Mustafa GÜNEŞ

DEVŞİRMELER VE ÜÇ KÜRT


Mustafa GÜNEŞ
22 Ocak 2014 Çarşamba 09:32

Bu ülkenin yaşadığı 100 yıllık Kürt ve Demokrasi sorununun baş aktörleri, kısaca "Selanik Grubu" diyebileceğimiz “Rumeli Göçmeni Devşirmeler”in yüz yıllardır devlet örgütünü ellerinde tutmasındandır.

Talat, Enver, Dr.Bahattin Şakir, Coşkun Kırca, En-Ka Holding, Uzanlar,Çiller ve daha bunlar gibi niceleri… Saymakla bitmez.

Ve tabi en tepede baş devşirme M.Kemal…

Hele son yüz yıldır Ordu, MİT, Polis, Danıştay, Yargıtay ve özellikle Dışişleri ellerindeydi. Tamamına yakınının kökeni Boşnak, Sırp, Makedon ya da Hırvat’tır. İçlerinde Asyalı Türk orijinli tek kişi yoktur.

Öylesine Türkleşmişler ki, “Öz” Türkler bile bunların Türklüğünden korkmaktadırlar.

Aziz Nesin, Türkler aptaldır-değildir tartışması sırasında, kendisine “bunak” diyen ünlü Laz Devşirme ve aynı zamanda hasta Kemalist-Türkçü Oktay Ekşi’ye yazdığı bir cevapta:

"Ben hem köken, hem de fizyolojik olarak Asyalı Türk’üm... Ne zaman Türklük adına yapılmış bir vahşet veya ırkçılık gördüysem bunu yapanların köken olarak değil, sonradan Türk olduklarını tespit ettim" anlamında bir cümle sarf etmişti.

Osmanlının kuruluşundan beri hep bu Rumeli Devşirmeler devleti yönetti. Bildiğim kadarıyla Merzifonlu Mustafa dışında “Anadolu Kökenli” başka sadrazam yoktur. Belki bilmediğim bir iki tane daha varsa bile asıl sonucu değiştirmez.

Cumhuriyet Tarihi, bu devşirmelerle “Anadolu Türkmeni”nin iktidar mücadelesi tarihidir.

Anadolu İnsanı (yani Türkmenler), AKP'nin mutlak iktidara geldiği 2002’den günümüze kadarki süreçte, yavaş yavaş devlet gücünü eline geçirmiş ve artık tam olmasa da önemli oranda kendi iktidarını ilan etmiştir, diyebiliriz.

Bunu Turgut Özal da denedi. Fakat o dönemde Anadolu İnsanı henüz onun devletin yapısıyla bürokraside yapmak istediği değişikleri değerlendirip anlayacak olgunlukta olmadığından hem girişim, hem de Özal’ın sonu hüsranla bitmişti.

Aslında günümüzde Anadoluluların Erdoğan’a böylesine yoğun destek vermelerini, Özal’a karşı bir vicdan temizleme ödevi olarak yorumluyorum.

Devşirme her yerde devşirmedir. Devşirmenin Kürt’ü, Türk’ü, Ermeni’si ya da Boşnak’ı hep aynıdır. Sonuçta aynı psikoloji ve kişiliğe sahiptirler.

Köklerinden koparılmış, ailesi, kabilesi veya etnik mensubiyeti silinmiş, hiç kimsesiz bırakılmış, tek sahibi ve dayanağı devlet olan, soysuzlaştırılmış, insanımsı bir robottur, devşirme.

Gerçi kökeninden koparılmada onun kusuru yoktur. Ama elindeki devlet gücünü kullanırken uyguladığı vahşetin ve gaddarlığın sorumlusu kendisidir.

MODERN DEVŞİRMELİK

Osmanlı, başlangıçta Hıristiyan veya Gayrimüslimlerin 5-6 yaşındaki erkek çocuklarını ailelerin elinden zorla alıp devşirme olarak büyütüyordu. Uzun yıllar devşirmelik sistemi böyle çalıştı.

2. Mahmut’tan sonra başlatılan “modernizm” ve ”milliyetçilik”  reformlarıyla artık Müslim-Gayrimüslim ayrımı yapmadan ve çocukları bir yere toplayarak özel eğitim vermek yerine, bütün eğitim birimlerinde herkesin“tek tip  devşirme” yetiştirilmek üzere programlar hazırlandı.

Çocuklar devletin okullarında, geldikleri kökenden arındırılarak Müslüman-Türk-Osmanlı olarak yetiştirilmeye başlandı.

Türkiye’deki ilk “ırkçı-milliyetçi” ideolojisi ve hareketi de böyle başlatılmış oldu.

Mithat Paşalar, Namık Kemaller, sonradan Dünya Tarihinin ilk ırkçıları olarak nam salıp ilk ırkçılık amaçlı jenosit hareketlerini başlatacak olan Enver ve Talat Paşalar, Ermeni Jenosidinin baş aktörü Doktor Bahattin Şakir ve daha nice İttihatçılar…

Son olarak da bunların izcileri ve  “B Takımları”  sayılan Kemalist Irkçılar…

Günümüzde de eğitim sistemi hala aynı temel eksen üzerinde ve bu anlayıştan en ufak bir sapma göstermeden devam etmektedir.

KÜRT DEVŞİRMELER

Rumeli Kökenliler dışındaki en büyük “devşirme” kitlesi, nüfusları gereği, Kürt kökenli devşirmelerdir. Özellikle Cumhuriyetten sonra kökenini tamamen unutmuş ve Türklerden daha çok Türkleşmiş Kürt Devşirmeleri saymakla bitiremezsiniz. Biz ancak örnek olmak ve özel görevleri bakımından bunların en ünlülerinden üçünün adını sayarak durumun deriliğini anlatmaya çalışalım

EN  ÜNLÜ 3 KÜRT DEVŞİRME

İSMET İNÖNÜ: Aslen Bitlis Kürt’üdür. Türklüğü ve Devşirmeliği öyle bir benimsemişti ki Şeyh Sait İsyanı sırasında;

“Vazifemiz Türk vatanı içinde bulunanları Türk yapmaktır. Türklere ve Türklüğe karşı her türlü anasırı (unsurlarıkesip atacağız.” diyecek kadar gözü dönmüştür.

Ondan iki yıl önce aynı İnönü, Lozan’da Musul-Kerkük tartışmaları sırasında Lord Curzon’a;

“Bizim derdimiz ne toprak ne de petroldür. Petrolün hepsi sizin olsun. Bizim derdimiz, siz ileride buradaki Kürtlere özerklik ve eğitim hakkı vereceksiniz. Bundan etkilenen bizdeki Kürtler de gelecekte bizden bu hakları istemeye başlayacaktır. Bunun önüne geçmek için buraları sınırlarımıza katmak istiyoruz.” Diyecek kadar ileri görüşlü bir Devşirme olduğunu göstermiştir.

Kendi ülkesinde kendi kavminin haklarını gasp edeceklerine daha başlangıçta karar verdikleri yetmezmiş gibi başka ülkelerdeki haklarının da önünü kesmeye çalışmıştır.

BÜLENT ECEVİT: Dedesi Kürt Mustafa Efendi Osmanlıda Saray Hocası ve “fetva eminliği”ne yükselecek kadar İslam Âlimiydi.

Kastamonu’daki mezar taşına kazılı   “Kürt Mustafa Efendi” yazısını içine sindiremeyen Bülent Ecevit, dedesinin başındaki o taşı söktürerek “Kürt” kelimesini çıkarıp yerine “Mustafa Efendi” yazdıracak kadar soysuzlaşmış bir devşirmeydi.

Kendisine “Kürt müsünüz ?“ Diye soran gazeteciye, kendisinin değil ama dedesinin Kürt olduğunu ifade eden ”Dedem Kürt’müş!” Cevabını veriyor.

Onunla ilgili 1975’te Tandoğan Mitinginde bir hatıramı anlatmadan geçemeyeceğim.

Konuşması sırasında bir köşede yığılmış Kürt Gençlerinin “ Halklara Özgürlük” diye bağırmaları üzerine konuşmasını kesip tüm hiddetiyle,”Hayıııır! Türkiye’de halklar yoktur, Türk Haklı vardır! Görevliler susturun şunları “ diye bağırmıştı. Çıkan arbede Maltepe Camisine kadar sürmüş, Cami önünde polisin kurduğu barikattan açılan ateş, üç ölü ve onlarca yaralıyla sonuçlanmıştı.

Kendim de bir ağacın arkasına sığınarak panzerin altına girmekten kurtulmuştum.

Güney Kürdistan’daki devlet oluşumunda hırsından kuduracak duruma gelmiş, öldüğü güne kadar;

”Eğer biz Kuzey Irak’a girmezsek çok yakında Kuzey Irak bize girecek! Diyerek orduyu Güney Kürdistan’a girmeye çağırıp durmuştu. Neyse ki hevesi kursağında bir çukura atıldı.

KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kendi ifadesine göre  “İzol” aşiretinden olup en modern devşirmelerdendir. O kadar teknik ve modern bir devşirme ki yaptığı derin (!) araştırmalarla bir ucu Dersim’de bir ucu Urfa’daki binlerce yılık koca İzol Aşiretini Orta Asya’dan gelen saf ve öz be öz Türk etmiştir.

Son marifetiyse, Yeni Anayasa’da M.Kemal ırkçılığından arındırılmak istenen  “vatandaşlık tarifi”ni engellemekti. Sonunda MHP’li dava arkadaşlarıyla cansiperane birlik olup başardılar da…

NEDEN BU ÜÇ ÖRNEK?

O kadar çok ünlü Kürt Devşirme var ki saymakla bitiremezsiniz, demiştik.

Bunların içinden bu üç örneği seçmemizin nedeni üçünün ortak özelliğidir.

Herkes bilir ki Türkiye’deki Kürtleri tasfiye edip haklarını gasp etmek uğruna 90 yıldır süren vahşetin baş mimarı CHP’dir.

Cumhuriyet Tarihi boyunca bütün Kürt katliamlarını örgütleyip uygulayan, insani haklarını gasp etmede başrol oynayan bu ırkçı partinin başında biri diğerinin halefi olarak (Deniz Baykal’ın kısa dönemini saymazsak) yukarıda saydığımız üç isim bulunmuştur.

Ne acıdır ki Dünya Tarihinde Kürtlerin bu trajedisine benzer başka bir örnek bulmanız mümkün değildir.

Devşirmelik böyle iğrenç bir sistem işte…

 

20.01.2014

Mustafa Güneş/URFA

 

 

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star