Şeyhmus İDRİSOĞLU

GASP EDİLEN YER İSİMLERİ İADE EDİLMELİ


Şeyhmus İDRİSOĞLU
22 Mayıs 2012 Salı 12:20
Sosyal yapıdan egemen ulus yapısına geçişlerde, uluslar kendilerini kabullendirmek için hukuk dışıgüç gösterilerinden biri olarak, kabul edilen yer ve insan isimlerini değiştirme uygulamaya koyarlar. Buna tek kelime ile asimilasyon diyebilirsiniz. Yirminci yüzyıl sonrasında konuya dair hız kazanan bir ivme gözlemlenmekte.İsim değiştirme eylemlerinin, çok dilli ve çok kültürlü bir sosyal yapıdan, ulus-devlete geçiş sırasında, egemenlik haklarını dayatarak baskı olarak kullanırlar.
Parçalanan Osmanlı İmparatorluğu’nun ardında kalan topraklarda, sadece Türk’lerin yaşadığınıkanıtlama adına, geçmişin derin izlerini silme uğraşı vermişlerdir. Halkları ulus kimliği potasında eritmek için en etkili yöntemlerden birisi de yaşadıkları yer isimlerini değiştirme, verilmek istenen insan isimlerine yasak getirilmesidir. İttihat-Terakki döneminin siyasi aktörleri ülke topraklarının korumanın tek yolunun “Türkleştirme politikaları”ile olacağını, yüzyıllardır kullanılmakta olan coğrafi isimlerini değiştirerek asimilasyonu doruk noktaya çıkardılar.
1915’te Enver Paşa komutasındaki birliklere gönderilen emir ile başlanan yer isimlerinin değiştirilmesi, yani Türkleştirilmek adına Ermenice, Kürtçe ve Rumca yazılıtabelaları değiştirdiler. Kayıtlara bakıldığında 1940-2000 yıları arasında yaklaşık 12 bin Kürt ve Alevi köylerinin ismi değiştirilirken sisteme karşıgelen Kürt ve alevi muhalifleri askeri yöntemlerle bastırılmaya çalışıldı. Bu baskıcı politikaları demokrat parti döneminde hız kazandığı gibi hala devam etmektedir.
Coğrafi isimlerin yalnızca Kürt ve alevi yerleşim yerlerinin değiştirildiğini savunmak haksızlık olur. Tarihin yapraklarını çevirdikçe Türkleştirme politikasından batınının da nasibini aldığını görüyoruz. 1915’ten sonra. Magri’nin Fethiye, Ayasluğ’un Selçuk isimlerini alması gibi... 1922’den itibaren de Ayastefanos Yeşilköy, Van Müküs Bahçesaray, İmroz Gökçeada isimlerini alırken karadenizde de ayni minval yeni isim değişiklikleri izledi. 1956 yılında kurulan ad değiştirme komisyonu tarafından binlerce yerleşim yerinin ismi değiştirilmiş oldu.
Yer ve coğrafi isimlerin zorla değiştirilmesinin dünyadaki en kötü örneklerinden biri olarak Bulgaristan’ıgösterebiliriz. 1980 yılında diktatör Jirkov döneminde yapılanlara bir bakalım. Özelikle Türk’lerin kimlikleri, köy ve kasaba isimleri değiştirildiği gibi evlerinde bile ana dilerini konuşamaz oldukları baskı ve zulümle birlikte katledilenler de oldu. 1989 yılında çareyi Türkiye’ye sığınmakta buldular. Ancak diktatörlük yıkıldıktan sonra her alanda haklarını kullanmaya başladılar. Bulgaristan yakın tarihteki karanlık dönemle yüzleşip Türk’lerin haklarınıanayasal güvenceye adlılarını görüyoruz.
Türk siyasal sistemi ülkede yaşayan farklı halkların, etnik gurupların kimlikleri ve yer isimler üzerindeki yasal engelleri kaldırmak için kılını bile kıpırdatmıyor. Anayasanın değiştirilmesi konuşulan bu günlerde Türkiye dünyanın önünde önemli bir sınav verebilir.
Hükümetin sözde demokratik açılım politikasında gündeme gelen yer isimlerinin iadesi ile ilgili çalışmaları yüzyılı aşkındır yaşanan insan hakları ayıbının ortadan kaldırılması için bir fırsat olduğunu vurgulamak isterim.
Ülkedeki sorunun çözülmesi için önem arz eden tüm toplumsal kesimlerin, gasp edilen yer isimlerini iade etmeleri ülkede yaşayan insanların onurunu okşayacaktır. Barışve kardeşliğin geliştirilmesi adına fazlasıyla önem taşımaktadır.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star