Şeyhmus İDRİSOĞLU

HERKESİN BİR HİKÂYESİ VAR


Şeyhmus İDRİSOĞLU
15 Kasım 2011 Salı 23:34
Bugün farklı bir yazı yazmak istedim, biliyoruz ki nihaiyi sonuç olan yaşlılık, bir gün kapımıza gelecek, gelecekte ne önlem aldık nasıl yaşayacağız, kendimizi nasıl güvenceye almamız gerektiğini hiç düşündük mü?
Geçenlerde, herkes uykuda iken, deyim yerinde ise sabahın kör karanlığında fotoğraf çekmeye çıktım, çıkmaz olsaydım. Yaşlı bir amcayı parkta yalnız başına düşünceli haliyle görünce biraz sohbet, birkaç kare fotoğrafını çekeyim dedim. Selam vererek yanına yaklaştım. “alaküm selam “ deyince hemen sordum. “Hayırdır amca sabah sabah bu soğuk havada, parkta ne işin var” diye sorunca “hiç oğlum can sıkıntısı işte” deyip, savuşturmak istedi. Konuşkan tatlı sohbet biri olduğunu hissedince yanına sokuldum.


Beni kendine yakın bulmuş olacak ki; “ben hayatımı çocuklarıma ve eşime adadım. Çocuklar büyüdü, hepsini ev bark sahibi yaptım. Gücüm yetiğince sermaye verip iş sahibi oldular. Bende köroğluyla (eşimle) yalnız kaldım. Çoluk çocuk yuvadan uçtu, kafamızı dinleriz, son ömrümüzde böyle geçer, derken ne kadar yanıldığımı anladım. Çünkü hayatımın bir hatasını da çok sevdiğim, güvenip değer verdiğim. Bu güne kadar ekmeğim kadar acı ve sevinçlerimi bölüştüğüm  kadınımın üstüne evi tapu etmiştim.”


Anlatmaya devam ederken, ihtiyarın yüzüne baktım.  Gözleri doluyor, yüzü buruşuyorsa da şirinliğinden bir şey kaybetmiyordu.   “Yaşlılık bu ya karımla kimi tartışmalarda hemen karşıma diklenir oldu. ilk sözü de; hadi defol, nere gidersen git ev benim tapumda değil mi?” deyip beni sokağa sürer oldu. Çocuklar gelir  annemizin yaşlı olduğunu, onun idare etmeski gerektiğini söyler beni getirirler kimsesiz biri gibi evin bir köşesine oturtur ve çekip giderler.


İşte herkesin bir hikâyesi var. Çevremizden duyarız kimi zaman komik, kimi zaman trajedik olayları.


Zaman öyle hızlı akıp gidiyor ki, yaşlanmaya hazırlanın! Bugün bile yarın için yaşlı olacaksınız. Bir bakacaksınız titriyor artık bacaklarınız. Yaslanacak kaç kişi olacak yanınızda? Peki ya görmekte zorlandığınız için el yordamıyla bulmaya çalıştığınız gözlüğünüzü kim uzatacak size? Kim bilir...
İşte olumsuz örneklerle dolu dünyada, göz açıp kapayıncaya kadar olmasa da geriye dönüp baktığınızda akıp giden senelerin hızına şaşacaksınız. Dün gibi gelecek her sözünüzün, eşiniz ve çocuklar üzerinde emir sayıldığı günler. Ne çok hata yaptığınızı boğazınıza düğümlenen hıçkırıklarla anlayacaksınız, geri dönülmez bir gerçekte boğularak.

Yılar özene bezene beslediğiniz egonuzu harap edecek, renkler azalacak o sevdiğiniz dünya grileşecek, sık sık göreceğiniz beyaz gömleklilerden medet umacaksınız. Sevgilinizin adı doktor ve ilaçlar olacak.


Gözleriniz, her an emekle büyüttüğünüz çocuklarınızı arayacak, arayıp sorsunlar, yanında görünsünler azıcık, dosta düşmana karşı ama yoklar yanılacaksınız. Belki soranlara anlatamayacaksınız, vefasız emekle büyüttüğünüz yavrularınızı kahrolacaksınız. İçiniz ağlarken gözyaşlarınızı gömleğinize akıtmadan içinize gömeceksiniz. Şimdi soracaksınız, “ne bu karamsarlık, bu ruh hali” bilmem belki de parkta gördüğüm adam veya en yakınımızdaki insanların böyle hikâyeleri vardır. Bu Ahmet olur, Mahmut olur veya bir başkası. Yüzünüzden gülücükler eksilmese de soyadınız ne olursa olsun, Hepimizi bir acı son beklemektedir.


Bizim kuşağında yaşlanmasına az kaldı. İddialı konuşmak gibi bir niyetim yok. Lakin tedbir benden takdir yüce rabbimizindir.  Kimseden medet ummadan kendimi ona göre bir uğraşa koymuşum. Yaşlılığımda etrafımdakilerden sıfır beklentiyle hazırlıyorum kendimi geleceğe, umarım başarırım. Yine de yarının sahibi biz değiliz. Ne oldum değil ne olacağım demeyi bilmeli insan.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star