Mustafa GÜNEŞ

EY MISIR HAYRANLARI! SADDAM ÖLDÜRÜRKEN NEREDEYDİNİZ?


Mustafa GÜNEŞ
15 Ağustos 2013 Perşembe 15:44

16.Yüz yılda Avrupa’da başlayan Rönesans Hareketiyle bin yıldır baskı altındaki bilimin önü açılırken, ona paralel olarak Ortadoğu ve İslam coğrafyasının da bilimde gerileme ve bağnazlık dönemi başlamıştır.

Sosyoloji tarihi; bilim, üretim ve teknolojiyi ıskalayan toplumların erdem yerine kurnazlık, yağmacılık, pişkinlik ve riyakârlık gibi özellikler geliştirdiklerinin örnekleriyle doludur.

Aslında bu durum psikolojik olarak da böyledir. Gerçekten üreten, yerleşik ve emek harcayan toplumlardaki insanlar yalana, riyaya ve kurnazlığa başvurmaya gerek görmezler. Özetle üreten insanın düzenbazlığa ihtiyacı yoktur.

Bu tür madrabazlıklar ancak yağma, talan, gaspla geçinen üretimsiz ve seyyar toplumların ihtiyaç duyabileceği davranışlardır.

Özellikle Güneyden yola çıkan üretimsiz “gazveci” Araplarla Doğudan yola çıkan Orta Asya orijinli “akıncı” Türklerin Ortadoğu’da “İslam Paydasında” buluşup kaynaşmasıyla yağma ve talan toplumlarına özgü özelliklerin buralarda daha da pekişmesine yol açmıştır.

HEP KENDİ HAKLI, HEP İŞİNE GELDİĞİNCE…

Bu tür üretimsiz ve seyyar toplumlarda “ahde vefa”, “sadakat” ve “empati “gibi duygular ya hiç yok, ya da çok cılızdır.

Esasen üretimsiz, emeksiz hep başkalarının ürettiği malları gasp ederek geçinen toplumlardan empatik ve adalet duyguları gelişkin, zulüm karşısında yan çizmeyen insan tipi beklemek mümkün değildir.

Sabahtan akşama çevrede çapullayacak bir şeyler araştıran birinden bunları beklemek haksızlıktır. Çünkü onun aklı fikri nereden kendine ne çarpıp, ne koparmakla meşguldür. Dolayısıyla her olay ve ortamı bu amaçla değerlendirir.

MISIR İÇİN GÖZYAŞI! YA DİĞER HALKLAR?

Mısır ve Arap Baharı olayları ile Türk-İslam/İslam-Türk Sentezci bireylerle kitlelerin rikkat, haykırış, eylem ve beyanatları taş yürekleri bile paralarken; Başbakan ve partisi darbeci Sissi’ye cihad ilan edecek kadar köpürmüş durumda.

ENFAL VE KERBELA’DA KUYUDA İDİLER.

Ne var ki bu gürültü, şamata ve patırtı içinde benim gibi geçmişe takılı arkaiklerin de aklına Saddam canisinin 1988 ENFAL/HALEPÇE ve Körfez Savaşı sonrasındaki KERBELA katliamları geliyor. Ve Mısır figancılarına sormadan edemiyorum:

-Ey demokrasi, insan hakları ve özgürlük tutkunu Başbakan, değerli Partisi ve yandaşı İslamcı Kardeşler”!

- Saddam denilen, Hitler ve Nabukednezzar mukallidi zatın 1988’de Kürtlere karşı ENFAL Suresinden ilhamla başlattığı “Enfal Harekâtı”nda uçak, kimyasal gaz ve tanklarla çocuk, sivil, kadın, erkek veya yaşlı demeden tam 186 Bin Kürt’ü katlettiği zaman uzayda mı yoksa daha doğmamış mıydınız?

Hadi diyelim ki daha küçüktünüz ve aklınız basmıyordu. Peki, Erbakan Hocanızla Fetullah Hoca ve taifesi de mi çocuktu? Onlardan niye tık çıkmadı? Üstelik Kürtler “Sünni Şafii”ydi. Yani Sünni İslam’ı en katıksız yaşayan mezheptendi.

Rakama dikkat edin. Tahrir Meydanında Polis kurşunu ile öldürülen 186 kişiden söz etmiyoruz.186 BİN insandan, yani gerçek anlamda bir jenositten söz ediyoruz.

-Gene aynı tarihlerde Kerbela’ya “tavaf” için gitmiş 200 BİN Şii’yi sırf egosunu tatmin adına uçak ve makineli tüfeklerle taratıp tamamını öldürürken ne yaptınız? Yoksa Ay’da abdest için su mu arıyordunuz?

NİYE SES ÇIKARMADINIĞINIZI SÖYLEYELİM:

İşinize geldiği için ses çıkarmadınız. Çünkü katledilenler KÜRT ve Şİİ-ALEVİLER’di. Her iki kesim de ezelden beri -kardeşlik gargarasına rağmen-sevmediğiniz kitlelerdi.

Çünkü Kürtler sizin Milliyetçi, Irkçı TÜRK-İSLAM/İSLAM-TÜRK ideolojinize uymuyor, yüz yılladır rahatsız ediyor, sizi Sünni İslam’la Türkçülüğünüz arasında seçim yapmak zorunda bırakıyordu. Ve elbette ırkçı tarafınız baskın gelip inancınızla ilgili rahatsızlıklar yaşayınca Kürtlere kızıyor hatta nefret ediyordunuz. Böylece görünürde sessiz duruyor, içten içe “oh olsun” diyordunuz.

Diğer yanda Şİİ/ALEVİLER de yeryüzüne hâkim kılmaya çalıştığınız Hanefi-Sünni Mezhebinin önündeki en büyük engel olarak duruyor, takoz işlevi görüyorlardı. Size mezhep ve itikadınızdan başka itikatların da bulunduğunu, geçmişteki katliamlarınızı ve Muaviye ile oğlu Yezid’in peşine takılmış olmanın teslimiyetçi utancını hatırlatıp duruyorlardı.

GEÇMİŞİ UNUT,YAŞASIN  “İHVAN”!

Hâlbuki Mısır işi öyle mi?

İslam’ın en önemli ülkesi olan Mısır’ın “İhvan-ı Müslümin”in yönetiminde bulunması demek, ezeli hayaliniz olan “Dünya Türk-Sünni İslam Devleti” projenizin en önemli ayağı demek. .

Öyle ise:”Yüklenin kardeşlerim. Kahrolsun darbeciler ve darbecilik, yaşasın Mursi, yaşasın İhvan ve onun Sünni Demokrasisi(!)…”

BENİMKİSİ MERAK İŞTE…

Darbenin her türüne samimi olarak karşıysanız, yarın sabah uyandığımızda, Suriye Ordusu’nun darbe yaptığını, Şii/Alevi Esat ve çetesini öldürüp yerine “Sünnilerden” mürekkep bir hükümet kurduğunu görürseniz, Sayın Başbakan ve Kürt devşirmesi Bekir Bozdağ’la Y.Akdoğan gibi yeminli Kürt nefretlisi sözcüleri;

”Esat seçilmiş, hatta yüzde 99 oy almış bir başkandır, askeri darbeyle görevden alınıp halkın iradesinin yok sayılmasını kabul etmiyoruz” diyecekler mi?

Demezsiniz; çünkü çifte değil, bin standartla donanmışsınız. Çünkü Makyavel sağ olsaydı size çırak bile olamazdı.

Tekrar edelim: Üretici olmayan ve bilimi ıskalamış bütün toplumlar tabii olarak riyakârlık ve kurnazlık refleksi geliştirir, oportünizm ve pişkinlik en yetenekli oldukları alandır.

“Şark Kurnazlığı” deyimi de bu özellikleri ifade için türetilmiştir.

YA KÜRT AYDINLARI?

Ve bir de Mısır işine AKP şiddetinde sarılmış Kürt Aydınlarını ne yapmalı?

Mısır için koparılan bu velvelenin sizlere Roboski ve AKP destekli Rojava sivil-çocuk katliamını unutturmak amacıyla çıkarıldığını anlamıyorsanız, daha neyi anlayacaksınız?

 

15.8.2013

Mustafa Güneş/URFA


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star