Şeyhmus İDRİSOĞLU

DELİRTEN SİSTEM (KAPİTALİZM)


Şeyhmus İDRİSOĞLU
9 Mayıs 2012 Çarşamba 19:24
Ülkemizdeki işleyişe tahammül göstermeye çabalayan 75 milyon insan her gün delirmekle delirmemek arasında gidip geliyor. Fotoğraf makinemi elime alıp kareler yakalama adına deklanşöre bastım.

Psikiyatristlere, ruh sağlığının tanımı sorulduğunda; “kişinin kendisi ve çevresiyle sürekli bir uyum içinde olması” olarak tanımlıyorlar. Etrafımıza bir bakalım. Gördüklerimize, duyduklarımıza, yaşadıklarımıza… Gün boyu karşılaştıklarımızı umursamayıp huzur içinde soluk almak mümkün mü? Olup biten birçok şey katlanabilme sınırlarımızı aşmıyor mu? Hepimiz hayata tutunmak ve akıl sağlığımızı korumak için stresle boğuşmak zorunda kalıyoruz. Sisteme ve mantık sınırlarını zorlayan yasalara uyum sağlayamayanlar; “yeter artık delireceğim” demiyor mu?
Sabahın köründe tıklım tıklım otobüslerde işe giderken, galerilerin önündeki pahalı arabaların kimlere satıldığını düşünürken aklınız karışmıyor mu? Gelir dağılımındaki eşitsizlik sizin de canınızı acıtmıyor mu? Yeri geldiğinde olumsuzluklara uyum sağlamak adına “kader” deyip geçiştirdiğimiz psikolojik savunma mekanizmamız bile bizi mutlu etmeye yetmiyor. Göz göre göre işçi ölümlerine çanak tutanlara sövüp saydığımız lafların bile yatışmamıza fayda sağlamadığı görülüyor.
Kirli savaşta ölen gençlerimize ağlayıp sızlanmamızı bir sonraki felaket unutturuyor sanki. Fakir fukaranın acı çekmesini kanıksamışçasına aklımıza mukayyet olmaya çalışıyoruz. Sorguladıkça zıvanadan çıkmamak elde değil. Ülkede yaşanan insanlık dışı uygulamalarla, insanlığın fizyolojik, psikolojik tahribata uğrayan dirençleri en sonunda kırılıveriyorlar. Ve akılları hastalanıp topluma karışıyorlar.

Kapitalist sistemin ekonomik krizinden batan işadamlarının alkol batağına saplandığı gerçeği, yanı sıra aile içi şiddet ve geçimsizliği de beraberinde getiriyor.  Nerdeyse her yıl değiştirilip yazboz tahtasına döndürülen eğitimdeki sınav sistemi, çocuklarda psikolojik hastalıklara yol açmakta. Her nedense bir türlü doğru sistemi bulamamış, ayıklama sınavlarımıza karışan kopya rezaletleri ise özgüvenini kaybeden bir nesil yetiştirmektedir. Bilgi birikiminin dolandırıcı mantığa yenildiği gerçeği akıl tutulması yaşatıyor. Doğru ile yanlış arasındaki uçurum gitgide küçülüyor. Dünya Sağlık Örgütü verileri; her beş kişiden birinin ruhsal sağlığının bozuk olduğunu, depresyondaki kişi sayısının her geçen gün arttığını gösteriyor. Akıl ve ruh sağlığına ilişkin sorunlar, intiharın en belirgin nedenini oluşturuyor. Dünyada her yıl 800 bin kişi intihar ediyor. Ruhsal hastalıklardan kaynaklı acil servilere başvurular sürekli artış içinde.

Sağlık Bakanlığının açıklamalarına göre, yeryüzündeki her 100 kadından 10’u, her 100 erkekten 6’sı depresyonda. Ülkemizde ki insanlarda bu durumdan kendi payına düşeni  alırken, vahşi kapitalizmin derin yaralarının nedense farkında olmuyoruz. Sorunun tek kaynağı olan ve insanlığı çileden çıkaran kapitalist sistem, yoluna daha büyüyerek devam ederken, bireyleri çevre ve toplumdan soyutlayarak iyileştirmeye çalışıyorlar. Sorun yaşayanlarda antidepresan ilaçları dayatarak yarı uyur hale getirip dizginleri elerinde tutmaya çalışıyorlar.

Ruh sağlığımız kanayan yara gibidir. İltihabın kurumadan geçmeyeceğini biliyoruz. Kapitalist sistemdeki işsizliği, yoksulluğu, sadece kar gözetmeyi, savaşları önleyemesek ipler kopacak, deli olacağız. Yaramızdan akan irin devam edecek akmaya. Aklımızı ve insanlığımızı korumak için mücadeleci ruhumuzu harekete geçirelim. Olaylara tepkisiz kalmayalım. Bilgilenelim, bilgilendirelim. Bireysel çare arayışında değil çözüm uğraşına girelim. Çözüm; toplumun zihniyetini değiştirmekten geçer. Bizi hasta eden, sömüren, insan olmaktan çıkartan, delirten kapitalist sistemi yıkmak için örgütlenmekten geçer.



YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık