Şeyhmus İDRİSOĞLU

DİYARBAKIR ZİNDANLARI(1)


Şeyhmus İDRİSOĞLU
4 Eylül 2012 Salı 12:58

12 Eylül vahşetinin en acımasız şekilde insanlık dışı uygulamaların yaşatıldığı "Diyarbakır Zindanı" diye tabir ettiğimiz cezaevinde yapılan işkenceler defalarca yazıldı, çizildi. Ben bu yazı dizisinde nedensiz tutuklanıp cezaevi sürecinde saf, zavallı bir Kürt olan yüzlerce babadan biri olan bir babaya yaşatılanları yazarken hafızaları tazelemek istedim.
Konuya Diyarbakır'ın meşhur sıkıyönetim Komutanlığına bağlı askeri mahkeme salonundan başlayalım. Bu bina 300 metrekare alana oturtulmuş betonarme yapıdan ibaret, basit bir bina. Bir o kadar da soğuk, ilk bakışta insanın kanını donduracak bir ortam. Çünkü içeride alınan kararlar katı ve acımasız.



Bu binaya dışarıdan bakıldığında etrafı tanklar ve panzerler tarafından sarılmış, yüzlerce eli silahlı askerin kuşatmasında, kelimenin gerçek anlamıyla bir savaş durumunu yansıtırdı.
Salonun iç bölümü görüntülendiğinde ön duvarının ortasında büyük siyah harflerle "ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR" vecizesi hemen göze çarpar. Vecizenin altında M. Kemal`in altın renkli boya ile boyalı sarı pirinçten mi alçıdan mı yapıldığı belli olmayan arkası olmayan sadece yüzünün ön tarafı olan başının yarısı asılıdır.


Hemen duvarın dibinde yapılan yükseltilmiş masa arkasında 5 sandalye duruşma hâkimi Emrullah Kaya ve ekibi oturmaktadır. (Emrullah) Arapça anlamı Allahın emri. Sanki kendisine Allah tarafından yetki verilmiş edasıyla kasılarak oturmakta.
Mahkeme heyetinin iki basamak altındaki masada bayan bir sekreter oturmaktadır. Önündeki masada bir daktilo makinesi ve iki dosya bulunmaktadır. "kendisine okunacak kararları her yazdığında yüzünde tarifsiz bir heyecanla gülümsediği o salondan geçen herkes bilir".


Sekreter masasının sağında, biraz uzağında üzerinde siyah cübbeler bulunan dört avukat oturmaktadır.


Dördü de tutukluları meraklı gözlerle izlemekte, tedirgin ve bir o kadar üzgün. Nasıl bir zulüm ortamında oluşlarından ötürü utanıp arlandıkları adeta yüzlerinden okunmakta.
Arka kısımda insanlık dışı işkenceler görmüş 400 den fazla tutuklu açlıktan bitkin düşmüş bu insanlardan korkan mahkeme heyeti.


Mahkeme heyetinin sağında ve solunda iki şeritli, otomatik makineli tüfek kuruludur. Namluları tutuklulara çevrili olan bu makineli silahların üzerinde, parmakları tetikte her an taramaya hazır mavi bereli iki komando beklemektedir.
Tüfeklerin namlularının nişangâhındaki salonun arka kısmında, 400 den fazla tutuklu sıralar halinde bankların üzerinde oturmaktadır. Her iki elleri dizlerinin üzerinde kafaları ön tarafa eğik şekilde sağa sola bakmaları, konuşmaları gülmeleri, ağlamaları yasak.
Bütün tutukluların saçları sıfır numara tıraş edilmiş. Herkesin üzerinde siyaha boyanmış asker elbiseleri vardır. Siyaha boyanmış bu askeri elbiseleri giymeleri kabullenmeleri ayrı bir trajedidir. Ayrı bir yazı dizisi olacak kadar.


Cezaevinde, dört aydan beri gece ve gündüz uygulanan işkencelerden ve açlıktan dolayı tutuklular öyle bir hale gelmişlerdi ki anneleri görse tanıyamazdı. Hücrelerde kalan tutuklulara dayatılan kuralları reddetmişlerdi. Kendilerine reva görülen işkence, susuzluk, açlık ve uykusuzluktan dolayı ortaya çıkan verem hastalığı onları daha da tanınmaz hale getirmişti.

 

Devam edecek


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star