Şeyhmus İDRİSOĞLU

GECİKMİŞ ADALET, ADALET DEĞİLDİR


Şeyhmus İDRİSOĞLU
13 Mart 2012 Salı 09:04
Hep yazmayı aklımdan geçiriyorum. Düşünerek temkinli davranarak, ya anlatılanlar ya yazılanlar doğru değilse? Ya böyle bir iğrençliği yapmadılarsa ve birileri bunu asparagas haber yapıp alçakça kullanmak istiyorsa, diyerek yazamadım. Hep okudum, seyrettim, izledim. Aslında ben fotoğraf sanatçısıyım baktığımı belgelerim ama bunu belgeleme şansım yoktu. Sonra Diyarbakır cezaevindeki işkence, tecavüz ve insanlık dışı uygulamalar hatırıma geldi bu ülkede yapılan her şey doğrudur deme şansımız olmadığından yazmaya karar verdim.
Bu kısa açıklamadan sonra konuya geçelim. Kamuoyu onları “polise taş atan çocuklar” diye tanıdı… Küçük yaştaki onlarca çocuğun cezaevine konduğunu, bu çocuklara Pozantı Cezaevi’nde yapılan ve basına yansıyan, insanlık dışı iğrençlikler ve tecavüzleri sırf siyasi tutuklu diye yaptıklarını okudukça “tarih tekerrür” ediyor demekten kendimi alamadım.
Tüm yanlışlıklar, çirkinlikler Kürt gençlerinin kaderi olmalı… Askerden kısa bir örnek verelim, gidenler anlatırlardı da inanmazdık. Eğitim adı altında yere yatırmak, süründürmek, sövgüler, hakaretler dayakların bini bir para. Ben askerlikten hep korkmuşumdur. Gün gelip çattığında ilk karşılaştığım, ‘‘memleketine doğru dombal” yani “eğil” kıçına kaba dayak yemeden askerliğe adım atılmazdı.
Hatta karşılaştığımız hakaretlerin hepsini anlatmak fazlasıyla onurumuzu kırdığından, kimi haksızlıkları anlatmanın da gereği yok sanırım. Oysa ben askerliğe ne kadar saygı duymuştum, Peygamber ocağıdır diye!

Hapishanelere baktığımız zaman, gardiyan, güçlü, paralı üçgeni arasında sıkışan, tacize uğrayan mahkûm hikâyeleriyle doludur. Peki, bu olayların olduğu sübyan (çocuk) koğuşlarında olup biten iğrençliklerin kimlerin duyup duymayacağının hesabını kimden soralım?
Bu öykülerin, tiyatro ve filmlerde anlatılan bu suçların, ülkenin adalet bakanlığını, hükümetini konunun üzerinde düşünmesine ve yetkililerin gerekli önlemleri almasına vesile olmamışsa daha ne olsun? Hem askerlik ve hem de cezaevleriyle ilgili bütün bu yaşananlara rağmen hala ciddi bir ıslah çalışmasının olmayışı ayrı bir dert değil mi?
Peki, en son Pozantı Cezaevi’nde, taş atan çocukların başına üstelik insan eliyle gelen felaketin izahını kim yapabilir? Çocuk yaşta bu sapık ilişkiye mecbur edilmeyi hangi çocuk unutabilir? Hiçbir çocuk unutamayacağına göre, bu çocukların geleceğinden ne bekleyebilirsiniz, ağzınızdan duymak isterim.
Devletin güvencesi altında olan bu çocuklara, tecavüz haberleri doğruysa, umarım değildir. Tecavüz ediliyor ve devletin en son haberi oluyorsa bu çok vahimdir. Çocuk çocuktur, vatandaştır, tutukludur ve dolayısıyla da devlet onun her türlü güvenliğinden sorumludur. Bu ülke çocuk hakları beyannamesine imza atmış bir ülkedir. Bu ülke insan hakları evrensel beyannamesini imzalamış bir ülkedir.
Çocuk diyoruz “çocukça suçlar” işleyebilir işlediği zaman da büyüklere uyguladığın cezaları bunlara reva görüp ve tecavüzlerine kadar ki işkencelere göz yumulursa buna hukuk diyemeyiz. Gelin görün ki devletin sorumluluğunda olan bu çocukların tecavüz edilmesini engelleyememiştir, "engellememiştir" demek çok ağır geliyor bana.
Devletin en güvenilir diye baktığı bu iğrenç cezaevlerinde “tecavüze açık olması” devletin itibarının çocuk beynindeki tahribatı kim tedavi edebilir ki. Bu suçu işleyen memurların ve bunlara izin verilen tutukluların yer değiştirmekle, görevini sonlandırmakla cezalandırmaları yetmez, bu iğrençliklerin devamının olmaması için ağır şekilde hakkettiklerini görsünler ki suçu zevkine işlemesinler, ben buna inananlardanım. Adalet hiçlenip herkes hakkını aramaya kalkarsa, bu ülkenin sonu nereye varır. Geçmişte azda olsa intikama dönüşen benzer olaylara tanık olduk.
Anlatacak o kadar çok şey var ki utanırım, hayâ ederim anlatmaktan. Bir gün bu tecavüz edilen çocuklar büyüdüğünde kendilerine tecavüz eden bu kişileri ne yaparlar bilemiyorum. Onunun için hakkın, adaletin en hızlı şekilde tecelli etmesi gerekmektedir. Hep beraber bu tür yanlışlıkları seslendirerek tepkimizi ortaya koymak en demokratik hakkımız ve ilkeli davranışımız olmalıdır.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık