Duygu SUCUKA

Doğuda Maden İşletmecisi Dertli mi Dertli


Duygu SUCUKA
1 Nisan 2016 Cuma 20:01

Maden, madenci, maden işletmecisi. Hangi kelimeden başlasak diyemiyorum çünkü hepsi de kendi içinde çok sorun barındıran birer ifade.

 

Ülkemizde madenler, maden işçileri, maden işletmecilerinin sorunlarına topyekûn olmasa da kısmi-bölgesel anlamda bakmak istedik. En sorunlu yerlerden bakalım onların durumuna diye düşündük. Sadece maden sektörü mü? Değil elbette. Tüm Enerji kaynaklarını kendi başlıklarında ele aldığımız, Doğu-Güneydoğu Enerji Kaynakları ve Bölgesel Gelişmeler Konferansı adı altında oldukça detay bir çalışma düzenledik.

 

30-31 Mart 2016 günleriydi. MTA (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü) ev sahibiydi. Başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olmak üzere sektördeki kamu kurumları resmi destekçilerdi. Özel sektörden bazıları da sponsorluk üstlendi. Bu çalışmayı düzenleyenler ise Güneydoğum Derneği ile Türkiye Petrol Jeologları Derneği idi. Çalışmaya dört aylık bir sürede hazırlanılmıştı.

 

Doğu ve Güneydoğudaki enerji kaynaklarını gerek potansiyel manada, gerekse işletme anlamındaki sorunlar konusunda irdelemek isterken aynı zamanda bu bölgelerimizde yaratılmış olan olayların temelinde bu enerji kaynaklarının bir rolü olup olmadığını da sorgulamak istedik. Petrolümüz komşu ülkelerimizdeki kadar zengin olmasa madenlerimiz var, su kaynaklarımız var, güneşimiz var, rüzgârımız var. Konferansın açış konuşmasında bilgi veren MTA Genel Müdürü, Doğu ve Güneydoğu’da keşfedilmemiş çok maden olduğundan söz etti, bu bölgelerin madencilik anlamında bakir olduğunu söyledi. Hemen güneyimizde yer alan ülkelerin su kaynaklarını düşünecek olursak, onlara göre şanslı olduğumuz ortadadır. Ayrıca, özellikle Güneydoğu, güneş enerjisi yönünden önemli potansiyele sahiptir.

 

Dört ay gibi bir sürede hazırlık çalışmaları yapılan Doğu-Güneydoğu Enerji Kaynakları ve Bölgesel Gelişmeler Konferansı, 2 gün süreyle devam etmiş; çalışma esnasında, açılış oturumu dâhil toplam 6 ayrı oturum ve başlıkta, kendi alanlarında uzman 36 konuşmacı-oturum başkanı tarafından sunumlar yapılmış; teknik bilgiler verilmiş; enerji potansiyellerimiz aktarılmış; sektöre dair sorunlar dile getirilmiş; konuyu düzenleyen kanun hükümleri tartışılmış; mevzuattaki eksiklik-aksaklıklara vurgu yapılmıştır. İlk gün maden kaynakları, ikinci gün petrol ve yenilenebilir enerji potansiyelleri konuşulmuş; bilhassa yenilenebilir enerji (su, jeotermal, güneş, rüzgâr) konusunda Türkiye’nin henüz önemli çalışmaları bulunmadığına dikkat çekilmiştir.

 

Oturumlarda yer alan konuşmacılar kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum örgütleri temsilcileri idi. Maden Mühendisleri, Petrol Mühendisleri, Jeoloji Mühendisleri, Jeofizik Mühendisleri yani yer bilimciler ve yakın meslekteki kişiler konuşmacı oldu, bilgi paylaşımında bulundular.

 

MTA’nın ev sahipliği yaptığı Konferans, son derece dikkatli, ilgili konuya yakın bir izleyici kesim tarafından takip edildi.

 

Madenlerimiz ve çevre konusu şu anda zıt iki kutup gibi algıya dönüşmüş durumdadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından madenler ve çevre konulu bir sunum yapıldı. Diğer sunumlarda sitemler vardı; Çevre temsilcileri bize daha çok kulak verebilseler diye.

 

Petrol konusu çok önemli olarak ele alındı. Petrol fiyatlarının düşmeye devam etmesinin sadece petrol şirketleri-firmalarının küçülmesine ya da batmasına değil, tüm ülke ekonomisine yansıdığı belirtildi. Aslında tüketiminin büyük bölümünü ithal eden ülkemiz için ekonomik olarak olumlu yansısa da dolaylı yoldan olumsuz etkilenmektedir. Ülkemizde var olan kaynaklarıyla üretim yapılmaya çalışılan sektördeki daralma yeni petrol arama ve yatırımlarını olumsuz etkilemektedir. Ekonomik değerlendirmelerin dışında, bölgedeki olumsuz gelişmeler, terör olayları da teknik çalışmaların önünü tıkayan bir başka faktördür.

 

Yenilenebilir enerji konusu çok önemli. Temiz enerji, yeşil enerji, dumansız enerji gibi tabirlerle ifade edilerek çevre dostu enerji olduğu vurgulanmaktadır. Güneş enerjisi sürdürülebilir bir enerji olmasa da bölgede önemli bir potansiyele sahiptir ve yararlanılması gereklidir. Güneydoğu illerinden katılan konuşmacılar, Güneş ve rüzgâr enerjisinin henüz önemsenmediğine vurgu yaptılar ve bu alandaki mevzuat sıkıntılarını anlattılar.

 

İki gün boyunca süren konuşma ve sunumlarda dikkati en çok maden sektörü çekti. Özel işletme/firma temsilcileri Elazığ’dan, Muş’tan, Siirt’ten, Şırnak’tan geldi, sorunlarını aktarmaya çalıştılar. Dertleri çok. Dinleyenleri yok. Söylemleri bu yönde idi. Mevcut maden kanunu işletmeciyi çok zorluyor. Mevzuat çok fazla. Birden fazla kurumla ilişkilendirilen konular işletmeciyi canından bezdiriyor. Bir başvurunun sonucunu almak çok uzun zaman, bazen yıllar alabiliyor.

 

Yatırımcı bulmanın zor olduğu yerde eldeki yatırımcıyı kaybetmemek gerekir.

 

Yine maden işletmecilerinin anlatımları doğrultusunda söylemek gerekirse;

(Yapılan sunumlardan alıntıdır)

[Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi maden rezervleri açısından oldukça zengindir. Malatya’dan Ağrıya, Erzurum’dan Şırnak ve Hakkâri’ye kadar geniş bir coğrafya üzerinde onlarca çeşit endüstriyel hammadde ve Maden zuhurları mevcuttur.

Bölgenin kalkınması, maden potansiyellerinin değerlendirilmesi ile mümkündür. GAP Projesi Güneydoğu Anadolu Bölgesi için nasıl bir kurtuluş projesi olmuş ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin kalkınması için de madencilik aynıdır.

 

Mevcut maden potansiyellerinin yeterli seviyede değerlendirilmesi için politikalar belirlenmelidir.

Öte yandan daha önce yayınlanan Başbakanlık genelgesi madencilik faaliyetlerini olumsuz etkilemiştir. Devamında çıkartılan yeni madencilik kanunu ile madencilik üretim faaliyetleri durma noktasına gelmiştir. Bürokrasi azaltılacak iken artmıştır. Sahalarda üretim için alınacak olan izinler zorlaşmış hatta bazı sahalar için izinler iptal edilmiştir. Süreç çok uzamış ve uzamaktadır, bu vesile ile yatırımcı tereddütler yaşamaktadır. Planlamalar ve taahhütler zamanında yerine getirilememektedir. Ayrıca izin bedelleri ve ruhsat bedelleri çok yüksek fiyatlara getirilmiş ve ruhsat güvencesi ortadan kaldırılmıştır. Yatırımcılar bu güvensiz ortam içerisinde yatırım yapmaktan çekinmektedir. Bu olumsuzluklara bir de bölgedeki jeopolitik durum eklenince bölge madenciliği tamamen durma noktasına gelmiştir. Çözüm önerilerinin bu perspektif ile incelenerek ele alınması doğru ve akıcı olacaktır.]

 

***

Bu Konferansta 2 gün boyunca konuşulan, tartışılan her şey, paylaşılan bilgiler, yapılan sunumlar kayıt altına alınmıştır ve en kısa zamanda, Güneydoğum Derneği ve Türkiye Petrol Jeologları Derneği tarafından kitap haline getirilerek sorunlara çözüm üretilmesi arzusuyla ilgili yerlere sunulacaktır.

 

Çalışmada emeği geçen, desteği olan, bilgi paylaşımında bulunan, başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olmak üzere tüm kurum, kuruluş ve kişilere teşekkürler.

 

Duygu Sucuka / 1 Nisan 2016

duygusucuka@hotmail.com

 

 

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star