Bermal MELİK

Deprem ,bölünme ve intikam


Bermal MELİK
28 Ekim 2011 Cuma 19:05
"Neden Kürtler Barış,Türkler İntikam İstiyor?" başlıklı yazıma bazı okurlardan  e-mail ve  yorumlar aldım.Eleştirilerin çoğu ,Müge Anlı´nın söylemlerine  benzer düşüncelerdi.
Halklar arasında ki kutuplaşmanın ,kopmanın ,bölünmenin  boyutuna dikkat çekmekti amacım.
Bu düşünceleri  onlara empoze eden zihniyetin değişmesi icin çaba sarfetmek gerekti.
Bu yüzden bir soru sormuştum.Sorduğum sorunun yanıtını intikam histerisiyle  haykıran bir sarışından aldım.
 
“Önce polislere taş at, kurşun sık sonra da zora girdiğin anda yardım iste!.. Bu durumlar arasında denge kurmak lazım!..” diyerek intikam çığlığı atan bu kadına,  Gölcük depreminde vatani görevini yapan kürt  genci ,depremde elini enkazın altına koymaktan çekinmemişti  mi demek lazım.?
Denilemez!
Insani,vatani görevdir mağdura koşmak,başka türlüsü de düşünülemez!
Birlik ,beraberlik,kardeşlik kelimelerinin dahada anlamlaşması,kutsallaşması gereken bu zor dönem de gözümüz aydın (!) bölünüyoruz.
Artık bu noktadan sonra coğrafi sınırların kendi içinde çok kritik ehemmiyeti yok.
Bugün ne yazıkki ,duygusal kopuş yaşanıyor.
 
Bu yüzden uçurumunun kenarında olduğumuz ,depremin her anlamda sarstığı bir dönem de barışı  kardeşliği ön planda tutmak,halkların birlikteliğini bu zor günde göstermeliyiz. Fiziksel yaşanan deprem ,toplumların yüreğinde artçı sarsıntılara yol açarsa işte o zaman canımız daha fazla yanacaktır.
Deprem de bile rahatça söylenilebilen söylemler savaşın artmasıyla daha da artacaktır..
Her ölüm halinde sindikleri karanlıklardan çıkarak çığlık çığlığa İntikam, kan ve savaş çığlıkları atanlar cok olacaktır.Eğer barış yerine savaş yolu tercih edilirse ırkçı söylemler artacak,ruhsal bölünme  tamamıyla gercekleşecektir,bu da ülkenin felaketi olur.
Barış taleplerimizi depremden sonra da daha da yinelemeyiz.
Devletin operasyonları durdurması,PKK nin  de ateşkes yapması gerekir.Yoksa büyük deprem kaçınılmazdır.
Yaşadığımız durumun vehametini anlatan ,ve geldiğimiz noktayı irdelediğim ,2008 de  yazdığım yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bölünüyoruz Osmanlı’dan itibaren hep bölünme korkusu yaşanıldı. Hep bölünmekten korkunuldu, korktukça da bölünmeler gercekleşti.Türkiye’nin 85 yıllık cumhuriyet tarihinde de sürekli bir bölünme fobisi yaratıldı.
Bölünme korkusu öyle bir hale gelmiştirk ki "Vatan bir bütündür ,parçalanamaz "Türkiye Türklerindir"  vecizeleri dağa taşa yazıldı.Amac bölünmemenin tek ulus,tek milliyet varlığının beyinlere kazınmasıydı.Ama böyle yapmakla bölünmeye ,birlik beraberlikten uzaklaşmaya zemin hazırladıklarının farkında değildiler.Bu korkular neticesinde insanlar belli kalıplar içine konulmak istendi.
Ülkeyi yönetenler bu fobiye sığınarak sistemi milliyetçi, inkarcı ve saldırgan bir zemine oturttular. Dolayısıyla varolan sorunlar görmezden gelindi ve özelikle de Kürt meselesinde çözüm bulmak yerine çözümsüzlük dayatıldı. Son yirmi yıl boyunca Türkiye halkları, kanlı bir savaşın girdabında yaşamak durumunda bırakıldı. Bu savaşta binlerce insan öldü, binlercesi sakat kaldı. Bu ülkenin çocukları, bu ülkenin kuruluşunda omuz omuza, canları pahasına savaşmış bir kuşağın torunları olarak dağlarda, kentlerde ve birçok alanda karşı karşıya getirildi.
Bölünmemek icin (!) için ,insanları,fikirleri bölmeye ve ayrımcılıga uğratan zihniyet neticesinde ülke amip gibi hızla bölünmeye basladı.
Türk kökenli,orta şekerli müslüman (Oruc tutan ama başını örtmeyen ) ve Atatürkçü gibi...
Bu tarife uymayanlar ise potansiyel bölücüdür.
Ermeniler,Kürtler  hele Türk ismi taşımayan anadan doğma bölücüdür.
 
Neden mi?
Türkiyenin geleceğini yıllardır ellerinde bulunduranlar, 1930 model devlet anlayışıyla çaktırmadan ilerici gibi görünmeye calısıyorlar. AB ´den  ilerlemeden bahsediyorlar ama yaptığı politikalarla  tekdüzelik ve ayrımcılık yaptıkları açık ve net biçimde ortada.
 

Türkiye’nin tarihi boyunca hep bölücüleri olmuştur. Bölünme deyince de sınırların kalkacağını, haritaların değişeceğini anladılar. Oysa Türkiye hep bölünmüştür ve bölücüleri de Kürt-Türk, Alevi-Sünni, sağcı-solcu, komünist-faşist, dinci-laik olmuştur. Oysaki düşüncede bölünme, sınırların değişmesinden daha kötü ve tehlikelidir. Çünkü bölünen düşünceler aynı sınırlar içinde yaşamaktadır. Bu ülkede en büyük bölücüler Kürtlerdir.(!) Yıllardır ‘Kürtler ülkeyi bölecek’ endişesiyle sınırötesi harekatlar yapıldı. Bugün ise yine bombalar yağdırılmakta, kara operasyonları yapılmaktadır.
 
Tansu Çiller, başbakanlık yaptığı dönemde “bir çakıl taşı bile vermeyiz” diyerek bölücü Kürtlere(!) mesaj gönderiyordu. Oysa çakıl taşı isteyen yoktu, ama olsun onlar yine bölücüydüler.(!)

 
Türkiye de var olan farklılıkların bir arada yaşamasını savunmak ve bunu Türkiye’nin zenginliği olarak kabul edilmesi gerekliliğine inanmak, laik, tam demokratik bir Türkiye istemek ve bu temelde Kürtlerin haklarını anayasal güvence altına alınarak tanınmasını talep etmek... Bunlar mı bölücülüktü?
Halkını sürekli bölünme ile korkutan bir devlet anlayışıyla  korkulan oldu,kutuplaşıyoruz,bölünüyoruz.
80 yıldır bölünme de bölünme!
Türkiye literatünde bölünme sözcügü her dönem güncelliğini korumuştur.
Bölünmemenin (!) adına yapılan bölücülüğün sonucu  bir bölünme olacaktır.
Sonuç olarak, aslında kimin bölücü, kimin savaş ve şiddetten yana olduğu, mevcut zihniyetin ülkeye neleri kaybettirdiği, Kürt-Türk çatışmasına giden yolun kimlerin hazırladığı ortadadır.



YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık