Ercan AKKAR

DALGA’LAR NAFİLE…


Ercan AKKAR
22 Aralık 2014 Pazartesi 14:00

Yaklaşık 8 yıldan bu yana Ergenekon, Balyoz, Oda TV gibi dalga dalga gerçekleştirilen operasyonlar Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven gibi darbe girişimleriyle ağzımız açık, kafamız karışık ve ‘vay anasına’ diyecek bir şekilde tanıştık.  

Türkiye halkları günlerce, aylarca, yıllarca dalga dalga gelen bu operasyonların üzerine çarpmasının etkisiyle sarsıldı ve gelen her dalgayla oluşan sarsıntının etkisi henüz geçmeden, yeni bir dalganın yarattığı sarsıntıyla karşı karşıya kaldı. Bu dalgalar öylesine yayılmış, öylesine genişlemişti ki, devletin girilmez denilen en mahrem yeri Kozmik Odaları’nın kapıları bile sonuna kadar açılmıştı.

Kimimiz bu operasyonları, hiçbir dönemde hiçbir iktidarın cesaret edemediği için AKP’nin büyük başarısı olarak yorumladık, kimimiz askeri vesayetin sona erdirileceğine, kimimiz demokrasiye geçişte yol temizliği yapıldığına, kimimiz ise 30 yıldan bu yana devam eden çatışmalı ortamın sona erdirileceğine ve geçmişle yüzleşileceğine inandık.

Aslına bakarsanız yukarıda sözünü ettiğim dalga dalga operasyonlar sonucunda ortaya çıkarılan oluşumların ve de darbe girişimlerinin altyapısı Kürtlerin yaşadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde oluşturuldu, en büyük faaliyetleri de bu bölgelerde gerçekleştirdi. Yani kaba tabirle Kürtlerin yaşadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi adeta bir laboratuvar gibi kullanıldı ancak, her nedense bu operasyonlar bir türlü Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ulaşamadı, ulaşsa bile lokal olmaktan öteye geçemedi.

Bildiğiniz gibi geçen hafta İnsan Hakları ve Demokrasi Haftasıydı. İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi, 3 yıl aradan sonra revize ettiği ‘Toplu Mezar Raporu’nun sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Raporda; Diyarbakır’dan Urfa’ya, Hatay’dan Van’a kadar tamı tamına 25 il genelindeki toplu mezar haritası açıklandı. Bu haritaya göre tespit edilen 384 toplu mezarda, 4 bin 201 kişinin kemikleri bulunuyor. Ne kadar korkunç değil mi? Daha da korkuncu raporu açıklayan İHD, ‘17 bin olarak ifade edilen kayıp ve faili meçhul cinayetlerin olduğu ve akıbetlerinin bilinmediği bir coğrafyada, bastığımız her karış toprağın bir toplu mezar yeri olma ihtimali var’ diyor.

Bugünlerde yeni bir dalga operasyon başlatıldı ve bu dalganın devam edeceği söyleniyor.  Bu kez operasyonlar, 1 yıl önce AKP ile Cemaat arasındaki kavga ile başladı ve genişledi. Bu dalgaların sonuç ne olur bilinmez ve önceki dalgalar gibi de en azından bölge halkı için sarsıcı ve şaşırtıcı olmayacağı bir gerçek. Çünkü samimi olarak görülmüyor ve ‘iktidar savaşı’ olarak algılanıyor.

Bu ve bundan önceki dalgaları kıran en önemli neden ise, önceki dalgaların  Fırat’ın Doğusu’na geçemediği, halen toplu mezarlarda insan kemiklerinin bulunması ve  yakınlarının acısının dinmediği gerçeğidir.

 

3 KATLİAM

Madem İnsan Hakları ve Demokrasi’den bahsediyoruz. O zaman farklı dönemlerde yaşanan ve halen birer kara leke olarak karşımızda duran ve de hepsi o dönemin Aralık ayında meydana gelen 3 katliamı hatırlatmakta yarar var.

Bundan 36 yıl önce, 19-26 Aralık tarihleri arasında Maraş’ta bir sinemaya atılan bomba ile başlayan, resmi rakamlara göre 111 kişinin öldürülmesi, 210 evin yakılması ve 70 işyerinin tahrip edilmesiyle sonuçlanan bir katliam yaşandı.  Katliamın sonucunda Alevilerin büyük çoğunluğu Maraş’ı terk etmek zorunda bırakıldı.

Yine bundan 14 yıl önce (20 Aralık 2000) adına ‘hayata dönüş operasyonu’ denilen ve cezaevlerindeki bazı tutuklu ve hükümlülerinin F tipi hücre sistemi ile tecrit uygulamasına karşı başlattığı açlık grevi ve ölüm orucuna 20 cezaevinde müdahale edilmesidir. Sonuç; 2'si asker 30'u tutuklu 32 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Son olarak bundan 3 yıl önce (28 Aralık 2011), Şırnak'ın Uludere ilçesindeki Ortasu/Roboski ve Gülyazı/Bujeh köylerinden, 28'i aynı aileden 34 kişi savaş uçaklarının bombardımanıyla katledildi.

Bunların tümü gerçek ve yaşanan olaylar. Her dönemde böylesi olaylara rastlamak mümkün… Sonuçları ise hep aynı, faili meçhul…

Uzun lafın kısası şu; adalet ve hukuk Fırat’ın Doğusu’na ulaşmadığı sürece, halen binlerce kişinin toplu mezarlarda bulunduğunu bildiğimiz sürece ve halen birçok olayın bilerek aydınlatılmadığını hissettiğimiz sürece, ne ileri demokrasiden, ne insan haklarından bahsetmek doğru olur.  Durum böyle olunca da ne kadar dalga gelirse gelsin nafileden başka bir şey olmaz.

Sevgiyle Kalın.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık