Aile Parklarına Baz İstasyonu Kuruldu İddiası
Mustafa GÜNEŞ

ESKİDEN ŞEHİTLERİN AİLELERİ YOK MUYDU?

Mustafa GÜNEŞ
gunes.mu@hotmail.com
 
 
RUHA TV
 

En az 20 yıldır bu ülkede ne zaman birileri barıştan, silahların susmasından veya kanın durmasından söz etmeye kalkmışsa, hemen şerefli medyamızın her yanından;

“Şehit ailelerine ne diyeceğiz?”

“Şehit ailelerinin hassasiyetini düşünen yok mu?

“Şehit aileleri ne diyor bu işe?”

“Bunca şehidin kanı boşuna mı aktı?”Diye akortsuz koro halinde sesler yükselmeye başlar. Buna karşılık birileri;

“İyi de savaş sürdüğü sürece daha çok kan akmayacak mı?” Gibi akılcı bir cevap verecek olsa;

“Ne yani devlet teröristle pazarlık mı yapsın?” “Terörün kökü kurutulmadıkça…”, “Terör ya bitecek, ya bitecek!” Ve daha bunun gibi bildik ve ezberlenmiş cümleleri peş peşe sıralıyorlar. İtirazlar o kadar yoğun ve yüksek seslerle yankılanıyor ki, akıldan ve barıştan söz eden, ettiğine edeceğine pişman edilmiş olarak geri püskürtülüp köşesine çekilmek zorunda bırakılıyor.

ŞEHİT AİLELERİ DERNEKLERİ

Bu Kürt hareketi başladığından beri (onlardan akan kan olmadığı için Kürt kesimindeki 40 bini yok sayıyoruz),yalnız devlet tarafından verilen kayıpların resmi ağızlardan 6 bin civarında olduğu ifade edilmektedir.

Bu sayıyı aileleri, akraba ve yakın çevrelerine yaydığımız takdirde bu kirli savaştan zarar görüp acı çekmiş insanların sayısı en az yüz bini bulur.

Bunlardan dernekler kurup örgütlenerek dayanışma içine girenlere baktığımızda ise yukarıdaki rakamların onda birini bile oluşturmadığı görülür. Kalan büyük çoğunluk sessizce bir kenarda, kaderine katlanmaya ve hayatını sürdürmeye çalışıyor.

Adına ister “kirli savaş”ın bitirilmesi, ister “barış süreci”, ister silahların susturulması, hatta ister “teslim alma” deyin… Ne zaman bu terimlerden biri ortaya atılsa, hemen bu dernekler devreye girip ortalığı ayağa kaldırmaya başlıyor, söyleyeni söylediğine pişman ettiriyorlar.

ESKİ ŞEHİTLER

Oysa Orta Asya’dan başlayıp Viyana önlerine kadar giden ve oradan da tekrar Anadolu’ya dönen bu devletin tarihinin bir anlamda savaş ve şehitlerin tarihi olduğunu her kes bilir.

Örnek olmak bakımından çok gerilere gitmeden yakın tarihimizdeki Birinci Dünya Savaşına bir göz atalım:

Daha savaş başlamadan önce Balkanlardan çıkarılma savaşlarında Yunan, Bulgar, Sırp ve Hırvatlara karşı yüz binlerce;

Çanakkale’de İngilizlere karşı kimilerine göre 120, kimilerine göre ise 250 bin (ki bu kadar şehit vermeye gerek olmadığına inananlardanım);

Savaşın başlaması ile Rusya’ya karşı Sarıkamış’ta Enver Paşa’nın göz göre göre ölüme gönderdiği 90 bin ve sonraki çatışmalarda gene yüz binlerce;

Kuzey Afrika’da İngiliz, Fransız ve İtalyanlarla karşı yüz binlerce;

Arabistan Çöllerinde Müslüman Araplarla İngilizlere(Lawrens öncülüğünde) karşı yüz binlerce,

Yemen savaşında gene İngiliz ve Yemen birliklerine karşı üç yüz bin;

Irak’da İngiliz Arap birliklerine karşı on binlerce;

Suriye’de Fransız ve Arap birliklerine karşı gene on binlerce şehit verilmişti.

Hele Yemen’de “gidip gelmeyen” üç yüz bin askerin trajedisi üzerine yakılmış türküleri dinleyen kim ağlamaz, kimin tüyleri ürpermez? Ünlü;

Yiğidimin kara gözün

Karıncalar oydum’ola?”

Veya

“Ya kimlere baba desin

Yetim yavrum dillenirse?”

Sözlerini duyup da boğazı düğümlenmeyene, hatta ağlamayana insan mı denir?

Özellikle Hicaz’dan dönüş sırasında Lawrens’in (Lawrence) Araplarla tertiplediği baskınlar sırasında acımasızca katledilen 40 bin dolayındaki askerin trajedisi dile bile getirilmemiştir.(Belki de Büyük Türk Milliyetçisi Oktay Vural gibi Arap asıllı kardeşlerimiz üzerine alınmasınlar diyedir.)

Bunların hepsini düşündüğümüzde, bu ülkenin Birinci Dünya Savaşında verdiği kayıp ve şehit sayısının resmi rakamlarla ifadesi 1 Milyon 5 yüz bin civarında insandır.

KURTULUŞ SAVAŞI

M.Kemal’in önderliğinde başlatılan ve herkesin bildiği Kurtuluş Savaşı’nın hazırlıkları aşamasında, acıların sıcaklığı devam ederken bile ilk iş İngiltere, Fransa ve Rusya ile görüşmelere geçilmiş, destek alınmaya çalışılmıştır. (ki olayların üzerinden henüz 1 yıl geçmişti)

Kurtuluş savaşının bildik bir şekilde bitmesiyle başlayan Lozan görüşmelerinde bütün bu devletlerle görüşmeler yapılıp anlaşma sağlandı.

Hemen arkasından Türkiye, imparatorluğun yıkıntılarından türemiş bütün devletleri tanımış, Araplar tekrar kardeş halk ilan edilmiş, Atatürk bir şey olmamış gibi daha birkaç gün önce İzmir’den attığı kanlı bıçaklı düşman Yunanlı Venizelos’la el sıkışmış; Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalyanlarla karşılıklı dostluklar kurmuştur. Atatürk resimli ilk Türk Paraları bile İngiltere’de basılıyordu.

ŞEHİTLERDEN SÖZ EDEN YOKTU

Bütün bunlar olup biterken bir gün, bir tek yerde ne bir milyon beş yüz bin şehitten, ne de ailelerinin görüş ve hassasiyetinden söz edilmiştir.

Neden edilmemiştir? Çünkü barış sürecine girildiğinde, devletler ve insanlar, geçmiş şehitlerin hesabını ortaya dökmek için değil, yeni şehitler vermemek için bir araya gelirler. Çünkü her kes bilir ki her seferinde şehitlerin kanı öne sürülürse, karşı tarafın da şehitleri öne sürülür ve görüşmelerden olumlu bir sonuç alınamaz.

Üstelik bunların yakınları da kaderine terk edilmişti. Kocasız ve babasız kalan yüz binlerce dul ve yetim o yoksullukta kendi çabaları ile hayatta kalmaya çalışıyordu. Hiç birine ne bir devlet yardımı ne de bir maaş bağlanmıştı.

YA GAZİLER?

Hele “gazilerin” durum anlatılacak gibi değildi.

Mesela yengemin babası vardı: Apê Şeyhmus...7 yıl boyunca gezmediği cephe kalmamıştı. Dört kere yaralanmış, tedavi edilip tekrar cepheye gönderilmişti. İlkokulda idim. Mangalın başında, hangi yarayı hangi cephede aldığını göstererek savaş hikâyelerini anlatırdı. Ayaktan aldığı yarayla topallıyordu. Çok yaşlanmıştı. Küçük bir merkebi vardı. Onunla hamallık etmeye çalışırdı. Ona yüklerini taşıtanlar, topallık ve yaşlılığına acır, kendileri eşeğe yüklerlerdi. Karısı  “ölü yıkayıcılığı” yaparak aileyi geçindirirdi. Yokluk ve sefalet içinde öldü. Hiç birinin aklına gidip devletten yardım istemek gelmedi. Zaten devletin de onlara yardım edecek hali yoktu.

ONRLARIN DA AİLELERİ VARDI

Bu günkü tartışmalara baktığımda, “ acaba o zaman bu kadar şehit, hiç ailesi, yakını ve çevresi olmayan insanlardan özel olarak mı seçiliyordu?” Diye düşünmeden edemiyorum. Elbette böyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Ama insanlar ,“keşke olmasaydı, fakat yeni şehit verilmemek için bunlara katlanmak zorundayız” diye ortak bir akıl oluşturup ortama hâkim kılmaya, yarasını içine gömmeye çalışıyordu.

BARIŞ ANCAK BÖYLE GELİR.

Son birkaç yıldır, artık çatışmalarla sonuç alınamayacağı her kes tarafından iyice anlaşıldığı için bu günlerde, bu sefer kararlı gibi gözüken bir silah bırakma ve barış sürecine girilmiştir. Fakat bu işten malzeme, fonksiyon ve itibar kaybedeceğini gören kimi kesimler, doğrudan önünde duramayacaklarını anlayınca; kendilerince örgütlenmiş , “şehit aileliğini” adeta meslek edinmiş ve sayıları birkaç bini geçmeyen bildik kişileri ileri sürerek her ortamda konuşturmaya başladılar.

Hâlbuki biraz yakından bakıldığında bağırıp çağıran bu kesim şehit ailelerinin çok küçük bir kısmını temsil ediyor ve hepsi de bir ideolojinin mensupları.

Üstelik devlet bu günkü imkânları ile hiç birinin ailesini mağdur etmemiş, iyi kötü hemen hepsine ev ve maaş bağlamıştır.

Beri yanda asıl saygıyı hak eden, bir kenarda kaderine razı olmuş yüz binlerce şehit yakını barışın gelmesi ve başka şehitlerin verilmemesi için dua edip yardımcı olmaya çalışıyor.

İdeolojik kesimin kullandığı terimlere bakınca, insan düşünmeden edemiyor: Sanki bunlar;

“Ben yakınımı kaybettim. Oysa barış gelince kimse yakınını kaybetmeyecek. Biraz da onlar kaybetsin.” Gibi bir psikolojik takıntıya saplanmışlar. Bu düşünce çoğumuza tuhaf gibi gelebilir. Ama barışa ve silahların susmasına böylesine karşı çıkmanın mantığını başka nasıl izah edebilirsiniz?

BUNLARI DİNLEMEMELİYİZ

Bütün bu bağırış çağırışlara rağmen bunları dinlememeli ve gerçekten iki tarafın da onurunu incitmeyecek bir barış olacaksa sonuna kadar gidilmelidir.

75 milyonluk bir ülkenin kaderi, rahatı, huzuru ve gelişimi bir kaç bin “savaş sever” in bağırtı çağırtısına feda edilemez.

“Barışseverlerin” savaş severlerden daha kararlı oldukları gösterilmelidir. Sokaklara dökülüp şehir şehir miting mi yapacaklar? Varsın yapsınlar. Hatta diledikleri meydanda miting yapmalarına izin verilmeli ve her türlü kolaylık gösterilmelidir ki sonunda büyük çoğunluğun barışta kararlı olduğunu öğrenmeliler.

Yeter ki bunca başarısız girişimden sonra bu kez iki tarafın da hakkının gözetilip onurunun incinmediği bir sonuca bağlansın.

 

24.3.2013

Mustafa Güneş /Urfa

 
 
25 Mart 2013 Pazartesi 11:32
 
 

(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
Ak Parti Ş.Urfa Milletvekili Aday Adayı
 
Anket
HDP 2015 Seçimlerinde % 10 Barajını Aşar mı?
Aşar
Aşamaz
Fikrim Yok
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:19
  • Güneş05:57
  • Öğlen11:20
  • İkindi14:04
  • Akşam16:24
  • Yatsı17:50
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
22
16
3
3
51
2
Beşiktaş
22
15
3
4
48
3
Fenerbahçe
22
14
5
3
47
4
İstanbul Başakşehir
22
10
8
4
38
5
Bursaspor
22
10
7
5
37
6
Trabzonspor
22
9
10
3
37
7
Mersin İdman Yurdu
22
9
5
8
32
8
Kasımpaşa
22
7
7
8
28
9
Gaziantepspor
22
8
3
11
27
10
Gençlerbirliği
22
6
8
8
26
11
Akhisar Bld.Spor
22
6
7
9
25
12
Medicana Sivasspor
22
6
6
10
24
13
Torku Konyaspor
22
6
6
10
24
14
Eskişehirspor
22
5
8
9
23
15
Çaykur Rizespor
22
5
6
11
21
16
SAİ Kayseri Erciyesspor
22
4
8
10
20
17
KDÇ Karabükspor
22
4
5
13
17
18
Balıkesirspor
22
3
5
14
14
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1584 - Karlstad, İsveç'te kent konumuna alındı.
1821 - James Monroe, ABD devlet başkanlığı görevine ikinci kez getirildi.
1836 - Samuel Colt ilk .34 kalibre altıpatlar (revolver) tabancanın seri üretimine başladı.
1890 - Meksika'daki kırsal yaşamı dile getiren macera romanlarıyla ünlü yazar B. Traven doğdu. Kimliğini açıklamayı reddeden ve gerçek adı asla öğrenilemeyen Traven'in kimliği hakkında kesin olarak bilinen tek şey romanlarının çoğunun Almanca olarak yazıldı
1912 - İtalyan Ordusu hava balonlarını askeri amaçlarla kullanan ilk ordu oldu. İtalyanlar bu hava taşıtlarını Türk savunma hatlarının gerisine keşif amacıyla gönderdiler.
1917 - Woodrow Wilson, ABD devlet başkanlığı görevine ikinci kez getirildi.
1918 - Bolşevikler, Rusya'nın başkentini Petrograd'tan Moskova'ya taşıdılar.
1920 - Türkiye Yeşilay Cemiyeti kuruldu.
1923 - Şile'de Rum Değirmenlik Mahallesi'nde çıkan yandında çoğu terk edilmiş yaklaşık 550 Rum, 200 Müslüman hanesi, 100 dükkân, 1 cami, 2 kilise ve bazı resmi binalar yandı. Toplam 1500 kişi yangın dolayısıyla evsiz kaldı.
1924 - Şevket Verlaci, Arnavutluk başbakanı oldu.
1924 - Halife Abdülmecit Efendi ailesiyle birlikte Türkiye'den ayrıldı.
1924 - İstanbul'da Maarif Müdürlüğü, Tevhid-i Tedrisat Kanunu gereğince medreselere el koydu.
1931 - Daniel Salamanca Urey, Bolivya devlet başkanlığına getirildi.
1933 - Büyük Buhran: ABD başkanı Franklin D. Roosevelt bütün bankaları kapattı ve finansal işlemleri durdurdu.
1933 - Almanya'da parlamento seçimlerinde naziler %44 çoğunluk sağladılar.
1942 - Okul bahçelerine patates, yerelması, fasulye gibi sebzeler dikilmeye başladı.
1946 - II. Dünya Savaşı'nda ortaya çıkan ve Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa ülkelerini simgeleyen Demirperde kavramı; ilk kez İngiltere Başbakanı Winston Churchill'in bir konuşmasında kullanıldı.
1950 - Eskişehir'de sel felaketi: 50 bin kişi açıkta kaldı, 2500 ev yıkıldı, 6 kişi boğuldu. Felaketzedelere Marshall Planı'ndan yardım geldi.
1951 - Devlet Tiyatrosu Genel Müdürlüğü'nden ayrılan Muhsin Ertuğrul, özel bir tiyatro kurmaya karar verdiğini açıkladı. İstanbul Beyoğlu'nda Atlas Sineması'nın üst katında yer alması planlanan yeni tiyatronun adı Küçük Sahne olacak.
1952 - 74 Ticani'nin duruşmasına Ankara 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Tarikat Şeyhi Kemal Pilavoğlu, 1934 yılında mahkum olduktan sonra Ticaniliği bıraktığını söyledi.
1956 - ABD'de Yüksek Mahkeme diğer mahkemelerin okullardaki ırk ayrımcılığını yasaklamasını onayladı.
1966 - Boeing 707 tipi bir yolcu uçağı Fuji dağına düştü: 124 kişi öldü.
1969 - Ant dergisi'nde yayımlanan "İşgal Toprağı, Kurt Köpeği" başlıklı yazısından ötürü yargılanan Yaşar Kemal beraat etti.
1969 - Balıkesir'de Akbaşlak köyü muhtarı "aminli düğün tüzüğü" hazırladı ve mevlit okutmayan damatlara ceza kesileceğini açıkladı.
1971 - ABD'li 4 asker Ankara'da THKO örgütü mensuplarınca kaçırıldı. Bir duyum üzerine polisin üniversiteye düzenlediği baskında çatışma çıktı; Erdal Şener adlı öğrenci öldü, yaralananlar oldu. Kaçırılan askerler 8 Mart'ta serbest bırakıldı.
1971 - Kırıkhan'da Türkiye İşçi Partililere (TİP) saldırıldı, 3 kişi öldü, 23 kişi yaralandı. İlçede sokağa çıkma yasağı başlatıldı.
1971 - İstanbul'da Akbank'ın Selamiçeşme Şubesi silahlı 5 kişi tarafından soyuldu, soygun sanıklarından olduğu ileri sürülen Salman Kaya Bebek'te yakalandı.
1974 - Yom Kippur Savaşı: İsrail askerleri Süveyş Kanalı'nın batı yakasından çekildiler.
1977 - Türkan Şoray, Dünya Kadın Rejisörleri Festivali'nde Dönüş filmindeki başarısı nedeniyle Brüksel'de özel ödül aldı.
1978 - İstanbul İstinye'de yapılan 23. Balkan Kros Şampiyonası'nda Mehmet Yurdadön 12 bin metre, Sadık Salman 8 bin metre yarışmasında birinci oldular.
1979 - Uzay sondası Voyager 1, Jüpiter'in 172000 mil yakınından geçti.
1981 - İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi yasadışı örgüt kurmak ve komünizm propagandası yapmak suçundan 7 TİP yöneticisini tutukladı.
1984 - İstanbul Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi, Papa'ya suikast düzenlemek suçundan Mehmet Ali Ağca hakkında açılan davada görevsizlik kararı verdi.
1986 - Yüce Divan tarafından iki yıl hapse mahkum edilen eski Devlet Bakanı İsmail Özdağlar'ın milletvekilliği TBMM Genel Kurulu'nda düşürüldü.
1986 - Son 42 yılın en yoğun kar yağışı altında kalan İstanbul'da hayat felce uğradı.
1991 - Irak, Körfez Savaşı esirlerini serbest bıraktı.
1993 - Savaş uçaklarının bombaladığı Muş'un Kızılsu Vadisi'ndeki kamptan kaçmak isteyen 60 PKK militanı, patlamaların şiddetiyle kopan çığın altında kalarak öldü.
1994 - Birleşmiş Milletler, Bosna'ya Türk askeri gönderilmesini kabul etti.
1999 - Çankırı Valisi Ayhan Çevik, bombalı saldırıda ağır yaralandı; koruma polisi ve iki lise öğrencisinin öldüğü saldırıyı yasadışı TİKKO örgütü üstlendi.
2000 - İnternet aracılığıyla uluslararası ün yapan Mahir Çağrı, Forbes Dergisi'nin en ünlü 100 kişisi arasına girdi.
2001 - Mekke'de Hac'da çıkan izdihamda 35 hacı adayı öldü.
 
Arşiv
 
Süper Loto
26.02.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu172329394450
 
On Numara
02.03.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu01050910121424252931323340424753586366697076
 
Sayısal Loto
28.02.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu062022384244
 
Şans Topu
04.03.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu042224293212
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yandex.Metrica