Bermal MELİK

ERMENİLERDEN ÖZÜR DİLEMEK


Bermal MELİK
29 Nisan 2014 Salı 15:38


"Birinci kuşak yaşar
İkinci kuşak reddeder
Üçüncü kuşak araştırır"


1915 yılında Ermenilerin  etnik temizlik ya da soykırımla Anadolu'dan temizlenmesi konusunda bugüne kadar bir çok şey yazıldı, konuşuldu.


24 Nisan 2014,  Ermeni tehcirinin 99.cı yıldönümününde Başbakan Tayyip Erdoğan 'ın bu acıyı yaşayanların torunlarına başsağlığı dilemesi  bir haftadır  tartışılıyor.

Samimi bulmayanlar var, önemli bir adım olduğunu hatta Ermeni açılımından bile bahsedenler oldu. Ancak iç basında bunlar konuşulurken, Başbakanın  taziye mesajı dış basında olumlu bir gelişme olarak algılandı.


Türkiye Devleti artık farklı etnik kökene sahip insanlara yönelik bu çağ dışı politikalara son verilerek  bu felaketle  karşılıklı yüzleşilmeli, Ermenilerden özür dilemelidir.
Dünya'da büyük felaketin  anıldığı bu günlerde  inkârcılığa son verilmelidir.


24 Nisan bir fırsattır.


100 yaşındaki Cumhuriyet, 100 yıllık bu acıyla yüzleşmeden bu ülkede hiç bir  demokratik reformdan bahsemedez.


Toplum olarak Ermenilere özür borcumuz var mı diye düşünenler olacaktır.


Özür borcundan daha önemli olan,  konuşulması üzerindeki baskıları kaldırmaya ihtiyaç var.


Voltaire' nin  bir sözü vardır."Düşüncelerinizn tamamına karşıyım, ama karşı olduğum düşünceleriniz savunma hakkınızı da sonuna kadar savunacağım."


Özür dilemek büyüklüktür, erdemdir.


Doğru şekilde yerine getirilirse iç rahatlatır, güven tazeler ve karşı tarafı tanımanızı sağlar.


İnsanoğlu beşer hatayı yapmaya mahkum bir yaratılışdadır.


İnsanlar maruz kaldığı, ya da birilerini maruz bıraktığı,  düpedüz içinde yaşadığı olayla nedenini neden öncelikle kendisinin dışında aramaya eğilimlidir?


Neden kendisine en uzak yerlerden başlar,  başına gelenin veya birilerinin başına getirdiklerinin nedenini aramada sıra bir türlü kendisini sorgulamaya gelmez.


"Ya suç  ve hata bendeyse  ya da  benimde payım varsa olanlardan" sorusu sorulduğunda "evet "cevabını gögüsleyememe kaygısıdır.


Bu yaşananlar bilindiği halden halde hala tehcirin insanlık dışı bir eylem olmadığını söylemek bu kadar kolay mı?


Yaşayamadıkları çocukluk ve gençlikleri ellerinden alınmış onbinlerce çocuktan özür dilemek bu kadar zor mu?


Çoluk çocuk yüzbinlerce insanını kış koşullarında,  binlerce kilometrelerce yolu yaya olarak susuz sürgün edilmesi, ve ailelerinin  katletmesini emretmek ve bunun sonuçlarını  görememek diye bir durum varmı?


Resmi tez buna yanıt olarak o günlerin siyasi koşullarını gösterir.


Bilindiği  kadar Osmanlı İmparatorluğu 10 Ağustos  1920 'de imzalanan ama hiç bir zaman yürürlüğe girmeyen Sevr Anlaşması çerçevesinde 1907 tarihli Lahey kurallarına uyması ve suçlarıyla ilgili olarak yargılama yapmayı kabul etti. Bu bağlamda Mondros mütarekesine o dönemde Ermenilere zarar vermekten dolayı 1397 kişi çeşitli cezalara çarptırıldı, yarısından çoğuda idam edildi.


Devlet o dönemde suçu tek tek bireylere yıkarak kendini temize çıkarmayı başardı.


24 Temmuz 1923' de imzalanan Lozan antlaşması ile  1 Agustos 1914 ile 20 Kasım 1922 arası işlenen tüm tüm savaş suçları affa tutulduğu  bu tarihten sonra tehcir çocuklarından bahsedilemedi.


Nedeni ne olursa olsun, Ermenileri üzen çok şeyler yaşandığı açıktır.
Bu topraklarda yaşayan 1 Milyon insan gökten zembille inmediği gibi zembille de göğe çıkmadılar. Ölenlerin sayısının 1 Milyon veya 200 bin olması bu gerçekliği değiştirmediği gibi yaşanan trajediyi de yok edemez.


İhanet gibi siyasi nedenler ileri sürülerek Osmanlı yönetimini haklı çıkarmaya kalkmak ise kuruluşunu Osmanlıya başkaldırmakla gerçekleştirmiş olan Türkiye Cumhuriyeti açısından özünü inkar etmek demektir.


Dolasıyla bugün yapılması gereken,  milliyet ve din ayrımı yapmadan,  ezildiğini sürüldüğünü düşünen halklardan yana pozitif ayrımcılıkla tarihimizle hesaplaşmaktır.


Gerekirse karşılıklı özür dileyip ve bunu yapmaya niyetli olmamız bile karşı tarafın yaralarını sarmaya yardımcı olmak mümkün.


Maalesef kopartılan gürültülerden anlaşıldığına göre Türkiye toplumu bu basit demokrasi düsturunu içine sindirmiş değil.


Unutmayalım ki, Ermeni meselesi ne sadece tarih, ne hukuk, ne de dış politika meselesi değildir.
Konu hepsinden öte bir insan ve demokratikleşme  meselesidir.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık