Tahir COŞANDAL

Dershanesiz bir Eğitim istiyoruz….


Tahir COŞANDAL
26 Ekim 2011 Çarşamba 15:52
AK Parti iktidarı olarak sağlık' ta çok büyük başarılara imza atıldı.
Vatandaş hastanelerde adam yerine konmanın rahatlığını yaşıyor.
Memurlar birinci adımdan sevk alarak başta  üniversite hastaneleri olmak üzere her yere giderken, SSK, Yeşil kart ve Bağ-kur 'lu vatandaşlar 2. sınıf  insan muamelesi görüyorlardı, Şimdi tüm  sağlık hizmetlerinden yararlanıyorlar. Kanamalı hastaya bakmayıp başka bir hastaneye sevk yapan ve ambulans bulunamadığından sedyede bekletilen, parasını ödemediği için hastanede rehin tutulan hastayla karşılaşmak mümkün değil.
Böylece Sosyal Güvenlik sisteminin birleştirilmesi büyük bir adaletsizliği önlemiş oldu.
           Ülkemizde sadece sağlık' ta değil  eğitimde de eşitlik istiyoruz.
Öğrencilere verilen eğitim müfredatı, eğitim kalitesi  konusunda önemli adımlar atılması gerekiyor.
Bir ülke'de dershaneler olmamalı!
Dershane  demek; O ülkede devlet okullarının iyi eğitim veremediği, ekonomik durumu iyi olanların gidip daha iyi eğitim aldıkları yerler demektir.
Şanlıurfa'mızda zaman zaman ulusal ve yerel basında okulu olmayan köyler, aynı sırada 5-6 öğrencinin oturduğu sıralar ve tarlaya çalışmaya gidip okula gelemeyen öğrenciler gündeme geliyor.
Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesinde yetişen öğrenciler ile batıda okuyan öğrenciler arasında eğitim kalitesi yönünden çok büyük farklılıklar vardır.
Geleceğimizi emanet ettiğimiz  bu öğrencilerin en iyi şekilde yetişmesini istiyoruz.
Tüm Türkiye'de öğrencilerin dershaneye gitme ihtiyacı duymamasını istiyoruz
Başbakanım, Özel okular da başarılı değil!
Özel okullar Devlet Okullarındaki  başarılı öğrencileri alıp bu öğrencilerin seviyelerini yükselterek kendi başarıları gibi göstermektedirler. Özel okullarda kaliteli eğitimi sadece başarılı sınıfta bulunan öğrencilere veriyorlar. Bu öğrenciler ÖSS'yi veya OKS' yi kazandığında  vitrinde bu öğrenciler görünüyor.
Sağlık' ta olduğu gibi sübvansiyon yapılarak öğrencilere ücretsiz dershane ve özel okul sağlanmalı veya Devlet okullarında okuyan öğrencilerin eğitim seviyeleri yükseltilmelidir. Dershanelere ihtiyaç duyulmayacak bir eğitim sistemi olmalı.
 
Şu anda uydudan yayın yapan ZTV 'nin tüm izleyici kitlesine ulaşması için karasal yayınların başlatılması bu gibi kanaların kurulmasının teşvik edilmeli.
Devlet okulları bir an önce özelleşmeli.
Bu özelleştirme mevcut özel okullar ile rekabete gireceği için, hizmet kalitesi artacaktır.
Matematiği öcü olarak tanıtan , 12 yıl sonunda Turist ile 2 cümle konuşamayan bir eğitim sistemi sorgulanmalı!
Özürlü tuvaletleri Akaryakıt istasyonlarında mecburi iken ; mevcut okullarda özürlü tuvaleti bulunmamaktadır.
Özürlü çocuk tuvalete gitmek istediğinde bu konu hangi görevli yardımcı olacağı da meçhuldür.
Acaba, Okullarda resim ,müzik gibi sosyal dersler zorunlu olmasa;
Öğrenciler daha başarılı olabilir mi ?
Bu konu ile ilgili olarak,
 Mümtaz'er Türköne, Serdar Arseven’in zaman içersinde Milli Eğitim ile ilgili makalelerini konunun önemini arz etmek için dikkatinize sunuyorum
 Hesaplayanlar, günlük hayatta en fazla 300 kelime ile idare edildiğini belirtiyor...

Bu kadar kelime ile dünyayı anla...

Ülkeni anla, şehrini, semtini anla...

En önemlisi de kendini anla!..

Dilimizle birlikte düşüncemiz de gitti; “Kelime ırkçılığıyla” başladık, “internet alemi”ndeki “kısaltma kültürü”nün de etkisiyle iyice daraldık

 
Gence manevi eğitim vermiyor, maddi eğitim vermiyor, mesleğe hazırlamıyor, piyasayı öğretmiyor...

Bırakın “ikinci dil”i, “üçüncü dil”i, “anadil”ini bile öğretmiyor!..

Ve çok daha vahimi, öğretmekle sorumlu olanların büyük bir bölümü de “aslında” Türkçe bilmiyor!.. 
Serdar Arseven - Yeni Akit
 2011-07-23

                      
Şu hale bak; altı yaşında okula aldığın çocuğu, hiç sınıfta kalmamış olsa onsekizine kadar -ne bu dünyaya ne de öte aleme yarar- bir sistem içinde öğüt ve at dışarı!..
“Düz lise” imiş!..
Ne demek bu?..
Matematik dedikleri “Varsa yoksa kümeler!..”
Her ders yılının “kümeler” denilen konuyla başlaması farzmış gibi...
İngilizce’de dön dolaş; “kontinyus tens!”
Bir de...
“Ay en ci” takısı!..
Dön dolaş;
Şat dı dor!...
Opın dı dor!..
Mistır end misıs Bırawn went tu dı si sayd!..
Şadap!..

Köhne sistem; 14 yılda “Bu ayakkabı sıktı, bir numara büyüğünü verebilir misiniz?” diyebilecek kadar olsun İngilizce öğretemiyorsa, vur beline gitsin!..
Bırak onu bunu; 
İngilizce öğretmenlerinin kaçı İngilizce bilir acaba?..
Memurlar.net’e bir arkadaş yazmış:
“Hazırladığımız Avrupa projesi özetini çevirmesi için müdürümüz, İngilizce öğretmenine verdi. İngilizce öğreten arkadaş bana, ‘Hocam bu cümleleri google devrik çeviriyor!’ deyince... ‘Google’u ancak sözlük gibi kullanabileceğini, oradaki cümle çevirilerinin hatalı olduğunu’ söyledim. Arkadaş ‘Eee peki nasıl çeviriceğiz biz bunu?’ demez mi!.. Allah Allah; bu arkadaşlar nasıl mezun oluyorlar, anlamadım arkadaş!..”

Anlaşılmayacak ne var;
Onları mezun edenler de bilmiyor ki işini!..

Kusur öğretmende filan değil; diğer alanlar neyse, lisan alanı da o...
Bu işler ezberle olmaz, merak lazım, kabiliyet lazım.
İlgi, kabiliyet ölçen bir sisteminiz yoksa, “google” yön verir böyle hayatlarınıza!..

Geçen bir arkadaş dedi ki;
“Kız on sekizinde ve lisede!.. Hani üniversitede olsa kabul edilir ama, öyle hakkıyla evlenebilecek görüntüdeyken lise sona göndermek zoruma gidiyor!.. Öyle koca kız, forma içinde!.. “
Malûm, lise üç seneydi, dörde çıktı;
“Eğitimin boyunu uzatamıyorsan, mezunların boyunu uzat” modeli!..
Formalı genç kızlar ve formalı delikanlılar...
Serdar Arseven  - Yeni Akit
 2011-09-17
 

Dershanelere, özel okullara ihtiyaç duyulmayan bir Türkiye dileğiyle,
24 Ekim 2011


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık