Duygu SUCUKA

Düzgün Olan Trafik Nasıl Katledildi


Duygu SUCUKA
20 Ekim 2014 Pazartesi 04:58

Yaklaşık 20 yıldır Ankara’da ikamet etmekteyim. Hep aynı yerde, Çayyolu/Konutkent’te oturdum. Kısa bir süre önce site değiştirerek, Eskişehir Yolunun Çayyolu tarafından diğer tarafına geçtim. Yani büyük kesimin gittiği yön olan Kızılay istikametinde, Ankara Eskişehir Yolunu kullanmaya devam ediyorum. İşyerim bu güzergâhta çünkü.

20 yıldır kullanmakta olduğum Ankara Eskişehir Yolu güzergâhının öncesini de çok iyi biliyorum. 1990’lı yılların ortalarında bu yol sabahları çok tıkalı olurdu. İki şeritlik yol, vasıtalar tarafından üçe, dörde çıkarılırdı. İşe gitmek için harcanan zamanda araçların kullandığı yakıt milli servete zarardı. Dur kalk, dur kalk derken 10 dakikalık yolu bir saatte giderdiniz.

Zamanla yollar genişletildi, köprülü kavşaklar yapıldı, alt geçitler, üst geçitler inşa edildi, böylece yolların trafik sorununa çözümler arandı. Her şeye rağmen Eskişehir yolu, Ankara’nın diğer bölgelerine nazaran daha rahat gidilebilen bir yoldu. Ancak merkeze, yani Kızılay’a yaklaşıldığında trafik kitlendiği için bu yolda da bir noktadan sonra trafik duruyordu. Varacağı hedef trafiğin durduğu noktadan önce olanlar trafik keşmekeşinden kurtarıyordu.

Büyüyen Türkiye, gelişen Ankara, genişleyen tüm şehirlerle birlikte yolların, şehir içi trafiği de katlanılması zor duruma geldi. Buna insanların araba tutkusu, toplu taşım yetersizlikleri, yollarda bir sürücü bir araba görüntüsü de eklenince bilhassa şehir içi trafikte içinden çıkılması zor durumlar doğdu.

Bizim belediyecilik anlayışımız şehir içi trafik sorununu köprülü kavşaklar, genişletilen yollar, açılan yeni yollar, alt ve üst geçitlerle çözmeye çalıştı hep. Yeraltı ulaşımını yani yeraltı treni uygulamasını geri planda bıraktı. Çok öncelerden metro inşaatları yapılsaydı, yeraltı treni ulaşımda ön plana alınsaydı bugünkü sorunlar daha az yaşanabilirdi. Her şeye rağmen metroya dönüşüm, zamanı geçmiş de olsa muhteşem oldu. Muhteşemliğin nedeni, yeraltı treni sayesinde yer üstü trafiği bir kez daha felç oldu. Bunun en güzel örneği Ankara/Eskişehir Yoludur.

Çayyolu Metrosu yıllardır yapım halindeyken, nihayet sonlandırıldı. Ağır aksak biçimde de olsa bir seçim öncesi, alelacele hizmete alındı. Gelgelim şikâyet o kadar fazla ki, metroya binmeyi düşünüyorsanız da vazgeçiyorsunuz. Ağır gidiyormuş, teknik sorun yaşandığı için arada bir durup dinleniyormuş, vagon sayısı çok azmış, kalabalık izdiham yaşıyormuş, vs. Durum bundan ibaret iken, Kızılay-Çayyolu hattında çalışan belediye otobüsleri de seferden kaldırıldı. Gerekçe ise, bu otobüslerin metro son duraktan ring yapmaya alınması imiş.

Bunun dışında bir yanlış daha söz konusu. Çayyolu metrosu, kendi yetersizlikleri nedeniyle  Çayyolu’nun yükünü kaldırmakta zorlanırken bir de Eryaman, Elvankent tarafının yolcusu otobüslerle buraya taşınmaya başlandı. Hal böyle olunca vatandaş canından bezdi. Hatta bir ara Eskişehir Yolu vatandaşlar tarafından eylem yapılarak trafiğe kapatıldı.

Çayyolu halkının, toplu taşım ulaşımında yaşadığı sıkıntılar, Belediye’nin, genellikle Ankara’nın üst gelir gruplarının yaşamakta olduğu ve oy almakta zorlandığı Çayyolu Semtine hizmet götürmeyi sevmediği eleştirilerini artırdı.

Sabahları işe giderken trafik çilesine dönecek olursak, trafik sorununu çözmek için çaba harcayanlar, geçelim çözmeyi başka sorunlar yaratıyorlar. Eskişehir Yolunun düzgün olan trafiği, metro uygulaması sayesinde bir anda bozuldu. Bulvar üzerine konulan metro durakları, bulvarın akışını engelledi. Bu duraklar daha içerilere alınmalı ki, metro yolcuları için bulvar üzerinde duran otobüsler trafiği engellemesin. Özellikle Ümitköy mıntıkası felç edildi.

Bu arada metronun işleyişi de sağlıklı duruma getirilmek zorundadır. Bir semte metro yapmışsanız, başka bir semti ulaşım için buraya, bu metroya taşımanız doğru değildir. Yapılan iş vatandaşa hizmet içinse, vatandaş o işten şikâyet etmeyecek biçimde yapılmalıdır. Çayyolu metrosuyla ilgili şikâyetlere birilerinin kulak kabartması gerekiyor. Verilen hizmete özen gösterilmediği sürece oraya hizmet değil çile götürürsünüz.

Ankara Eskişehir yolu her sabah olduğu gibi bu sabah da stresimi artırdı. Yolun yaklaşık 4 km olan kısmını, Ümitköy Köprüsü civarındaki metro tıkanması nedeniyle 20 dakikada gidebildim, yolumun kalan kısmı olan yaklaşık 22 km’lik kısmını 20 dakikada gittim. yani 4 km 20 dakika, sonraki 22 km 20 dakika. Olacak iş değil. Yazımın başında 15-20 yıl öncesinin trafiğini aktarmaya çalıştığım noktadaki bugünün trafiği o günlerden çok farklı değil velhasıl. Dur kalk, dur kalk, birinci vitesten yukarı çıkamıyor, 20-30 km’den fazla hız yapamıyorsunuz. Burası hız limitleri 90 km olan bir bulvar.

***

Şehirler bütün olarak planlanır, parça parça değil. Alt yapısı, üst yapısı, ulaşımı, inşaatları, yolları, yeşil alanları, vs. bir kere de planlanır. Şehirleşmesi düzgün olan ülkelere bakıldığı zaman bu böyledir. Biz de ise tam tersi. Yapılan siyasetlere göre parça parça ele alınıp değişik zamanlarda değişik işler yapılınca böyle oluyor. Yama yama olunca da yama tutmuyor.

Bu yazıda vermeye çalıştığım örnek diğer yerlerde, diğer şehirlerde de mutlaka yaşanan çilelerdir. Herkes uzayda dolaşırken, biz düz yollarımızda gidemiyoruz.

Mesele benden mi, değil mi mantığına indirgendiği sürece siyasette hizmet anlayışı hep topal kalacaktır.

20 Ekim 2014/Ankara

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık