detayını gözden kaçırmamak gerekir.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın “Sürekli Öcalan adına yalan söylüyorlar.Öcalan başkanlık sistemine karşı, AK partiyle koalisyona karşı…Külliyen yalan.Öcalan’ın adını kullanıp sürekli toplumu kandırıyorlar. Öcalan muhtelemen yakalasa bunları sopayla kovalar “her şeyi mahvettiniz diye” söyleminin üzerinde  durmak ve bu detayı iyi anlamak gerekir.

HDP' nin gündeme getirdiği, Abdullah Öcalan’ın Türkiyelileşme projesi farklı kesimler tarafından kabul görmese  bile  ülke ve bölge  konjonktürüne  en iyi uyan bir projedir. Çünkü Türkiye'deki Kürtler sadece belli bölgelerde yaşamıyorlar. Her tarafta yaşıyorlar. Dolayısıyla, Türkiye'deki Kürtlerin sorunlarıyla ilgilenen bir siyasal partinin Türkiyelileşmesi, Türkiye'nin her tarafını gözeten siyaset geliştirmesi doğru olandır. Fakat aktörler bazında bu doğru olmuş mudur, bundan çok emin değilim. Örneğin HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağın “biz sırtımızı YPG –YPJ’ye dayamışız” söylemi talihsiz bir açıklama  olmuştur.

 Şimdi bu anlamda HDP' nin Türkiyelileşme projesini gerçek manada; eğer Türkiyelileşmeden kasıt Türkiye'nin farklı kesimlerinden oy almaksa, bunun tam anlamıyla başarıldığını söyleyemeyiz. Ama ortada bir başarı var, Türkiye'nin bütün yörelerinde yaşayan Kürtlerin oyunu aldılar. Bu projenin devam edip etmeyeceği aslında süreç ve süreç karşısında HDP'nin takınacağı tutuma bağlı. Mesela bu son olaylar karşısında takınacağı tutuma da bağlıdır.

HDP ve Demirtaş risk almalı.Kandil’e ve Hükümete çatışmaları durdurması çağrısını bıkmadan usanmadan her gün yapmalıdır.Elini taşın altına bir kez daha koymalıdır.

Barış için tekrar masaya oturmak mümkündür.

Eğer tekrar masaya oturulmazsa , siyasi görüşmelerin yerini çatışmalar alacak, PKK  eylemlerini artıracak buna mukabil devlette tedbirlerin ve operasyonların sayısını artıracak.Taraflar çatışmayı sertleştirse de, kırk yıllık tecrübelerimiz  bundan bir netice almayacağımızı göstermiştir.Ama bu süreçte olan çatışmalardan yaşamınını yitirecek, yaralanacak , yerinden yurdundan olacak insanlar olacak.Toplumsal maliyeti ise çok ağır olacak.

Hep aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemenin mümkün olmadığını yıllar biz tüm acımasızlığıyla gösterdi.Bu yüzden çatışma süreci ülkeye , insanlara bir şey kazandırmayacaktır.

Çatışmalar, çelişkileri derinleştirecek, telafisi olmayan büyük kırılmalar yaşanacak.Bu da olası yeni bir çözüm sürecini tıkar, demokrasiyi öteler.

Çünkü bombalar patladığında, silahlar atıldığında cenazeler gelmeye başladığında devlet bir taraftan özgürlükleri sınırlayıcı düzenlemeler yapar, diğer taraftan olayları önlemek için asker ve polisi sahaya sürer, bu da demokratik alanın daralmasına neden olur.

Halk arasında “Zararın neresinden dönülürse kardır” diye bir deyim vardır.Tüm kayıplara, tüm zararlara rağmen barış kaçınılmazdır.Tek seçenektir.

Masa tekrar kurulabilir, özeleştiri yapılabilir.Siyasi hesaplar, egolar evlat feda etmenin önüne geçmemelidir. Bu nedenle bir an önce çatışmasızlığı sağlayacak adımlar atılmalı.

Bu süreçte HDP ‘ye  büyük görevler düşüyor.HDP bir  Türkiye  partisidir.Halklar  HDP ye barışa katkı sunsun, çözüm sürecinde taraf olsun, çözümü hızlandırsın diye oy verdi.

HDP’ ye verilen oyların temel nedeni Kürt meselesini silahın cenderesinden çıkartma beklentisidir.

           Halklar artık barış ve huzur istiyor.Evlatlarının ölmesini  istemiyor.

Savaş ne kadar şiddetli olursa olsun sonuç çözümdür ve çözüm süreci  yeniden mümkündür.

 


YORUMLAR
  • yorum2015-09-03 07:04:35urfalı babe

    pkk silah bırakmaz ise bu defa devlet sonuç alır merak etme çünkü devlet eski bağımlı devlet değil silahını istihbaratını özgürleştirmiş bir devlet var artık pkk sırtını dayadığı gavurlara fazla güvenmesin

  • yorum2015-08-17 12:22:55Ali BURAN

    SEVGİLİ BERMAL, Bu çözüm değil çözülmedir. HDP,Türkiyelileşmek için kemalist Türk ile bir devlet projesydi uygulandı ve çözüm bitti:Yani Kürtlüğün içini boşatıldı.Bunu Sırrı S.Önder ,Kürtkçü ve Tuncel itiraf ettiler.

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star