Mustafa GÜNEŞ

FUTBOL : ŞU İLKEL BENLİK


Mustafa GÜNEŞ
12 Mayıs 2014 Pazartesi 20:12

Klasik Marksist Teoriye g­­öre Futbol, kitleleri uyuşturup dikkatini başka yöne çekerek kapitalist sömürünün sürdürülmesi için kapitalizmin kullandığı bir araçtır.

Marksizm’in gözden kaçırdığı ya da unuttuğu bir soru var.Kitlelerin neden bu işe bu kadar hevesli ve hatta tutkun olduğu... Ya da neden kitlelerin dikkatini ve tutkusunu başka şeyler değil de illa da futbol bu kadar çok çekiyor?

Marksistler, bütün analizlerinde, “materyalist diyalektik mantık” metodunu kullanarak bir olay veya olgunun tüm bağlantılarını, nedenlerini, çelişkilerini, sosyal, ekonomik ve siyasal yansımalarını bir bütünlük içinde ele alırken, nedense futbol konusunda kabahatin hepsini kapitalizme yükleyerek geçiştirmeye çalışmışlardır.

Pek çok analizlerinde gerçekçi düşündükleri halde, toplum, kitle ve halklar söz konusu olduğu durumlarda tüm günahın kapitalizmde olduğuna ve kitlelerin suçsuz, günahsız ve kandırıldıklarına inanmayı seçerler.

HIRSIZIN HİÇ SUÇU YOKTUR

Oysa tarih bilinci içinde ve gene diyalektik metodu kullanarak gözlediğimizde, bir toplumda belirli bir tercih ve tabanı olmayan hiçbir olgunun benimsenip hayata yansımasının mümkün olmadığını görürüz.

Mesela kapitalizm ve kapitalistler istedikleri kadar propaganda yapıp istedikleri kadar mantıksal izahlar getirmeye çalışsalar çalışsınlar, Yahudi ve Müslüman toplumları domuz etini yemeye ikna edemezler.

Aynı şekilde bir yığın spor dalı ve kitlelerin dikkatini çekecek başka meşguliyet alanları varken hiç biri futbol kadar kitleler tarafından ilgi görmemekte, tutku yaratmamaktadır.

Buradan futbol denen olgunun toplumların başka yönlerine, ruhlarının farklı bir yönüne hitap ettiği sonucunu çıkarmak gerekiyor.

İLKEL EGO

Herhangi bir psikolojik teori veya bilimsel bir araştırmaya dayanmadan sırf hayat gözlemimden çıkardığım sonuçlara göre, tek hücreli canlıdan insana kadar her canlı ilkel egonun yönlendirmesi altındadır.

İnsan dışındaki canlılarda  “ilkel ego”nun tüm çabası, av olmamakla av arama ve üreme içgüdüsüne dayanan hayatta kalma mücadelesiyle sınırlıdır;

Oysa insanda bu içgüdüye bir de sosyal statü,mülkiyet/iktidar tutkusu, beğenilme ve fark edilme arzusu , başka insanlara  üstün gelme,milletinin başka milletlerden üstün olduğu  gibi bilinçli tutkular da eklenmektedir.

İşte tarih boyunca insanlığın başına gelen bütün sosyal problemler, savaşlar, haksızlık ve vahşetlerin kaynağı ilkel egonun bu bir türlü doymayan hırslarını tatmin girişimledir.

FUTBOL  BUNLARIN NERESİNDE?

Hep merak etmişimdir. İnsanlar neden bir futbol takımını tutar ve neden bu takım için akla gelmeyecek çılgınlıklar yapar? Diye.

Öyle aklı başında ,öyle sosyal pozisyonda ,öyle varlıklı, bilgili, eğitimli , bir tek gün bile tıraşsız, kravatsız evden çıkmamış,hayatında bir kere bile tek küfür etmemiş, yüksek statüde insanlar gördüm ki,futbol ve  tuttuğu takım söz konusu olduğunda, dünyanın en kara cahilinin,en terbiyesiz ve ahlaksız adamının yapmayacağı hafiflikleri,ağza alınmayacak küfürleri bağırdıkların ve resmen çıldırdıklarına şaşıp kalmışımdır.

Peki, bu saygın insanlar neden böyle davranıyordu?

Çünkü bunların hepsini yaptıran ilkel egodur ve  bu ego ne kadar ilkelse dışa vurumu da o derece şiddetli oluyor.

İlkel ego denilen dürtü milliyet,particilik, dindarlık, mülkiyet, iktidar hırsı gibi alanlarda etkili yönlendirme dürtüsü iken, iş futbola geldiğinde en yoğun dışı vurma yapısına bürünmektedir.

Futbolun kişileri böylesine kontrolden çıkarmasının nedeni, kişinin normal hayatta psikologların “süper ego” dediği sosyal baskı kontrolü altında tuttuğu ilkel isteklerini futbol ortamında açığa çıkarma ve en yoğun biçimde  tatmin etme imkanını yakalamasıdır.

HER KİŞİLİK DÜNYANIN EKSENİ

Sırf futbol değil, insanların demin saydığımız öteki taraftarlık dürtülerinin de temel itkisi, kişinin kendini dünyanın merkezinde görmesi, kendi tercihlerini evrenin en kaliteli ve üstün tercihleri olduğuna inanmasıdır.

Dünyanın onun etrafında döndüğüne inanan ilkel benlik, haliyle herkesin de  kendisi gibi tercihlerde bulunmasını ister. Öyle ya kendisi evrenin merkezi ve şu parti, şu din,şu millete mensup  veya şu takımı tercih etmişse, diğer kişiler kim  oluyor da onun tercih ettiklerinin dışındaki gruplara yöneliyor?

Ya öteki insanlar da onun seçtiği gruplara yönelecek, ya da yok edilme dahil,bir şekilde yola getirilmeleri gerek. Yola getirmede sorun çıktığı için de takımının,milletinin, dininin,liderinin veya  partisinin pratik olarak onlarınkinden üstün gelmesi gerekir ki ne kadar zavallı kimseler olduklarını görüp kahrolsunlar.

TAKIMLAR ,KİŞİLİK JENERATÖRLERİ

Bir diğer etken de yetersiz ve zayıf kişilikli, toplumda belirli bir statü edinememiş, direnme ve çevresine üstün gelme niteliğinden yoksun kimseler (ki bunların toplumdaki oranı çok ama çok yüksektir) kişiliklerini bir millet,din, takım,parti veya liderle bütünleştirerek onları birer jeneratör gibi kullanıp kişilik şarj ederler. İşte her maç veya mitingde çıldırmış halde;

“Ölmeye ölmeye geldik!”,

“Vur de vuralım, öl de ölelim!”

“En büyük bizim (takım, lider, parti)başka büyük yok!” Ve daha bunlar gibi bir yığın sloganı ses telleri yırtılana kadar bağırtan bu etkenlerdir.

Bu çılgınlık krizleri içinde takımlarının galip geleceğine kendilerini o kadar inandırıp şartlandırıyorlar ki,kaybettikleri  zaman sevinç için biriktirdikleri bütün enerjileri, saldırganlık krizine dönüşmekte,etrafa saldırarak,kırıp dökmekte sınır tanımaz duruma geliyorlar

FUTBOL EN İLKEL DÜRTÜYÜ TETİKLER

Bizim kanaatimize göre insanda bulunan ve kendini evrenin merkezi ilan eden bu ilkel benlik, aynı zamanda insanın  insanlaşma evrimini tamamlamadığı,tutku ve davranışlarını henüz kontrol altında tutamadığının da  işaretidir.

Düşünün ki en modern ülkelerde bile, hala arenalarda milyonların vahşet çığlıkları altında boğalar canlı canlı  kılıçlarla  katledilmekte ve bu vahşeti yapan matadorlar birer kahraman gibi karşılanıp alkışlanmaktadırlar

Kaç bin veya milyon yılda bu evrim tamamlanır bilemeyiz.Ama tarihe baktığımızda evrim denen sürecin çok uzun devirler içinde aşama kaydettiğini biliyoruz.

Bu evrim gerçekleşinceye kadar şimdilik yontulmuş,uygarlaşmış gibi görünse de futbol ve öteki taraftarlık dürtüleri fırsatını bulduğu her ortamda ortalığı kasıp kavuracaktır.

STADYUMLAR ARENA GİBİ TARİHİ ESER OLMADIKÇA

Kısacası ne zaman günümüzdeki  dev futbol stadyumları, tıpkı Roma ve benzeri şehirlerdeki gladyatörlerin bir birini katlettiği arenalar gibi ibretlik tarihi eserler olarak turistler tarafında ziyaret edilir oldu,biliniz ki insanlık o zaman evrimini gerçek insan olarak tamamlamış demektir.

O günler gelinceye kadar daha asırlarca  ilkel benliğin vahşet ve dehşet dürtüsü, futbol ve benzeri olguları araç olarak kullanıp yer yüzünde  borusunu öttürmeyi ,yok edip kırıp dökmeyi sürdürecektir.

12.5.2014

Mustafa Güneş/URFA


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık