Bermal MELİK

ÇÖZÜM(SÜZLÜK) SÜRECİ


Bermal MELİK
28 Ekim 2014 Salı 17:55

 

Yıl 2014

Yine şehit cenazeleri, yine intikam naraları.

Aynı söylemler, aynı stratejiler,aynı oyalama ve zaman kazanma taktikleri!

Senaryo aynı, sahne aynı ama bu sefer roller farklı!

Tanıdık bir filmi seyreder gibiyim.

Önceden seyrettiğim filmin sonucunu bildiğim için korkuyor, endişeleniyorum.

Neden endişeleniyorum?

Kötü günlerin sinyalini almak için kahin olmaya gerek yok!

Çözüm süreci dendi, aman dikkat!

Süreç bitti bitecek dendi.

Akil insanlar yine sahaya indi.

Mehter marşı gibi bir ileri, iki geri gel-gitler yaşandı.

Üsluplar sertleşti, meydan okumalar başladı.,kılıçlar çekildi.

İki tarafın üslubunu sertleştirmesi çözüm sürecini zehirledi.

İp kopmak üzere.

Bu sefer ip koparsa düğüm atılamaz, atılsa da eskisi gibi güçlü bağlanamaz.

Kürt meselesinde çözümün kendini dayattığı bir evredeyiz. Bu meseleye dair iki noktanın idrakine varılmış durumda: Birincisi, artık biliyoruz ki, bu mesele varlığını devam ettirdiği müddetçe Türkiye istikrarlı huzurlu ve müreffeh bir ülke olamaz, hatta bütünlüğünü koruması zorlaşır.

Ki şimdi bunları yaşıyoruz.

İkincisi, yine biliyoruz ki, şimdiye kadar uygulana gelen, kafası netleşmeyen, günü ve koltuğunu kurtarmaya yönelik  politikalarla bu meseleyi bir hal yoluna koymanın imkânı yoktur. Bu denendi.

90’ lı yıllarda yaşananları devlet aklı “düşük yoğunluklu savaş” diye adlandırırdı.

Ne yazık ki bugün yaşananlar “düşük yoğunluklu savaş” değil.

Yüksek yoğunluklu  çetin bir savaşa gebe!

Yıllardır çözüm(süzlük) sürecini zamana yayarak kendilerini ve partilerini kurtarmaya harcadılar.

Oysaki süreç oyalanmayacak kadar  kırılgan ve hassas.

Çünkü provakatörler her zamanki gibi iş başında.

Ve provakasyonlar peşpeşe gelmeye başladı.

Ve bu eylemler çözüm sürecini hedef alan eylemlerdir.

Bunlar sıradan eylemler değildir.

Bu yaşananlar 90’lı yılları hatırlatıyor.

Kurt puslu havayı sever. Kürt meselesindeki puslu havadan nemalanan siyaset sahnesinin kurtları da, pusun dağılması halinde güç kaybedeceklerinin farkındalar. Bugün demokrasiyi ve barışı boğmaya çalışmaları bundandır.

Çözüm sürecinin tarafları dışında karanlık bir el ”ben burdayım “ diyor.

45 insanın ölümü, Bingöl’deki eylem, Yüksekova’daki sivillere yönelik bu eylem bu karanlık “el”in eylemleridir.

Bu eylemler niye araştırılmıyor,45 insanı öldürenlerin katilleri nerde, niye yargılanmıyor?

Aslında çözüm sürecinin tarafları tuzağa düşmüşlerdir.

Kobaniyi, Türkiyeyi kaosa düşüren “el “ planını Kobani’nin düşeceği güne endekslemişti.

Düğmeye Kobaninin düştüğü gün basacaktı.Bu olmayınca yeni senaryolar devreye girmiştir.

Çözüm sürecinin kabul edilmese de Kobani endeksli olduğu burada net görülmektedir.

 

Cumhurbaşkanı diyorki aslında  Kobani Kürt şehri değildir, oranın Adı da Ayn’el Arap’tır.

Yani Kobani YPG’ nin değil IŞİD’ ın mı  demek istiyor.

Adı  Ayn’el Arap da olsada Kobani olsa da orda ölenler Kürt!

Bu söylemler Türkiyeye bir şey kazandırmaz tam tersine kaybettirir.

Kaybettir de!!!

 

Tuzağa düşen tarafların , bu tuzağı bertaraf etmelerinin tek yolu güven tazelemek , çözüm sürecini hızlandırarak müzakereler devam etmek gerekli.

Başka yol yok ,olmamalı.

 

Çok eleştiri alsam da Kürt-Türk ittifakı üzerine çok sayıda yazılar yazdım.

Bunu desteklediğimi, sürece ve Türkiyeye çok şey kazandıracağını, keskin ve önemli virajlardan bu şekilde yol alabileceğimizin altını özellikle çizdim.

Maalesef bu gerçekleşmedi.

Ama Türkiye ye rağmen Amerikan-Kürk ittifakına  doğru yol alınıyor.

Bugün Kobani semalarında Amerikan savaş uçaklarını yerine Türk savaş uçakları IŞİD’i vuruyor olsaydı bugün çözüm süreci farklı bir noktada olurdu.

Bugün “Biji Obama”, “Biji permerge” yerine “Biji Türkiye”  denilebilirdi.

 

 

 

 

 

 

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık