Mustafa GÜNEŞ

EMNİYETÇİDEN İÇİŞLERİ BAKANI


Mustafa GÜNEŞ
12 Ekim 2015 Pazartesi 08:51

Niçe’nin “şu soğuk canavar “ dediği devlet; var olduğu günden beri elinde bulundurduğu dehşetli ve rakipsiz gücü değişik nitelikteki bürokratlar eliyle halka uygular.

        Bu güçten kastımız sadece güvenlik değildir. Siyasi, mali, sosyal veya vatandaşlık gibi toplum hayatının tümünü içine alan bir güçten söz ediyoruz.

        Elinde böylesine rakipsiz güç kullanma imkânı verilen her bürokrat, hesap verecek bir yere bağlanıp denetime tabi tutulmazsa zaman içinde bozuşur, zalimleşir ve toplum için hayatı çekilmez kılar.

        Çünkü tarihi tecrübe göstermiştir ki, dünyanın en merhametli insanının dahi eline böyle bir güç verip kendi başına bırakırsanız, zaman içinde basit hak ihlalleriyle başlayan küçük zalimlikleri birikerek onu yavaş yavaş merhametsiz bir cellâda çevirir.

        Tıpkı fizik kanunlarındaki “kontrolsüz” gücün afete dönüşmesi gibi…

                SİYASET KURUMU

        Siyasi tarihçiler nasıl açıklar bilemeyiz. Ama bize göre sivil siyaset kurumları tarih içinde bu güçleri toplum adına denetlemek, frenlemek ve en önemlisi “dengelemek”  için ortaya çıkmışlardır.

        Seçim sistemleri bu ihtiyaçtan doğmuştur diyebiliriz. Özetle seçim sırasında siyasetçi topluma hesap vermek durumundayken, toplum da oylarıyla o siyasetçiyi denetlemek imkânına sahiptir.

        Yani bu mekanizma siyasetçiye devlet gücünü kullanan bürokratla toplum arasında denge kurma, bürokratın topluma zulüm yapmasının önüne geçme imkânı sağlar.

                GÜVENLİK KURUMLARI VE SİYASETÇİ

İngilizlerin hemen herkesin bildiği bir sözü var :”Elinde çekiç olan bütün sorunları çivi olarak görür.”Diye.

Mesleği güvenlik olan polis, jandarma, istihbarat veya ordu gibi kurumlar devletin silah kullanan güç birimlerdir. Bu birimler yapıları gereği her olaya güvenlik ve asayiş olarak bakarlar. Ellerinde de silah bulunduğu için kullanırken her zaman ileri gitme, keyfi davranma ve silahı ön plana çıkarma eğilimindedirler.

Bu nedenle silah taşıyan birimlerin bu özelliklerinden dolayı, onları toplum adına denetleyecek, işlemlerine yön verecek sivil siyasetçileri (bakan) tayin etmek demokratik devletlerin en önemli görevidir.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

İçişleri bakanlığı, devletin silahlı güç birimleriyle vatandaşın doğrudan yüzleştiği alanı idare ve kontrol eden en önemli bakanlıktır.

Dünyanın gelişkin ve yerleşik demokrasilerinde bu bakanlığa tayin edilecek siyasetçilerin demokrasiyi özümsemiş, geçmişinde bir güvenlik biriminde görev almamış,  demokrasiden taviz vermeyen, hatta özellikle hukuk mesleğinden gelme insanlar olmalarına dikkat edilir.

Eski vali, emniyet müdürü, polis, asker veya istihbarat elemanlarını İçişleri Bakanı yapmak, kurda kuzuyu teslim etmekten farksızdır.

Bu tür atamalar ya diktatörlüklerde ya demokrasinin tam yerleşmediği ülkelerde ya da artık aşınmış uzun süreli tek parti yönetimlerinde görülür.

Buradaki ilkel mantık ,“ ekmeği ekmekçiye vermek” mantığıdır.

TÜRKİYE’DE

Türkiye’de eski emniyetçiden İçişleri Bakanı atama; askeri darbeler veya iplerin askerde olduğu ya da çıkmaza girmiş faşist partilerin iktidarda olduğu dönemlerde çık sık rastlanan bir uygulamadır.

Nitekim ülkenin kan gölüne döndüğü 1991-95’li yıllarda Emniyet Genel Müdürlüğünden siyasete geçmiş Mehmet Ağar, İçişleri ve Adalet Bakanı olarak atandı.

Tipik bir “çekiç-çivi” psikolojisiyle emniyet güçlerinin elini serbest bırakan bu zatın bakanlığı döneminde, on binlerce insan caddelerde, meydanlarda infaz edildi.

Bir de utanmadan her yer ve ortamda ağzını doldura doldura “binlerce oporasyon yaptık!” (operasyon değil) Derdi. “Oporasyon”dan kastının “öldürdük” demek olduğunu anlarsınız.

ERDOĞAN VE İÇİŞLERİ BAKANI

Haziran seçiminde tek başına iktidar olamayıp 8 yıllık (ilk 5 yıl hariç) diktatörlüğünü kaybettiğini gören Erdoğan; seçim hükümeti adı altında kendi kafasına uygun, her sözünü ayet kabul eden sadık kullarından bakanlar tayin ederken, eski emniyetçi-bürokrat bir kulunu da İçişleri Bakanı olarak tayin ettiğinde, bu ülkenin kan gölüne dönüşeceği belli olmuştu.

AKP, MHP MİTİNGLERİ

Diğer yandan,dikkat ederseniz hiçbir AKP ve MHP mitinginde kuru sıkı bile olsa  bir “pat” sesi dahi duyulmadı.

Ne hikmetse bütün bombalar başta HDP olmak üzere her türlü demokrat ve sol kitlelerin mitinglerinde patlamakta. Ve ne hikmetse “alınan bütün güvenlik önlemlerine (!) rağmen” patlamalar devam etmektedir.

Bu durum, ister istemez, normal düşünen bir insanın aklına;

“Acaba AKP’yle IŞİD arasında bir anlaşma mı var?” Sorusunu getirmez mi?

Şayet böyle bir anlaşma varsa bile, bari biraz izan gösterip kimsenin burnunu kanatmayacak cılız bir iki ses bombası da kendi mitinglerinde patlatsalardı.

Hiç değilse o zaman kuşkular bu kadar bariz olmazdı.

Son olarak Sayın Erdoğan ve AKP’ye hatırlatırız ki, tek başınıza hükümet kuracak milletvekili çıkarsanız bile, artık tek başınıza iktidar olamayacağınız kesin. Hiç değilse bu emniyetçi bakanın yerine sivil bir bakan tayin edin ki hesap günü gediğinde hâkimlere ve vatandaşa karşı biraz yüzünüz ve mazeretiniz olsun.

Yoksa girdiğiniz bu kan gölü etrafınızda pıhtılaşacak, kulaç atamaz hale gelecek, çırpındıkça batacaksınız.

 

10.10.2015

Mustafa Güneş/URFA


YORUMLAR
  • yorum2016-05-10 12:15:07vatandas el yurtsever

    hayirdir neden hic yazi yazmiyon!?? 1 kasim sonrasi tirstin galiba. her hafta yazan adam neden sustu?? en son yazi 12 ekim !!

  • yorum2015-12-18 08:20:43mehmet fatih barış

    merhaba sırrın karşıyaka da abdurrahman yavuz camii karşısı haliliye belediyesi tarafından park yapılacak diye pano asılmış ama içinde bina dikiliyor, acaba belediye başkanı orayi kaç liraya sattı. eskiden parkları satıyor diye insanları eleştırenler bu gün parkları satıyor.

  • yorum2015-10-25 12:06:53omeroglu

    Çok temiz bir adamsın mustafa güneş çook temiz.

  • yorum2015-10-13 05:41:26Abdurahim

    Mustafa abey Akp mağdurları oynaya oynaya iktidar olmuş zavallılar topluluğudur. Sırf kendini mağdur ve yaptıklarını ört pas etmek için bundan sonra yapacağı mitinglerde (bu mitingler doğu-güneydoğu ilerinden bir olabilir) bombada patlatırlarsa hiç şaşmam.

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık