Mustafa GÜNEŞ

ERDOĞAN, MEZHEP VE IRK


Mustafa GÜNEŞ
5 Ağustos 2014 Salı 16:43

Erdoğan seçim konuşmalarının birinde kendisinin “Sünni”, Kılıçdaroğlu’nun “Alevi”, Demirtaş’ın  “Zaza” ve İhsanoğlu’nun da “Mısri” olduğunu; kendisinin hiç çekinmeden bunu açıkça söylediği halde diğerlerinin korkak ve takîye yaparak mezhep ve ırklarını açıkça belirtmediklerini söylemişti.

Ardından bir TV programında, program yöneticisi konuşmacılara, bunun ırkçı, mezhepçi, ayrımcı ve tehlikeli bir yaklaşım olup olmadığını sorması üzerine katılımcılardan birinin verdiği cevap çok düşündürücüydü.

Konuşmacı anlam olarak;

Erdoğan’ın bu sözleri o andaki heyecanına kapıldığı için veya dil sürçmesi sonucu söylemediğini, yaptığı her konuşmanın uzmanlar tarafından kamuoyu yoklamaları değerlendirilerek hazırlandığını, mezhep ve ırk vurgusu yapıldığında oylarının birkaç puan artacağını hesapladıkları için böyle konuştuğunu söyledi.

MAKYAVELİST KAFA

Makyavelizm siyasi terminolojiye, özet olarak;“amaçlar için her türlü aracın meşru olduğu” şeklinde geçmiştir.

Erdoğan’ın bu konuşmasındaki taktik ve yaklaşımı tam da budur ki, bu tutum toplumsal açından çok tehlikeli ve hiçbir demokratik anlayışa sığmayan bir tutumdur. Üstelik bir ülke halkının tamamını temsil edecek bir makama gelecek birinin, sırf birkaç puan alıp biraz daha farklı bir oyla seçilmek uğruna böyle davranması durumu daha da vahimleştiriyor.

Bu aklı kim verdi, hangi uzmanlar hangi araştırma sonucunda kaç puan daha oy alacağını hesapladı bilemeyiz. Ancak 12 yıldır ülke siyasetinin baş aktörü durumundaki bir zatın böyle bir fikri (!) benimseyip meydanlarda seslendirmesi bağışlanacak gibi değil.

Bu tutumdaki tehlike ve çirkinliğin anlaşılması için örneği biraz daha açalım.

NEFRETİN SONU YOK!

Diyelim ki uzmanların yaptığı araştırmalarda; Erdoğan’ın meydanlara çıkıp “Beni seçerseniz, Kürtleri, Zazaları, Gayrimüslimleri, Alevileri kısacası Sünni ve Türk olmayanları bu ülkeden süreceğim! Gitmeyen varsa yakaladığımı öldüreceğim! “ Diye konuşup propaganda yapsa oyların yüzde 70-80’nini alacağını söyleseler. Aynı şekilde bu taktik de Erdoğan’ın kafasına yatsa ve gerçekten uygulayıp dedikleri sonuçla seçilse olur mu? Olmaz değil mi?

Biraz irdelendiğinde görülecektir ki verdiğim örnekle Erdoğan’ın konuşması arasında nitelik olarak hiçbir fark yoktur. İkisi de İnsanları kin ve nefrete yöneltmek ve ayrımcılık yapmaktır.

İSTATİSTİK VE SOSYAL POLİTİKA

İstatistik ve kamu oyu araştırmalarının politikacılar için birer pusula, birer tavır alma  ve duruş belirleme aracı olduğunu herkes bilir. Sonuçta seçim de serbest piyasa/rekabet şartları gereği bir pazarlama sanatıdır.

Ancak bu sonuçlar siyasetçilere kanaat geliştirme veya kendini ayarlama imkânı verse de pratiğe geçirilmeleri her zaman hem uygun, hem de mümkün değildir. Hele bir ülkedeki bütün kitleleri temsil etmesi gereken bir makama seçilmek için uğraşan birinin sergilediği böylesi davranışlar, kitlelere etnik ve inançsal ayrışma, kamplaşma, hatta çatışmaya varabilecek şekilde yansıma tehlikesi vardır.

Üstelik neredeyse bin yıldır durumdan vazife çıkarmaya hazır sabıkalı bir Sünni-Türk kitle varken…

YANLIŞ YOLDADIR.

Hangi turda seçileceği belli değilse de seçileceğine neredeyse kesin gözüyle bakılan bir adayın seçim sürecini bu kadar gerip, bu kadar agresif davranması, sağlıklı bir ruh haline sahip olmadığı ve öfke kontrolünü kaçırmış biri olduğunu gösterir.

Zaten ezelden beri “kodu mu oturtan”,eli kılıçlı, kısacası Yavuz veya 4.Murat’ı çağrıştıran tipte liderler seven bir topluma böyle fikirler aşılamak, tedavi gören bir alkoliğe içki şişesi uzatmaktan farkı yoktur.

Diğer yandan, hadi diyelim ki Erdoğan yıllardır yaşadığı yüksek voltajlı gerilimin etkisiyle böyle agresif davranışlara yöneldi. Peki, bu konuşmaları hazırlayan uzmanların içinde hiç mi sağlıklı ve soğukkanlı düşünen zatlar yok? Onlar da mı kudret histerisi ve megalomaniye yakalanmış liderleri gibi oldular?

Tam bir rezalet!

Sonuç olarak bu tutum çok kirli, ırkçı ve tehlikeli bir tutumdur. Şimdi değilse bile bunun kokusu ve iğrenç sonuçları mutlaka toplumun bir yerlerinde uç verecektir.

Ayrıca Erdoğan seçilse, hatta % 80 oyla seçilse dahi, gene de bu seçimin yıldızı Demirtaş’tır.

Öyle gösteriyor ki, Erdoğan ve yalakaları bunu anladıkları için bunca saldırgan, kontrolsüz ve pervasız davranmaktadırlar.

Evet, Sayın Erdoğan! İstediğin kadar bağır, çağır ve saldır, bu seçimin yıldızı Demirtaş’tır.

Sonuçta belki seçilen sen; ama her şartta kazanan Demirtaş’tır.

Zatınız ve yalakalarınız bunu değiştiremeyeceğinizi çok iyi biliyorsunuz.

 

5.8.2014

Mustafa Güneş/URFA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star