Naci İPEK

Ey Siyaset, Nelere Kadirsin!


Naci İPEK
28 Nisan 2011 Perşembe 19:32
Türkiye’de birşeyler oluyor, birşeyler yapılıyor. Biryerlere doğru da yönelinmiş, konuşuluyor. Yapılanların iyi/kötü neticeleri de alınıyor. İnkarı mümkün değil.. Hayaller kuruluyor, umutlar veriliyor, planlar/projeler yapılıp tatbike konuluyor. Vee… Neticeye intizar ediliyor. Ama sonuç? Ama, Güneydoğu’nun GAP’ı bir türlü bitirilemiyor. Yalnız GAP mı? Herşey, eksikliklerimiz ayan/beyan ortada sırıtıyor. İstanbul’a üçüncü köprü… Limanlar, otoyolları… Duble yollar… Yine İstanbul’a ikinci bir yeni şehir… Açıklanacağı beklenilen Çılgın Projeler… TOKİ heryerde şehirlerin kader ve çehresini değiştirirken, bizim Urfa ise hala gecekondular, karanlıklar şehri olarak seçimlere gidiyor. AKP’ye milletvekilliği için 350’ye yakın hemşerimiz adaylık için müracaat etmişken, listenin başına Milli Piyango ikramiyesi gibi, Faruk Çelikile SeydiEyyupoğlu yerleştiriliyor. Bazı bende kalemler, partiye bağlı zevatlar Sayın Çelik’in liste başına oturtulmasını şans olarak alkışlayadursunlar! Çoğu kimseler de değil sadece AKP listesinden, diğer partilerin listelerinde de aradıkları adayları bulamamanın hayal kırıklığına uğradılar. Vee… Bu aday tercihleri gösterdi ki, bizde demokrasi tepede var… Halkın iradesine değil, halka kabul ettirilen bir demokrasi bizimki… Vatandaşların değil, liderlerin istediği listeler oluşturuldu. AKP’de de, CHP’de de, MHP’de ve diğerlerinde de öyle olmadı mı? Ne değerlerimizin dışlandıkları, ne sürpriz isimlerin ilk sıralara oturdukları listeler çoğumuzu şaşırttı. Bu AKP’de olsaydı, denirdi ki, AKP Urfa’yı dışlamış… Ya diğerlerindeki hüsran ne ile, nasıl yorumlanabilir? Çoğu kimseler listelerdeki çoğu adayları tanımıyor, bilmiyor. Bunun ötesinde Sayın adaylar da Urfa’yı, bizleri tanımıyorlar, bilmiyorlar… Hele hele Sayın Bakan Çelik’i hangimizin tanımışlığı var, bir selamımız var? Ne ise, olanlar oldu… Bir dört yılımız yine heba olacağa, bizlerin de hüsranlarla dans edeceğimize kalakaldık! Kader diyelim… Başka bir husus… Sayın Başbakan, hasta yatağında İbrahim Tatlıses’imizi ziyaret ettiler. Geçmiş olsun dileklerinde bulundular. Hasta yatağının başında talimat yağdırdılar. İbrahim’in adaylık müracaatı yapılmasını istedi. Apar topar, İbrahim mecalsizken bile, Başbakan istedi diye, hasta yatağından adaylık başvurusu yaptırıldı. Yalan mı, düzmecemiz mi? Adaylar açıklanınca, İbo’cuğumuzun dışlandığını gördük… Peki neden, peki niçin? O da, strese girdi, üzüldü… Parti genel Başkan sözü, talimatı gereği değil mi idi? Tatlıses 12. Sırada da yer alamaz mı idi? Neticede, hasta yatağında, olanları değerlendirmekten uzak olan, Tatlıses’in oğlu yakınları ve dostları Bağımsız adaylık için karar alıp, koşuşturmağa başlattılar. Şimdi, Tatlıses bağımsızlar kervanına katılıyor. 12 milletvekili kadromuz var. 11 Bağımsız adayımız. Neticede sürprizlere, belki de aday adayı tercihlerinde olduğu gibi hüsranlara gebedir!... Adaylarımıza bakıyorum! Bazıları parti, yön, ideoloji ve fikir değiştirmede Rekortmen! Rekorlar kitabına girmeye bile aday olabilirler. Ya Çağla Hanımefendi? Ötelerden geldi; ilk önce gelinimiz oldu. Sonra AKP’li, daha sonra milletvekili oldu. Saygı ile karşıladık! Bu sefer listeye giremeyince, partisinden istifade etti. Baba, dede dostumuz olan eşi de başka bir partiden aday oldu! Ey siyaset! Sen neler yaptırıyor, nelere kadirsin!..

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık