Şeyhmus İDRİSOĞLU

GÖÇEBE İŞÇİLERİN DRAMLARI


Şeyhmus İDRİSOĞLU
29 Şubat 2012 Çarşamba 02:00
Bir önceki yazımda; tarlada, inşaatta, bahçede çalışan, ırgat,  mevsimlik işçilerin göçebe yaşamlarını ve dramlarını ele almıştım. Aslında geniş ve üzerinde durulması gereken bir konu, onun için bir yazı daha yazarak hem yüreğimdekini hem gördüklerimizi ve o çileli yaşamı bir kez daha gözler önüne sermek istedim.  
Yaz, kış demeden sarı sıcak güneşin altında, dondurucu karın üstünde kurulan naylon çadırlarda kendilerine yaşamı reva görürler. Aslında mecburdurlar ve onları gören sahiplenen kimse olmadığından katlanmak zorundadırlar. Bu çadırlar su ve banyo ihtiyacını karşılamak için mümkün olduğunca su kaynaklarına yakın yerlere kurarlar. Bu da sivrisineklere ve onlarla beraber gelen hastalıklara davetiye çıkarmak demektir. Tuvalet ihtiyaçlarını su kaynaklarının yakınına kazılan çukurlarda görürler. Onların yaşamları sergi salonlarında fotoğraf dünyasına renk katarken onlar çamur ve çirkef içinde bir yaşamı sürdürme peşindedirler. 
Bu toplumun en şansız fertleri muhakkak ki çocuklardır. Gün boyunca güneşin, sivrisineklerin, akrep ve yılanların tehdidi altındadırlar. Biraz büyük olanlar daha da şanssızdır. Onlar mevsime ve işin zamanına göre güneşin doğuşundan batışına kadar çapa yapanlar olduğu gibi, kimileri tarla sular, kimisi hasretlerini giderme uğruna pamuktadır elleri. Kadın, kız, yaşlısı genci fark etmez hepsi yazın karınca misali didinirler bir kışı rahat geçirmek ve ihtiyaçlarını giderme anlamınadır tüm uğraşları.

İş bitiminde su taşırlar, yemek, çamaşır ve tüm ihtiyaçları için. Tarla başında ki küçük kardeşlere bakmak mecburiyeti işin içine girince, mevsimlik tarım işçilerinin çocukları bu nedenle çocukluklarını yaşayamazlar. Tüm bu zorluklar ve olanaksızlıklara rağmen ücretleri son derece düşüktür.  Emek ve döktükleri alın terinin yanında hiç kalır.
Genellikle yoksul illerde yaşayan mevsimlik işçiler batıdaki şehirlere göç ederler. Batıda karşılaştıkları tepkisel nedenlerden dolayı kısacası Kürt oldukları için çalışacakları tarlalara bazen polis eşliğinde bazen jandarma gözetiminde götürülürler. Gazetelerin 3. Sayfalarında hep rastlarız.  Kürtçe konuştuğu için tarladan kovulan, ücreti gasp edilen, dövülen mevsimlik işçilerin hikâyelerini.
Ordu’ya fındık toplamaya giden Kürt tarım işçilerinin başlarına gelenleri unutmak mümkün mü? Üç gün boyunca il sınırında, kamyon kasalarında bekletilmiş, tuvalet ihtiyacı için bile şehir merkezine girmelerine izin verilmemişti.

Yerel gazeteler bu olayın haberini işçileri karalayarak, “bölücüler fındık toplamaya gelmiş” başlıklarıyla vermişlerdi. Ayrıca mevsimlik işçiler, ücret , sözleşme fesihleri, haftalık izin, iş sağlığı ve güvenliği gibi konularda diğer işçilerin yararlandığı haklardan yararlanamamaktadır.
Ailedeki tüm çocuk ve kadınların birlikte çalışmaları nedeniyle, çocuk ve genç işçiler de İş Kanununun koruyucu yasaları dışında kalmaktadırlar. Tarım işçilerinin en büyük sorunlarından biri de yollarda, trafik kazalarında yaralanmakta ve ölmektedir. Her yıl yaşanan bu nahoş kazalara karşın mevcut hükümetler hiçbir önlem almamaktadırlar.
Traktörlerle, kamyon kasalarıyla taşınan işçiler ve aileleri toplu halde ölmeye devam ediyorlar. Birçok ailenin “göçebe” yaşamlarının sonu çıktıları yoldan, tabutların içinde döndüler aynı yollardan. İnsan yerine konulmayı bırakın işçi yerine bile konulmayan mevsimlik işçilerin birde kendilerinin ve çocuklarının ruh hallerini düşünün.

Geçmişte aynı acıları paylaşan işçi kardeşleri gibi mevsimlik işçilerin de insan olduklarını hatırlatacak iş ve yaşam koşullarına ihtiyacı var. Hükümetin bu konuda acil önlemler alması gerekir. Bize düşen görev mevsimlik işçilerin dört mevsimlik dramlarını, dört mevsim mutluluğa çevirme adına toplumsal bir uzlaşı ve işverenlerin bu konuda uyarılar yaparak insanların erdemleri ile buluşturmasını sağlama uğraşı verelim.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star