Osman GEREM

DÜNYEVİ KAYGILARLA EKSEN KAYMASI.


Osman GEREM
2 Haziran 2012 Cumartesi 08:58
Resulullah (s.a.v), bir hadisi şerifte şöyle buyurmaktadır: “Her kim Allah’tan korkarsa herkes ondan korkar; kimde Allah’tan başkasından korkarsa, Allah onu her şeyden korkutur.” (İbni Hibban, Beyhaki). Görüyoruz ki; günümüzde de Müslümanlar Allah (c.c)’dan başkasından korktukları için korkularla çepeçevre sarılmış ve her korkuya kendi özlerinden bazı şeyleri feda etmişlerdir. Mesela; rızık korkusu için meşşaketlere katlanmakta, makam korkusu için haysiyetlerini bırakmakta, düzenin cezalandırılması korkusuyla hakkı gizlemekte ve bazı art niyetlilere uşaklık etmektedirler.

Hâlbuki rızkı, ölümü, makamı, mülkü kısaca her şeyi elinde bulunduran, azabı en şiddetli ve çetin olan Allah’tan böyle korkulmamakta, O’na mal, mülk, makam, can, feda edilmemektedir. Allah (c.c) Kur’an-ı Kerim’in Nahl suresi 51–52. ayetlerinde: “ Allah: “İki ilah edinmeyin. O ancak tek ilahtır. O halde benden yalnız benden korkun” dedi. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Din (itaat, kulluk) de daima O’nadır. Artık Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?” buyurmaktadır.

İşte bunun için Müslüman başını iki elinin arasına alıp bu fani dünyada yaşadığı korkuların temelini araştırmalıdır. Acaba bu korkuların temeli Allah mı yoksa kendini Rabb olarak ilan eden Firavni çarklar mı? Eğer Firavni çarklarsa; iman etmenin gereği olarak: “Sen ne hüküm veriyorsan ver. Sen ancak bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin.” (Taha, 20/72) diyerek Allah (c.c)’nun korkusunun yanında hiçbir korkunun bulunmayacağını ilan etmelidir. İşte gerçek iman ve Allah korkusu böyledir. Yoksa iman edip tağutların emrine de: “Onların dediklerinden başka ne yapabiliriz ki? deyip sıyrılmak sahih bir iman değildir.

Allah (c.c) Ali İmran suresinin 102. ayetinde: “Ey iman edenler! Allah’tan gereği gibi sakının” buyurmuştur. Gayrı kanuni denilen bir işi kimseye görünmeden yaparken bile tutuklanma korkusuyla titreyen biri, Allah (c.c)’nun yasakladığı bir şeyi O’nun görmesine rağmen gönül rahatlığıyla yapması acaba kalbinde hangi korkunun olduğunu gösteriyor? İşte böyle çelişkilerden dolayı “Ey iman edenler! Allah’tan gereği gibi sakının” denilmiştir. Hitap iman ettim diyen biz Müslümanlaradır.

Şunu iyi bilelim ki, “la ilahe” derken, bütün sahte ilahları reddetmişsek, aynı zamanda bu yalancı ilahların korkusunda reddetmişizdir. “İllallah” derken yalnız Allah (c.c) vardır demekle, yalnız O’ndan korkacağımıza söz vermişizdir. Ve görüyoruz ki, ashab ve onların yolunu takip eden âlimler; Allah (c.c)’nun korkusundan dolayı işkencelere katlanıp, canlarını bu dava uğruna feda etmişlerdir. Bakın Habbab ibnu Adiyy’e ve ben onların varisiyim diyen Benna’lara, Kutup’lara ve Udeh’lere…

Resulullah (s.a.v)’in de dediği gibi tüm insanlar toplanıp da birine bir kötülük ya da bir iyilik yapmak istese ancak Allah (c.c)’nun takdir ettiği kadarını yapabilir. O halde zerreden kâinata kadar her şeyin seyrini düzenleyen Allah (c.c)’nun korkusundan dışarıdaki korkular da neyin nesi? Haydi, kardeşim  rızk korkusunu, ecel korkusunu, makamı kaybetme korkusunu at kalbinden. Çünkü o kalp, bunlardan daha evla olan imanın sarayıdır. Ve haydi kardeşim, sancağına, şunu yaz: “Zalime karşı hakkı söylemek rızkı ve eceli eksiltmediği gibi, zalime karşı susmak da rızkı ve eceli artırmaz.” ve selam.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star