Mustafa GÜNEŞ

GERÇEK İSLAM ?


Mustafa GÜNEŞ
29 Ocak 2015 Perşembe 14:59

 


Gençliğimiz, dünyayı saran 68 Kuşağı hareketi dönemine denk geldiği için, haliyle biz de çok aktif olmasak da Dev-Genç hareketiyle ilgiliydik.

Devrim tartışmaları sırasında öne çıkan problemlerden biri de sosyalist devletlerin halklarına yaptıkları zulümle sosyal adalet ve yoksulluk sorunun bir türlü çözülememiş olmasıydı.

Devrime hiç tartışmasız inanmış arkadaşlarımıza bu çelişkiden söz ettiğimiz zaman hepsinin ortak cevabı, “gerçek sosyalizm bu değil,” oluyordu. Sovyetler, Çin, Doğu Almanya, Romanya, Bulgaristan ve daha nice sosyalist devletten örnek verdiğimizde aldığımız cevap hep aynı oluyordu:

-“Gerçek sosyalizm bu değildir!”

“Peki, hiç biri değilse gerçek sosyalizm nedir?”Diye sorduğunuzda, gene verilen cevap standarttı: Hayallerindeki sosyalizm… Ve size saatlerce objektif hayat şartlarında hiçbir uygulama imkânı olmayan “hayali yeryüzü cenneti”ni anlatmaya başlarlardı.

İSLAMCILARDA DA AYNI CEVAP…

Aynı şekilde karşı cephedeki İslamcı siyasilere de dünyadaki İslamcı ve şeriatla yönetilen devletlerdeki vahşet ve adaletsizlikten söz ettiğiniz zaman onların da cevabı standarttı :“Gerçek İslam bu değil”

Dünyadaki İslam’ın merkezi olarak kabul edilen Mekke ve Kâbe’nin de içinde bulunduğu Suudi Devleti resmen ve hiç eksiksiz Şeriat Hukuku uyguladığı ve kendini “Şeriat Devleti “  olarak tanımladığı halde ,onu bile kabul etmiyor, onlar da tıpkı devrimciler gibi pratik hiçbir imkanı bulunmayan hayallerindeki “yer yüzü cenneti”  yanında, “Asr-ı Saadet”i, yani  ve Hz. Muhammed ile dört halife dönemini sanki orada yaşamışlar gibi örnek veriyorlardı. Yalnız onların bir avantajı daha vardı: bu dünyadaki Asr-ı Saadet’in yanında bir de “öteki dünya cenneti “…

GERÇEK İSLAM VE ASR-I SAADET?

Son yıllarda teknoloji ve modern silahlar sayesinde en ünlüleri Taliban, El Kaide, IŞİD, Boko Haram, El Nusra gibi örgütler olmak üzere,  dünyanın her köşesinde irili ufaklı onlarca hatta yüzlerce İslami Şeriat Örgütü türemiş bulunmaktadır.

Temelde hepsinin amacı; “İslam’ı yeniden diriltmek” ,yeryüzünde ”gerçek Şeriatı ” ve “Allah Kitabı’nın hükmünü hâkim kılmak”. Ne var ki amaçları bir olduğu halde amaca ulaşmadaki ayrışmaları, pratiklerinin farklılığından kaynaklanmaktadır.

 

SON UYGULAMALAR

Nitekim son yıllarda IŞİD, Boko Haram ve El Nusra gibi İslami örgütlerin kelle kesme, köle pazarlarında kadın satma, diri diri yakma, toplu katliam veya boğazlama gibi dehşetler gösterişli biçimde medya yoluyla tüm dünyaya sergilendikçe, bunlara paralel olarak dört bir yandan “gerçek İslam bu değil” sesleri de yükselmeye başladı.

Ancak bütün Müslümanların üzerinde hiç tartışmasız anlaştığı bir “gerçek İslam” var; O da Asr-ı Saadet.

“ASR-I SAADET”TEN ÖRNEKLER

Biz de, biraz uzun da olsa, madem bilgili-bilgisiz, normal dindar Müslüman veya âlim, hemen her Müslüman’ın üzerinde oybirliğiyle ve hiç tartışmasız anlaşıp hayalini kurdukları “Asr-ı Saadet”ten birkaç örnek vererek yorumunu okuyucuya bırakalım dedik.

1-Hz. Muhammed’in bizzat kendi döneminde İslam’ı hâkim kılmak adına yapılan savaşlarda IŞİD’in bu gün yaptığı uygulamaların hemen hepsi harfi harfine yapılmıştır. Bu konuda kimsenin bir kuşku ve itirazı olmamak gerek. Çünkü hem Kur’an Hükümleri, hem İslam Tarihi ve Hadisler ortada, hem de zaten o zamanki savaş kuralları böyle idi.

2- Halife-i Raşidun Devri”nin başlangıcına bakacak olursak, Hz. Muhammed vefat eder etmez, henüz cenazesi yatağında iken, “halife ben olacağım, kim olacak” tartışmasına girişildi. Cenazesini defnetmeyi bile unutmuş, sonunda gene O’na en saf hislerle bağlı olan Hz Ali, birkaç akrabasıyla toplam 16 kişi namazını kılıp defnetmişlerdir. En sadık dostu olarak ün salmış “Sıddık” unvanlı Hz Ebu Bekir ile Hz Ömer ise o sırada 3 gündür tartışma içinde olduklarından katılmamışlardır.

3-Peygamberin vefatı duyulup Hz Ebu Bekir’in halife ilan edilmesinden hemen sonra, başta Mekke’deki Müslümanların büyük bölümü olmak üzere, “zekât” oranları bahane edilerek büyük çapta İslam’dan dönmeler ve isyanlar başlamıştır. Bu isyanların bastırılması iki yıl gibi bir süre almış ve her iki taraftan on binlerce insanın boynu vurulmuş, kılıçtan geçirilmiş veya diri diri yakılmışlardır. Öyle ki Hz Ömer, insanları yaktığı için Halid Bin Velid’i azarlamıştır. Çünkü insan yakma yetkisinin sadece Allah’a ait olduğuna dair hadis vardı.

4-Hz. Ömer Dönemi, İslam’ın fütuhat dönemidir. Özellikle İran’ın ele geçirilmesi sırasında kimileri 100 bin dolayında kişinin kılıçtan geçirilip boynunun vurulduğundan söz ederken, bu rakamı abartılı bulup o zamanın nüfus şartlarına uymadığını, sayının bu rakamlardan daha az olduğunu söyleyenler de vardır.

Ancak nihayetinde büyük kitle kırımları olduğu kesindir.

Ayrıca yağma öyle boyutlara varmıştır ki, İran’dan deve katarlarıyla Arabistan’a gelen köle, cariye, ganimet ve yağma malları öyle bir boyuta varmıştır ki Hz. Ömer bile gelenlerin ganimet değil “ateş” olduğunu,”keşke arada develerin aşamayacağı dağlar bulunsaydı”,demek ihtiyacı duymuştu.

Nihayetinde Hz. Ömer, emrine verilmiş İranlı bir köle tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür.

5-Hz.Osman döneminin rüşvet, iltimas ve akraba kayırma dönemi olduğunu bilip kabul etmeyen Müslüman yoktur.

 Hz.Osman, Ümeyye Oğullarının ileri gelenlerindendi ve İslam’dan önce Mekke Yönetimi bu ailenin elindeydi. Başta Şam Yönetimine atanan Ebu Sufyan’ın oğlu Muaviye olmak üzere, hemen bütün valilik ve devlet yönetimlerine Ümeyye Oğullarından kişiler atanmış, rüşvet ve devlet çapullaması tarihte görülmemiş bir boyuta varmıştı.

Hz Ali’nin bütün ikazlarına rağmen Halife hiçbir şey yapmamış, tam tersine devletin alt yapısını Muaviye’nin Halifeliğine göre düzenlemeye devam etmiştir. Nihayetinde insanlar ayaklanmış, Hz.Osman’ın evini sarmış içeri girip öldürmüşlerdir.

