Mustafa GÜNEŞ

EMPERYALİZM VE HALKLAR


Mustafa GÜNEŞ
16 Şubat 2015 Pazartesi 08:02

Başlığı görünce hemen klasik sol/sosyalist analizle yüz yıllık bilenenleri tekrarlayacağımı düşünmeyin.

Kendi açımdan “sol”un klasik “emperyalizm” kavramını ve sol terminolojiyi, Türkiye açısından 1980 darbesi, Dünya geneli açısından da Gorbaçov’un  “perestroyka”sından sonra terk ettim.

Aslında emperyalizmle ilgili kendi görüşlerimin bir özetini 11.Nisan 2013’de yayınlamıştım. Okumak isteyenler için adresi yazının sonunda veriyorum.

Bu kez de emperyalizmi halklar ve özellikle Ortadoğu Halkları açısından kendi bakış açımla izaha çalışacağım…

EMPERYALİZM VE ORTADOĞU.

Siyasi konulara ilgi duyduğum ilk gençlik yıllarımdan beri, ne zaman Ortadoğu konusu açılsa, istisnasız herkes, sanki ilk defa duyuluyor veya ilk defa keşfedilmiş gibi o klasik ve sihirli kelimeyle lafa girmekte ve her seferinde aynı heyecanla anlatmaya başlamakta:

Petrol…

Neymiş efendim?

Emperyalizmin yüz yıldır Ortadoğu’yla ilgilenmesinin sebebi “petrol”müş, tüm hesapları petrol alanlarını kontrol altında tutmak üzerineymiş, bu nedenle Ortadoğu haritasını suni bir şekilde cetvelle çizmiş o gün bu gündür de burada kan dökülmesinin baş sorumlusu imiş. Sanki

-“Yok efendim. Petrol için değil, Ortadoğu’nun hurmaları için buralarda” diyen varmış gibi…

HEPSİ DOĞRUDUR

Aslında ve tabii ki Emperyalizm hakkında söylenenlerin hepsi doğrudur. Yani emperyalizm;

-Sınırları cetvelle çizmiştir.

-Yalnız petrol değil, dünyadaki bütün hammadde kaynaklarının elde edilmesi için hem kendi aralarında savaşmışlar, hem de halklar arasında savaşlar çıkarmıştır. Bu savaşlara milyonlarca insan kanı dökmüş, dökülmesine sebep olmuş, katkıda bulunmuştur.

-O gün bu gündür kontrolüne aldığı bu kaynakları elinde tutması için hiçbir girişimden kaçınmamıştır.

Bunların hepsi doğru…

HIRSIZIN HİÇ KUSURU YOK MU?

        Şimdi biz de sormak isteriz:

        Neden bu kan dökme ve savaş işi dünyadaki diğer sömürülen halklara göre, Ortadoğu’da bu kadar vahşice, barbarca ve akla gelmeyecek tekniklerle yapılmaktadır?

        Neden sivil, çocuk, yaşlı, genç, kadın veya erkek demeden üzerlerine kurşun yağdırılmakta, diri diri toprağa gömülmekte, üzerlerine benzin dökülerek yakılmakta, kelleleri kesilmekte, sopayla, taşla öldürülmekte, kalpleri ciğerleri sökülüp yenmekte, kelleleriyle golf oynanmakta?

        Ve neden bu vahşetlere dünyanın başka yerlerinde rastlanmıyor da sadece Ortadoğu’da rastlanmaktadır?

        COĞRAFYA VE HALKLARIN KARAKTERLERİ

        Burada ister istemez insanın aklına bu tür vahşetlerin kaynağının bölge halklarının ve özellikle baskın çoğunluktaki Arapların yaşam ve savaş kültüründen kaynaklandığı geliyor.

        Çünkü tarihe baktığımızda, Araplarda İslam öncesinde de aynı savaş dehşetleri mevcut.

        İslam’ı kabul etmekle bu işe sadece bir de kutsallık ve “Allahuekber” sözü eklenmiş, diğer her şey olduğu gibi devam etmektedir. Hatta günümüzde modern silah ve teknoloji sayesinde çok daha büyük kırım ve vahşet eklenmiş, yetmemiş bir de medya üzerinden dünyaya izletilmekte.

Aleviler bile bir yandan inançlarının hümanist olduğunu,”incinsen de incitme” felsefesinin temel yaşam prensipleri olduğunu söylerken; diğer yandan Hz. Ali’nin Cenklerini, (“Hayber Kalesi Cengi” gibi)  Zülfikar’ını her salladığında beş on kâfirin kellesini nasıl uçurduğunu aynı yüksek heyecanla ve binlerce kere okuyup dinlemektedirler.

Bu sadece bir örnek… Ortadoğu ve İslam Tarihi, komutanların çadırlarının önünde yığılan “kelleden tepe” örnekleriyle doludur.

Mesela Kuyucu Murat zalimi,  Kürt Miri Canpolat Ali Bey İsyanında Halepyakınlarındaki çadırının önünde 22 bin kelleden bir tepe yaptırmıştır.

Peki, bu çelişkiyi nasıl izah edeceğiz?

Kolay. Çünkü bu olaylar geçmişte olmuş, o vahşetleri bizzat görmediğimiz, öldürülenler de onlara göre “kâfir” ve kellelerinin kesilmesi de “şer’i” olduğu için bize tuhaf gelmemektedir.

ŞİMDİ CANLI YAYINDA YAPILINCA…

Oysa şimdi devir değişmiş. Olaylar internet ve görsel meyde ortamında canlı yayınlandığı için iğrenmekte, isyan etmekteyiz. Eminim naklen yayınlar olmasaydı, IŞİD ve benzeri örgütlerin bu katliamları yaptıklarını sadece duysaydık kimse bu kadar etkilenmez ve her ağızdan;

Gerçek İslam bu değil! Bunlar Müslüman olamaz!” Sözlerini bu kadar yüksek sesle ve bu kadar sık duymazdık.

         

        EMEPRYALİZM ÖLDÜR DİYOR AMA…

        Diyelim ki emperyalizm savaşın, birbirinizi öldürün diyor. Bunların hepsi doğru diyelim. Ama inanın böyle kuralsız, böyle vahşice öldürün demiyor. Daha doğrusu kendi bile çıkardığını iddia ettiğimiz savaştan nefret etmeye başlıyor.

        Yani sormazlar mı adama?

        Bu halklar neden bu kadar ölmeye ve öldürmeye düşkün, neden bu kadar barbarca kan döküyor da dünyanın başka yerlerinde insanlar savaşıp birbirini öldürdüğü halde asgari kurallara uyuyor ve böylesine vahşice işler yapmıyor?

        GENE DİYALEKTİK

        Az buçuk “toplumsal diyalektik analiz Metodu”ndan haberdar olanlar bilir ki, çelişki özdedir ve dış etkenler çelişkinin çatışma ve ayrışma aşamasına varmasında hızlandıran veya yavaşlatan etkiye sahiptir.

        Klasik örnektir. Yumurta biçimindeki bir taşı veya bir çiftlik yumurtasını istediğiniz kadar kuluçkaya yatırın, civciv çıkmaz. Civciv için mutlaka doğal ortamda yumurtlanıp döllenmiş bir yumurta olmalı.

        Yani özünde bu tip savaşma ve katliam potansiyeli bulunmayan bir toplumun önüne dağlar kadar öldürücü silah yığsanız bile gene onları savaşmak için harekete geçiremezsiniz.

        Tarih, emperyalizm veya yağmacı imparatorlukların böyle oyunlarıyla doludur. Ancak kimi yerde başarmış, kimi yerde elinde patlamış, sonuç alamamıştır.

        Çok emin olmamakla beraber, insanlık tarihinin gelişiminden çıkardığımız sonuca göre, bir gün gelecek Ortadoğu Halkları da medenileşip vahşetsiz, kansız ve savaşsız bir döneme girecektir. Gerçi bu gün yaşayanların görmeyeceği kesidir. Fakat büyük ihtimalle o günler gelecektir.

        Bunun olması için, diğer pek çok şartın yanında en temel şart olarak mutlaka ”petrolün stratejik madde” olmaktan çıkmış olması gerekir.

        Şimdilik o gün gelinceye kadar dünya daha uzun yıllar bu vahşetleri görüp yaşayacaktır.

       

        4.2.2015

        Mustafa Güneş/URFA

 

(http://www.urfahaber.net/yazar/emperyalizm-958.html)

       

 

 

 

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık