Şeyhmus İDRİSOĞLU

DAHA 17 İDİ


Şeyhmus İDRİSOĞLU
16 Aralık 2013 Pazartesi 12:16

 

Bu yazıyı 13 Aralık 1980’de,  henüz  lisede öğrenci iken 17 yaşında idam edilen Erdal Eren anısına yazmak istiyorum.

Evladınızı düşünün… Gözünüzden sakındığınız, geleceği ile ilgili yaşam çizgisini belirlemeye çalıştığınız evladınızın ( yeterli delil olmadan, kemik yaşına bakılmadan)  boğazına ilmek geçiriliyor. Vicdanı olanın dayanacağı türden bir ceza değil.

İdam!!!

12 eylül darbesinin sembolleşen ismi sizin yavrunuz olsaydı? Hangi başkaldırının cezası olarak idamı öngörürdünüz? Liseli bir genci asma kararı almak hangi gözü dönmüşlerin, hangi anlayışın sonucudur tartışılır. Yapılan vahşetin her kesimden insanda 33 yıl sonra bile infial uyandırıyor olması hiç de hayret verici değildir. Erdal’ın fotoğrafından etkilenip anısına şarkı yazan Sezen Aksu ve Teoman’ı saygı ile alkışlıyorum. Erdal’ın 16 yıl 80 gün yaşamasına izin veren Kenan Evren’in 95 yıllık ömründeki vicdani hesaplaşmayı da Allaha havale ediyorum.

Koca bir devlet düşünün, kendi insanlarından korkan. Korktuğu için yüzlercesini idam eden. Binlercesini  ( faili belli! ) faili meçhul listesine ekleyen büyük bir devlet!

Türkiye cumhuriyetindeki idamlar, istiklal mahkemelerine meclisin sınırsız yetki vermesiyle başlar. Hatta Erzurum mebusu Hüseyin Avni bey’in şu sözleri, nasıl bir sınırsız yetkiye sahip olduklarını çarpıcı bir şekilde ortaya koymuştur; “istiklal Mahkemeleri’ne meclisin tanıdığı yetkiyi cenabı hak, peygamberine dahi vermemiştir.” Kendi hegemonyalarını kurmak için muhalif ve sistem karşıtı vatandaşlarını saf dışı bırakıyorlardı. İstiklal mahkemeleri öyle bir devlet terörü estirmişti ki o dönemde sayısı pek çok kaynağa göre değişiklik gösteren! vatandaş infaz edilmiştir.  1960 yıllarının ortalarında idamı daha da meşrulaştırarak halka açık alanlarda çoluk çocuğa, erkeğe, kadına, solcuya sağcıya gözdağı ibret olsun diye asarlardı.

Bu devlet başbakanını, bakanlarını bile acımadan astı. Hiçbiri darağacına giderken zalimlere inat pişmanlık duyup aman dilemediler Şeyh Sait idama giderken “ulusum için kurban edildiğimden dolayı pişmanlık duymuyorum.” demiştir

Hinisli Xalid cibri. “karşınızda yalnız değilim. Arkamda Mezopotamya ve koca bir Kürt halkı var. Bugün beni asıyorsunuz, hiç şüpheniz olmasın bir gün yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz.

Şeyh Abdulkadir(Senatör)

Yusuf Ziya (Bitlis milletvekili)

Dr. Fuat Bey

Av. Tefik Bey.

Koç zade Ali Rıza Bey. Gibi daha yüzlercesi hep başı dik ölüme haykırarak gittiler.

Sevgili Erdal’ın da son sözleri.”kahrolsun faşizm” di. Fazla konuşmasın diye hemen sehpayı çekmişleridir.

Yaşı küçük diye büyütülüp idam edilen sadece sen değilsin Erdal. Seyit Rıza’nın oğlu  17 yaşındaydı ve kısa sürede 21 yaşına çıkarttılar. Babasının yalvarmalarına rağmen çok sevdiği oğlu gözlerinin önünde idam edilir. Ayrıca Seyit Rıza’nın yaşı asılmak için büyüktü. Devlet, çözümü bulur ve yaşını küçültüp asıverir.”

“Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Yusuf İnan, İbrahim Kaypakkaya gibi devrimcileri de katlettiler. Sonuç ardınızdan oğul, oğul çoğalarak geldiler. Rahat uyuyun ardınızda bıraktıklarınız taşıdığınız bayrağı daha da ileriye götürüp bu ülkeyi yaşanır hale getireceklerdir. Rahat uyuyun.”

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star