Bu olay aynı zamanda Ümeyye Oğulları ile Peygamber soyu arasında asırlar süren bir hesaplaşma ve kan davasının başlangıcı olmuştur.

6-Hz.Ali Dönemi:Hiç de sakin ve barışçıl olmayan bir ortamda halife seçilmiştir. Yıllardır kendini halifeliğe hazırlayıp şartlandırmış Muaviye, Osman’ın öldürülmesinin sorumluğunu Ali’ye yüklemiş, kanlı gömleğini günlerce Şam’da cami kapısına astırmış ve insanları Ali’ye karşı kışkırtmıştır.

Diğer yandan Ayşe’nin “ifk” olayında Hz.Ali’ye karşı beslediği kini kullanarak Ayşe’nin asker toplayıp Ali’ye karşı isyana kalkışmasını sağlamıştı. İslam Tarihi’ne “Cemel Savaşı” olarak geçmiş ve her iki taraftan 18 ila 20 bin dolayında insan kanı dökülmesine neden olan kanlı bir savaş yaşanmıştır.

Bu, öyle bir dehşet ve vahşetti ki, her iki taraftan da ölen insanların Müslüman olması nedeniyle kimin şehit, kimin kâfir olarak öldüğü bu gün bile İslam Âlimleri tarafından açıklığa kavuşturulamamıştır.

Ayşe’nin yenildiğini gören Muaviye, hiç vakit kaybetmeden bu kez kendisi ayaklanmış, tarihte “Hakem Olayı “ olarak geçen ve Muaviye taraftarlarının Kur’an yapraklarını mızraklarına geçirip savaştığı ve gene binlerce insanın kanını döküldüğü çarpışmaları bilmeyen yoktur. Nihayetinde Hz.Ali bu savaşı da kazanıp halifeliğini kesinleştirmiş ise de bir süre sonra Hz.Ali de camide namaz kılarken öldürülmüştü.

Böylece Asr-ı Saadet devri kapanmış olup herkesin bildiği “Kerbela Olayı”yla Ümeyye Oğullarının iktidarını pekiştirdiği daha kanlı, daha vahşi bir döneme girilmişti.

ASR-I SAADET BÖYLE BİR GERÇEKTİ

Şimdi sormak gerekmez mi, bu nasıl bir saadet asrıdır ki Peygamber’in vefatı anından başlayıp hiç aralıksız süren iktidar savaşlarında yüz binlerle ifade edebileceğimiz insan kanı dökülmesi yetmezmiş gibi üç Halife de katledilmiş olsun?

Netice olarak, bu olaylara bakarak diyebiliriz ki; ya insanlar “Gerçek İslam” için uygun değil, ya da ”Gerçek İslam” budur ve bu gerçeklikle yaşamayı öğrenmemiz gerekir.

Kabul etmeliyiz: İnsanlık hala ilkelliğinden kurtulmuş değil. Gene kabul etmeliyiz ki, insanlık bu aşamada olduğu sürece, bu gün kanlı ve vahşi olarak tanımladığımız IŞİD, Kaide gibi örgütler tarihten aldıkları bu tür referanslarla daha çok kan dökecekleridir.

“Ne zaman kadar sürecek?” Derseniz, bunu da yalnız Müslümanlar değil, insanlık belirleyecek.

 

13.01.2015

Mustafa Güneş/URFA

  

 

 


YORUMLAR
  • yorum2015-02-09 03:03:01ahmet aslan

    bir çok örneginiz küliyen yalandır bir ateistin islamla ilgili böyle yalan ve iftira dolu yazıları normaldır

  • yorum2015-01-30 06:48:00Yusuf DEMİR

    Sayın Güneş ayrıntılı olarak ancak bu kadar tarif edilebilir.Düşüncenize sağlık.

  • yorum2015-01-30 06:47:49Yusuf DEMİR

    Sayın Güneş ayrıntılı olarak ancak bu kadar tarif edilebilir.Düşüncenize sağlık.

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık