Duygu SUCUKA

Göçer’in Merasını Orman Yaparsanız


Duygu SUCUKA
8 Nisan 2013 Pazartesi 21:32

Yıllardır, belki de asırlardır bu dağı yazlık olarak kullanıyorlar, yazları yayla olarak buraya çıkıp kışları kışlaklara iniyorlar. Buradaki devletin meralarını bile elinde tutan nüfuz sahibi kişilerden kiralayarak kullanıyorlar. Şimdi bu meraları da kullanmalarının önü tıkanıyor.

************************************************** 

Göçer’in Merasını Orman Yaparsanız

Göçer ya da  Yörük ya da Yürüyen. Hangi adla anılırlarsa anılsınlar hepsi aynı kapıya çıkar. Göçebe hayatı sürerek hayvancılıkla geçinen insanlar diye biliyoruz onları.

Güneydoğum Derneği olarak yıllardır sorunlarını dile getirmeye çalıştığımız kesim. En son Eylül 2012 ayında yaptığımız Karacadağ’daki “Göçer Buluşması” etkinliğimizden sonra bir daha bu konuya eğilmeme kararı almıştım. Nedenini burada detaya inerek anlatmak istemiyorum. Çünkü orada yaşananları orada bıraktım. Belki o çevreyi çok iyi tanımadığımız için bizim de sonucunu düşünemeyeceğimiz, salt iyi niyete dayalı, hata demeyeceğim ama tecrübesizliğimiz olmuş olabilir. O zaman en çirkin saldırılar, yazılarımın altında hakarete varan yorumlar, gene kimden olduğunu iyi bildiğim ve göçer olmayan bazı art niyetli kişiler tarafından yapılmıştı.

Sonrasında, Karacadağ Göçerleriyle irtibatımız, onların ısrarı üzerine devam etti. Eyüp Ağan, Seydi Kılıç, Kadri, Maruf, Sinan, Hüseyin, Mahmut ve diğerleri. Önde gelenleri bir süredir ısrarla arıyor, yeni bir sorundan bahsediyorlar ve kendilerine destek vermemizi istiyorlar. Daha eski sorunları çözüm bulmamıştı ki yeni sorunlar çıkıyor... Eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşım zorlukları, kışlak ve yazlık sorunları, üreticiye dair birçok destekleme ve pazarlama sorunları.

 En son gündeme gelen yeni sorunlarına bakalım şimdi Karacadağ Göçerlerinin:

Yıllardır, belki de asırlardır bu dağı yazlık olarak kullanıyorlar, yazları yayla olarak buraya çıkıp kışları kışlaklara iniyorlar. Buradaki devletin meralarını bile elinde tutan nüfuz sahibi kişilerden kiralayarak kullanıyorlar. Şimdi bu meraları da kullanmalarının önü tıkanıyor. Karacadağ’ın Diyarbakır tarafında bulunan Alatosun Beldesinin sakinleri, bu bölgenin ağaçlandırılmasını istiyor, böyle bir proje geliştiriyorlar ve proje kabul görüyor, ağaçlandırma başlayacak. Tabi orman vasfı taşıyan yerlerde otlatmak yasak. Dolayısıyla bu kesimdeki meralar göçerlerin kullanımından alınıp orman yapılmış olacak. 

Bu insanların zaten mera sorunları vardı. Bu insanların zaten yaylak-kışlak sorunları vardı. Ve biz bu sorunları defalarca işledik, ilgili makamları defalarca rahatsız ettik belki. Devlet bu üretim sektörünün daha iyi koşullarda devam etmesini istiyorsa bu göçerlerin sorunlarına duyarsız kalmamalı dedik. Göçerleri yerleşik hayata geçirmeyin ama yarı yerleşik yaparsanız daha iyi bir üretim sektörü yaratmış olursunuz dedik. İskan Kanununu irdelik, o kanunda yeni düzenleme önerdik. Devlete ait meralar düşük kredilendirmelerle bu insanlara tahsis  edilebilir dedik. Her kurum, her bakanlık bu benim işim değil diye baktı olaya. Ve bu insanların temel sorunları çözüm bekliyorken bir de onların para vererek, kiraya tutarak sürülerini otlaktıkları meralar ellerinden alınmaya, orman yapılmaya çalışılıyorsa bunun anlamı nedir?

Orman konusunda, ağaç konusunda en hassas insanlardan birisi olarak bu konuya değiniyorum. Orman yapılacak bir alanın orman yapılmasına karşı değilim ama o ormanlık alan bir üretim kesimini baltalamak içinse, birilerinin ekmeğine engel olmak içinse bunu eleştirmemek mümkün değildir. Her tarafa ağaç dikelim, her tarafı orman yapalım, tüm ülkeyi yeşile çevirelim ama doğru politikalarla. Kaldı ki, büyük şehirlerde bile, azıcık ormanın, ağacın olduğu yerlerdeki ağaçları kesip içine binalar dikiliyorsa, yapılaşma oluyorsa, öncelikle ağaç dikme politikamızı gözden geçirmemiz lazımdır.

Göçerler, eskiden beslenen hayvan sayısı çok fazla iken, destek görmemeleri yüzünden hayvan sayısının çok düştüğünü belirtiyorlar. Gerçi bu alandaki gerileme sadece onlarda değil, tüm Türkiye için geçerli.

Karacadağ’da göçerlerin sürülerini otlattıkları meralar şayet orman yapılıyorsa buradaki niyeti iyi okumak gerekir. Bu insanlara yer tahsis edilmesi, kışın kışlaklar için yer sağlanması, yani tapulu yerlerinin, göçer köylerinin olması, yazın da yaylalara çıktıkları zaman devlete ait meralara kira vermeden o meraları kullanmaları için devlet kendisine düşeni yapmalı. Biz hep bunu söyledik, bunu savunduk. Batıdaki göçer için de, doğudaki göçer için de bu böyle olmalıdır. Karacadağ’ın göçerinin sorunlarının aynısı Ege’nin göçerinin de, Torosların göçerinin de, Siirt-Bingöl-Diyarbakır göçerinin de sorunudur. Biz diyoruz ki; göçerleri yarı yerleşik hayata geçirin, hem onların sorunları çözülsün hem de bu sektör daha iyi şartlarda sürüp gitsin. Bu önerilerimiz dikkate alınsa da çözüm bulmadığı gibi, meraları orman yapma mantığını doğuruyorsa bu doğru değildir ve devlet bunu görebilmelidir.

Ya da başka bir çözüm yolu olabilir. Başka yörelerdeki göçerlerin savunduğu bir konu mesela. Ormanlar sürülere yasak olmamalı. Koyun- keçi sürüleri yetişmiş ormanın içinde ağacı yiyemez. Ama dipteki otları yiyerek doğal temizlik de yapmış olur. Ormanlar belli bir düzeye ulaştıktan sonra sürülere açık olabilir.

 Başbakan bile göçerlerin sorunlarına değinip çözeceğim diyorsa, göçerlerin sorunları çözüm bulacağına neden yeni sorunlar doğuyor?

 08.04.2013 / duygusucuka@hotmail.com

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star