Frankeştayn Ürünler Raflarda.!!!!


5 Ekim 2011 Çarşamba 20:39
Türk kültüründe gelenekselliğini hemen hiç bozulmadan sürdüren Önemli bir dal da “Geleneksel Sofra Kültürü”dür.
Doğa şartlarına en uyumlu yemek türleri,
Kullanılan malzemelerin çeşitliliği dolayısıyla,
Sofralarımıza ayrı bir zenginlik katmaktadır.
Bütün bu geleneksel kullanıma ve hazırlıklara rağmen,
Günümüzdeki kent hayatı,
Hızlı yaşayış, zamanın yeterli olmayışı ve sanayi toplumu olma yolundaki çabalarla kentlere göç olayı kadınlarımızı da hızlı bir biçimde etkilemiştir.
Onlar da bu karmaşık ve hızlı yaşayışları içinde erkeklerinin hemen yanı başında çalışma hayatına girmişler,
Kendi evlerine ayıracak zamanı mecburen kısıtlamışlardır.
Anneleri ve hatta nineleri gibi yemek hazırlamaya uzun zaman ayıracak durumda değildirler.
Başka bir deyişle, zaman yokluğu veya içinde bulundukları zamanı en iyi biçimde değerlendirme düşüncesi, onu ve ailesinin bireylerini geleneksel sofra biçimlerinden uzağa itmektedir.
Anlayış tutum ve davranış biçimleri de değiştiği için ve ev içindeki öncelikler de değişmekte olduğundan, yaşayış içindeki en büyük darbe geleneksel sofra düzenine inmektedir.
Birlikte yemek yemek,
Bu yemekten zevk alma,
Mutluluğu paylaşma,
Karşılıklı şükran duyma yerini artık hızla,
Çabuk bir biçimde karın doyurmaya,
Hatta ayaküstü bir şeyler atıştırmaya bırakmaktadır.
Müslüman mahallesinde artık maalesef “Salyangoz” satılmaktadır.
Eskilerin deyimiyle “Ağız Tadı ile” yenen ve vücuda yararlılığı kanıtlanmış birçok öğe,
Yerini yasak savma türünden Abur Cubura terk ettiğinden,
Beslenme geleneğimiz önemli ölçülerde zarara ve kayba uğramıştır.
Sonunda Mutfak Genetiğimizi Kaybettik Biz.
Anneanneniz öpülesi elleri parçalanırcasına,
Ovalaya, Ovalaya tarhana yaparken,
Siz,
“Aman Anneanne, Boş Versene” deyip,
Marketten hazır çorba alıyordunuz ya...
Anneanne rahmetli oldu ve siz,
O tarhananın tarifini anneanneden alıp,
Bir kenara yazmadınız ya...
İşte o nedenle,
Siz,
Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.
Ne verirlerse.. .
Onu yiyeceksiniz.
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz. ..
Piyano çalıyor,
İngilizce konuşuyor,
Grammy alanları ( Amerika kökenli müzik endüstrisinde büyük bir öneme sahip Ödül) tek, tek biliyor.
Bilmeli...
Ama alt tarafı limon, seker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, Ayran yapamıyor, AYRAN...
İşte o nedenle, kızınız, oğlunuz,
Genetiği değiştirilmiş Meşrubat içmeye mahkûm maalesef...
Torunlarınız da.
Zahmet edip Sütlaç yapmadığınız için,
Kek yapmaya üşendiğiniz için...
İçinde ne olduğunu bilmediğiniz “GOFRETLERİ”, “MISIR PATLAKLARINI” kemiriyor sizin oğlan!
Hamur tutmayı, Söyle mis gibi ıspanaklı bir börek yapıp,
Çantasına koymayı bilmediğiniz için,
“HAMBURGER” bağımlısı oldu.
Tahin-pekmezi “Köylü İşi”,
Vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “Modernite” sandığınız için,
Daha 10 yaşında OBEZE döndü,
Yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
Size zor geliyor ama zor mu evde “YOĞURT” yapmak?
İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya'da, Adana’da, Şanlıurfa’da evde salça yapmak?
Şikâyet edip duruyorsun,
İçine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye...
İster tam Buğday unundan,
İster çavdardan,
Hakikaten zor mudur evde EKMEK yapmak? Bütün ailen “KABIZ”...
Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öğrenmiyorsun “KABAK TATLISI” yapmayı?
Güya, çocuğunu düşünüyorsun, taze, taze yesinler diye, pazara gidiyorsun...
Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun,
Hormonlu, tornadan çekmiş gibilerini alıyorsun...
Ne ise yaradı senin pazara gitmen?
Gazetelerin tiraj almak için uydurduğu ,kendini bilmez uzmanlarından fıldır, fıldır “BROKOLİ” tarifleri öğreniyorsun.. .
Brüksel Lahanası yiyerek mi AB'ye gireceğini sanıyorsun?
Çin'den bal getiriyorlar mesela...
Taaa Arjantin'den, Meksika'dan bal getiriyorlar.
Neymiş efendim,
İçinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan...
İçinde Tavuk İbiği, Maymun Kulağı olmadığına şükredin!
Kasla göz arasında Frankeştayn Ürünlere (Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar) kapıları açan arkadaşlarla,
Amerikan çiftçilerinin avukatı Profesörlerimiz,
Sırf kara Kovan Balına sahip çıksa,
Şemdinli’de, Pervari'de terör bile azalır, TERÖR BİLE.
Uzatmayalım.
Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.
Elin adamı,
Mısırdan,
Soyadan,
Domatesten önce beynimizin DNA’ (*) sını değiştirdi!
Hurrraaa diye köyden kente göçerken,
Dışarda tıkınmayı “ŞEHİRLEŞME” zannettik.
Ambalajlı ürün tüketmeyi, “ZENGİNLEŞME” zannettik.
Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz...
Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.
Bu tehlike Türkiye’nin Batısında daha fazla hissediliyor ama hızla doğuya da yayılıyor.
Sözün Özü
“Geleneksel Sofra Kültürü” müzü;
Korumalı,
Terk etmemeli,
Unutmamalı,
Unutturmamalı,
Batı türü Fast-Food (**) beslenmeye
Ve yiyeceklere (!) özenmemeliyiz..

Saygılarımla.
İbrahim Halil Okuyan
İnşaat Yüksek Mühendisi
05.Ekim.2011 Şanlıurfa
(*) DNA “Deoksi Ribo Nükleik Asit” isimli bir tür molekül grubunun kısaltılmış ismidir.
DNA çift zincirli bir ip merdivene benzer ve oluşturduğu nükleotid adlı küçük zincirlerin birleşimidir.
Oldukça uzun olan bu merdiven her birimizin ayrı karakteristik özelliğini belirler. Bu zincir hücre içindeki özel enzimler ve proteinler aracılığı ile paketlenir.
(**) Hızlı hazır yemek sistemi, kısacası Fast-Food; Az zamanda çok sayıda tüketiciye hizmet veren, standart yöntemlerle hazırlanmış besinlerin üretildiği ve satıldığı bir yemek sistemi Fast-Food.
Fast-Food denilince ilk akla gelen ne yazık ki Hamburger ve Asitli içeceklerdir. Oysaki geleneksel birçok lezzetimiz de Fast-Food besinler arasında yer alıyor.
Simit, tost, döner, lahmacun, pide, soğuk sandviçler, balık-ekmek, çay, kahve, ayran, şıra, salata barları, ızgara etli salatalar da Fast-Food besinler kategorisinde değerlendirilebilecek geleneksel lezzetlerimizdir.
 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star