Şeyhmus İDRİSOĞLU

Dünyadaki Katliamlar ve Soykırımlar(5)


Şeyhmus İDRİSOĞLU
31 Ocak 2012 Salı 23:08
Kürtlerin yaşadıkları coğrafyadaki katliamları yazarken İran ve Irak’tan söz etmeden geçersek, yazı eksik kalırdı. İran katliamlarının ilk başlangıcı ‘Kadi Muhammedin’ Çarçıra meydanında Rusya’ya güvenerek Mehabat Kürt Cumhuriyeti’ni ilan etmesiyle başladı. Ancak Ruslar elmanın bütünü Polonya kabul ederek, elmanın yarısını İran Mehabad Kürt Cumhuriyeti’ni kabul ederek beş çuval kuru üzüme Mehabedi takas etti ve İran tarafından Kadi Muhamed’in Mehabat Kürt Cumhuriyetini ilan ettiği ‘Çarçıra’ meydanında asılmasına neden oldu. İşte ondan sonra İran ve Kürtler arasında ki katliamlarla başlayan gerginlik bu günlere kadar geldi.
İran, 1979–1989); 1979 İran Devrimi'nden sonra, "Biz devrimi Kürtlerle yaptık" diyerek Kürtlerin devrimdeki büyük rolü olduğunu vurgulamaktaydı. Ayetullah Humeyni, ne yazık ki devrimden kısa bir süre sonra takdir ettiği Kürtlerin haklı istemlerine kulak tıkamıştır. Bundan dolayı İran yönetimi, haklarını talep eden Kürtlerle savaştı ve 40 bin Kürt bu süreçte katledildi. 

Irak ve İran da (1980–1990):  Kürtlere yönelik soykırım 1961 yılında başlamış 1964'e kadar devam etmiş ve 3 bin Kürt’ün ölümüyle sonuçlanmıştır.  1971–1975 yılları arasında ise meydana gelen çatışmalarda yine 10 binin üzerinde  Kürt öldürülerek büyük bir katliam yaşanmıştır.  1980–1982 yılları arasında da Bağdat'ta aralarında profesörler, üniversite öğretim görevlileri, yazar, şair, sanatçı, aydın demokratların olduğu 13 bin Feyli Kürt, Saddam rejimi tarafından kaçırılarak hapsedildi ve kaybedildi. 300 bin kişi öldürülerek toplu mezarlara konuldu. Saddam rejiminin soykırım uygulamalarının simgesi haline gelen Halepçe ise insanlık tarihine kara bir sayfa olarak girmiştir. 

Saddam Hüseyin yönetimi 16–18.03.1988 tarihlerinde Halepçe Kenti'nde, Amerika ve  Avrupa’daki bazı ülkelerden edindiği kimyasal bombalarla, Kürtler'e soykırım uyguladı. Bunun neticesinde çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 5 bin sivil Kürt, kimyasal silahın yakıcı etkisiyle feci şekilde hemen can verdi. Bebeklerine sarılarak ölen anneler, yol ortasında, oyun oynarken  cesetleri upuzun duran  küçük çocuklar… 6 bin civarında Kürt de sakat kaldı. Yüz binlerce Kürt, Saddam'ın zulmünden kurtulmak için Türkiye ve İran'a sığınmak için yollara düştü. Dağları yol eyleyen bu insanları bu kez kişi açlık ve soğuk nedeniyle yolda hayatını kaybetti. Ne yazık ki, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere bütün insanlık ailesi, bu insanlık dramı karşısında sessiz kaldılar. Kürtler kendi topraklarında bile, mülteci statüsünde kabul edilmediler, etrafı tellerle çevrili yarı açık cezaevlerine konuldular, aç kaldılar, susuz kaldılar, ilaçsız kaldılar, hastalanarak ölünler yanında kimileri de zehirlenerek öldürüldüler. 

20. yüzyılın en büyük diktatörlerinden biri olan Saddam'ın, Güney Kürdistan'da işlediği soykırımlar, toplu mezarlar, Kürtlere yönelik soykırım politikaları 1988'de İran Savaşı'ndan sonra daha bir kapsamlı olarak hayata geçti. Saddam Hüseyin ve yönetimindeki Baas  Rejimi "Enfal Operasyonu"na başladı. Irak Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçakları, helikopterler, tanklar, buldozerler, askerler, cumhuriyet muhafızları, istihbarat elemanları Kürt kentlerine, kasaba ve köylerine saldırılar yaptı. Bu saldırılarda 5 bin köy kimyasal silahlarla, napalm bombaları ile vuruldu,  ardından buldozerlerle köyler haritadan silindi. Sadece bu operasyonlar sırasında elli bin kadar Kürt topluca öldürülür, yaklaşık yüz seksen bin kişi kaybedilir. Yüzlerce yerleşim yerinde sivil halka karşı kimyasal gaz kullanıldı. Binlerce kadın, çocuk ve yaşlı, sudan sebeplerle hapsedilir.  
Soykırıma girişenler yaptıklarının açığa çıkmayacağını ve unutulacağını sanarak hareket etmişlerdi. Oysaki hunharca işlenen bu suçları onlar unutsalar da  insanlık unutmuyor. Zamanı geldiğinde açığa çıkartıyor ve soykırıma girişenlerin birçoğuna soykırıma uğrayanların elleriyle dünyada hak ettikleri cezayı da veriyor.

Dünyada, halkına zulüm edip işkenceden geçiren, bunlarda yetmez katledip soykırımdan geçiren diktatörlerin hepsinin sonu âleme ibret olurcasına son bulmuştur.

1990'nın başlarında Gare Dağı’nın zirvesine bir saray inşa ettiren Saddam: "Ben Irak'ta Kürtleri önüme katıp süpüreceğim" diyordu fakat  Kürtler tarafından yargılanıp, idam ettirilmesi, diktatörlerin laik olduğu sona müstahak olmasıdır.

Ve daha niceleri bu ve buna benzer şekilde hak ettikleri cezayı feci şekilde görmüşlerdir.
Hz. Ali’nin dediği gibi "Mazlumun intikamı, zalimin zulmünden daha çetin olacaktır."
KAYNAK: UFKUMUZ COM.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star