Ercan AKKAR

FİŞLEYEN FİŞLEYENE!


Ercan AKKAR
19 Ocak 2015 Pazartesi 12:40

Fişlemeyi; otorite tarafından kayda ve takibe alınmak, herhangi bir toplulukta siyasi görüşü, konumu, geçmişi vb. konular nedeniyle birileri tarafından işaretlenmek veya herhangi bir suçtan veya zamanın egemenlerinin hoşuna gitmeyecek şeyler yapmaktan kayıt altına alınmak gibi tarif edebiliriz.

 

Aslına bakılırsa, fişlemenin yasal hiçbir temeli, dayanağı ve kaynağı olmamakla birlikte ve de Türk Ceza Kanunu’na göre suç teşkil etmesine rağmen, kamu görevlilerine yönelik güvenlik soruşturması, adli sicil kaydı vs. gibi durumlarda bir nevi fişleme sayılabilinir. Bu veri ve bilgiler sadece birkaç kurum tarafından toplanabilinir. Fakat zaman ve dönemine göre, toplanan bilgi ve veriler her nedense birçok kurum ve kuruluşa servis yapılabiliniyor.

 

Fişleme; Türkiye’de olduğu gibi, dünyadaki tüm ülkelerin bir realitesidir. Türkiye’de özellikle darbe dönemleri ile iktidardaki siyasi partiye göre sık sık gündeme gelen ve insanları sağcı-solcu, inanan-inanmayan, laik-anti laik, sunni-alevi, Kürt-Türk diye fişleyen zihniyetler ve tartışmalar oldu ve olmaya da devam ediyor.

 

Yüzyıllar boyunca süre gelen fişleme geleneği, teknolojinin gelişmesi ile birlikte farklı bir boyutta kazandı. Başbakan’dan bakanlara, milletvekillerinden gazetecilere, İş insanlarından siyasi partilere kadar birçok alanda yapılan dinlemeler, fişlemeyi yazı üzerinde bırakmayarak sesli hale de getirdi.

 

Türkiye’de AK Parti, 12 yıldan bu yana iktidarda bulunuyor. Her fırsatta fişlendiklerini söyleyen ve fişlenmenin en büyük mağduru olduklarını ilan eden AK Parti’nin,  güçlendikten sonra her nedense mağduru olduğu fişleme geleneğini, çıkarları doğrultusunda sürdürdüğü öne sürülüyor.

 

Bunu ilk dile getiren ise, dönemin Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan oldu. Doğan, 16 Şubat 2010’da Karacasululara hitap ettiğinde şunları söylüyordu: “Bu memlekette kimin kızının başı örtülü, hepsini fişlemişler. Kimin çocuğu İmam Hatip'e gidiyor hepsini fişlemişler. Kim muhafazakar, kim Ramazan'da oruç tutuyor hepsini fişlemişler. Eee şimdi biz onları fişliyoruz. 40 sene onlar bu halka yaptı, inşallah sıra bizde. Yapmaya çalıştığımız bu arkadaşlar.''

 

Doğan, o dönem gelen tepkiler üzerine söylediklerinin bazılarının maksadını aştığını söylese de, ileri ki dönemlerde hakimden-savcıya, öğretmenden-öğrenciye, bakkaldan-STK’lara kadar taraf olmayan birçok kesimin, bertaraf olduğunu gördük.

 

Fişleme veya fişlenmek;  Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ise, gerek darbeciler,  gerekse her sivil iktidar döneminde periyodik olarak süre gelen sıradan bir durum olmayı halen sürdürüyor.  Son olarak Diyarbakır’da 872 çocuğun fişlenmesi bunun en somut örneği olarak karşımıza çıkıyor.

 

Diyarbakır’da bir süre önce polisin, bazı çocukları gösterilere katıldığı iddiasıyla okul önünden gözaltına aldığı söylentileri ortaya çıktı. Söylentiler, bununla yetinmeyen Diyarbakır Polisi’nin, intihara teşebbüs etmiş, zorla alıkonulmuş, cinsel istismara ve tecavüze uğramış çocukları da fişlediği gündeme gelmişti.

 

Tüm bu iddialar, polisin fişlediği öğrenci bilgilerini Merkez Bağlar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’yle paylaşması ve Bağlar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de, bu bilgileri resmi internet sitesinden 3 dosya, 25 sayfa ve tüm ayrıntıları ile yayınlamasıyla somut bir şekilde ortaya çıktı.

 

Bu skandalın üzerine, Diyarbakır Valiliği durumu düzeltmek için bir açıklama yayınladı.  Valilik; öğrencilerin adlarının yanlışlıkla Bağlar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü web sayfasında yayınlandığını savunarak, fişlemenin ‘sokakta çalıştırılan ve suça karışan’ çocukların eğitiminin devamı için yapıldığını iddia etti. 

 

Valilik böyle derken, Bağlar İlçe Milli Eğitim Müdürü Hacı Ali Çelik, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın talimatıyla görevden alındı. Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, çocukları fişleyenler ve çocukların isimlerini internet sitesinde yayınlayanlar hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıklarken, Halkların Demokrasi Partisi Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan ise, konuyu Meclis’e taşıyarak, soru önergesi verdi.

 

Tüm bunlar olup biterken, bazı aileler çocuklarını alarak Diyarbakır’ı terk ederken, bazıları da fişlenmeleri bir tarafa, 3 ayda bir aldıkları ‘eğitim destek ödeneğinin’ kesildiğini, üstüne üstlük 200 TL’de para cezasına çarptırıldıklarını söylediler.

 

Çocuklara gelince; fişlenmeye mi?

 

Fişlenmeye neden olan travmaya mı? 

 

Yoksa tüm yaşamları boyu önlerine çıkacak duruma mı yansınlar.

 

 

Sevgiyle kalın.

 

 


YORUMLAR
  • yorum2015-01-20 13:14:14Hakan sucu

    Vallah çok güzel yazı olmuş. kalemine sağlık Ercan kardeş. iktidar ve güç kimin elindeyse kendine göre fişliyor. dediğiniz gibi fişleyen fişleyene

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star